41
ekim
2013
***
Yaşadığım şehirde, yani İstanbul’da ye-
diklerimi, içtiklerimi, kullandıklarımı gitti-
ğim şehirlerde tekrar etmek istemem. Her
boyutu ve yönüyle o şehri yaşamak isterim.
Ne kadar oralı olabilirsem, o kadar mutlu ve
memnun olurum.Mesela lokantaya gidiyor-
sunuz, garson arkadaşlar İstanbul’da da olan
içecekleri sayıyorlar.Onları içtikten sonra ne
kadar İstanbul’dan ayrılmış olabilirsiniz ki?
O şehre has yemezseniz, içmezseniz, min-
derine oturmazsanız, o şehri doyasıya nasıl
yaşarsınız ki? O şehirde bunları yapamıyor-
sanız, kusura bakmayın, sadece görüntüler
kalıyor. Kartpostal gibi seyreder seyreder,
evinize dönersiniz. Zira o şehrin kültürü
bunlardan meydana geliyor ve kültür ve de
şehir halkı birbiriyle etkileşerek birbirlerine
şekil veriyorlar.
Ardahan’ımızın balını tatmadan, Siirt’in
büryanına uzanmadan, Kilis’in Cen-
net Çamuru’na dilinizi bulaştırmadan,
Kırşehir’in bamyasına kaşık sallamadan,
Kırklareli’nin acı soslu köftesiyle yıldızları
saymadan, Konya Seydişehir’in etli ekme-
ğini katlayıp mideye göndermeden veya
Akçaabat’ın tek tabakta balık ve köftesine
yumulmadan ora insanını nasıl anlayabi-
lirsiniz? Hamburger-kola ikilisiyle bu işler
olmaz.
Yerel seçimler bütün hızıyla gündemi-
mize doğru girmeye başladı. Suriye olayı ve
Suriye’den gelen misafirlerimizin durumu
da Türkiye’nin geneliyle ilgili bir gündem
oluşturuyor. Eğitim, istihdam, Çözüm Sü-
reci, Gezi Parkı sonrası durumlarsa benzeri
sohbet konuları. Bu konudaki gözlemleri de
yerinizde olsam rahatlıkla genellerim. Yerel
seçim gözlemlerini ise en sona bırakayım da
biraz merak ettireyim…
Siyaset konusunda bir durulma var. Eski-
den var olagelen “Siyasete gireyim de çoluğu
çocuğu işe sokarız, ihale alırız” beklentileri,
yerini yavaş yavaş başka bir beklentiye bı-
rakıyor. Yeni beklenti de “Toplumda saygın
bir yerim olsun” isteği...
Çevrem olsun. Bir networkum olsun…”
İstihdam konusunda torpil olamıyor. KPSS
var. Siyasetle iş almak hiç de gerçekçi değil.
Zira ihale şartları o kadar ağır ki o işlemle-
ri yaptıktan sonra zaten ihaleyi alıyorsun…
Siyasetin kahrı bu işler için çekilmez.
Çözüm Süreci’nden halk memnun. Süre-
ce karşı çıkmakla kendini konumlandırmış
birçok vatandaş, tükürdüğünü yalamamak
kabilinden karşı çıkıyor buna. Lakin gerek-
çeleri, yüksek sesle söylenebilecek cinsten
değiller. Taraftarlar şunu rahatlıkla söy-
leyebiliyor: “Terörden dolayı geçen sene,
aynı sürede can kaybı 600’den fazlaydı. Bu
sene kaç? Sıfır! Peki, ne gibi bir taviz ver-
dik? Hiç…”
Risksiz düşünce:
Yanlış düşünce
Tablo bu… BDP, Çözüm Süreci’nden
nemalanmaya çalışıyor. Ona karşı çıkanla-
rın cümlesi de şu: “Bu huzur ortamı sizin
sayenizde olsaydı, önceki hükümetler dö-
neminde de yapardınız. Terör örgütü cep-
hesinde değişen bir kişi veya şahıs var mı?
Hepsi aynı. Türkiye tarafında değişen var:
Hükümet...” Hâsılı BDP, bundan sonra
hizmet yapmadan oy alamaz.
Eğitim konusunda herkesin kafası karı-
şık. Maalesef Milli Eğitim Bakanlığı, bıra-
kın toplumu, kendi camiasını da bir hedefe
kilitleyememiş. Belirsizliğin bir an evvel
giderilmesi lazım. Ebeveynler çocuklarıyla
ilgili bir gelişim planı yapamıyorlar. Ama
güzel bir hassasiyet gelişmiş: Herkes geliş-
meden, geliştirmeden, bu memlekette ya-
tarak, yalanla, dolanla bir iş yapamazsınız.
3
milyon civarında insanımızın -hele
hele 18-40 yaş arası bir nüfusumuzun- me-
mur olmak için KPSS’ye girmek istemesi
birkaç boyuttan olumsuz bir durum. Bu in-
sanlarımızın memuriyete geçmek isteme-
leri “Sıfır risk istiyorum” anlamına geliyor.
Hâlbuki hayat sıfır risk değil. Yalancıktan
riskler ancak lunaparklarda olur. İş, evlilik
veya seyahate çıkmak birer risktirler. Bir
sosyal çalışma yapmak isterseniz, o dahi
asla risksiz olmaz. Risksiz hayatın getirisi
de çok küçük olur. Kural: Risk yükseldik-
çe kâr marjı da yükselir. Ne yani, şimdi bu
3
milyon vatandaşımız diplerde mi hayat
sürmeliler? Bence yanlış olur. Hatta çoğu
kollarını sıvayıp, risk alarak başka ülkelere
gitmeli, oralarda iş kurmalılar. Büyük ka-
zanmalı, kartallar gibi yaşamalılar.
Kabak tadı almadan…
Demokrasi Paketi ciddî bir memnuni-
yet getirmiş. İnsanlar bu sorunları konuş-
maktan, sorunları yaşamaktan artık bıkmış.
Derler ya, kabak tadı vermiş. Artık bundan
sonra insanımız, işine gücüne bakacak, böy-
le tuhaf problemlerle uğraşmayacak. Yok
Kürtçe konuşulsun mu?”, yok “Başörtülü
çalışsın mı?”, yok “Baraj düşsün mü, kalksın
mı?”... Artık böyle kronikleşmiş, nereden
çıktığı belli olmayan, kimsenin hayatını da
daha iyiye götürmeyeceği belli olan prob-
lemleri kapatıp hayatımıza devam edeceğiz.
Bu konularda da ülkede bir rahatlama var.
Gelelim yerel seçimlere...AK Parti arada-
ki farkı daha da açarak ipi göğüsleyecek gibi
görünüyor.Güneydoğu’daki AK Parti teşki-
latları çok ümitli. Kırklareli’nin performansı
beni çok etkiledi. Toplantıları çok coşkulu
yapıyorlar. Partililerin söylediği şu: “Diğer
partiler gibi birbirimizin ayağına çelme ta-
karsak, aday olanın arkasında dim dik dur-
mazsak, aday olan kişi kibirlenir de ‘Alçak
dağları ben yarattım’ derse, vatandaşlarımı-
zın gönüllerini fethetmeye yoğunlaşmazsak,
o partilerin durumuna düşer ve seçimlerde
arzu ettiğimiz neticeyi alamayız.”
Bence de haksız değiller. Adaylar önem-
li…Genel Merkez seviyesinde siyaset yap-
mış biri olarak şunu paylaşmak istiyorum:
Genel Merkez, vatandaşı sövdürecek birini
aday yapmak istemez. Seçimi alamayacak
kişinin semtine bile uğramak istemez. Hele
genel seçimlerde bölgedeki oyu arttırama-
yacak vizyon ve performanstaki birini gör-
mek bile istemez. Teşkilatıyla kavgalı birini
de kapıdan içeri sokmaz. Bunları belirleme-
nin yolları ise anketler, yerel kanaat önder-
leri, temayül veya parti içi yoklamalarla üst
yönetimin kanaatleri ve milletvekillerinin
görüşlerini almaktır. “Biri diğerinden daha
önemlidir” denemez. Ama halkın önem
vermesine binaen, anketlerde iyi çıkmakta
fayda var.
Bunlar gibi pek çok gözlemimiz oldu. Bir
kısmını burada paylaştık, bir kısmını da ilgi-
li yerlerle paylaşıyoruz. Dileriz, insanımızın
istikbalini daha iyi hale getirecek çorbada
tuz misali katkımız olur.
YEREL SEÇİMLER BÜTÜN HIZIYLA GÜNDEMİMİZE DOĞRU GİRMEYE BAŞLA-
DI. SURİYE OLAYI VE SURİYE’DEN GELEN MİSAFİRLERİMİZİN DURUMU DA
TÜRKİYE’NİN GENELİYLE İLGİLİ BİR GÜNDEM OLUŞTURUYOR. EĞİTİM, İSTİHDAM,
ÇÖZÜM SÜRECİ, GEZİ PARKI SONRASI DURUMLARSA BENZERİ SOHBET KONULA-
RI. BU KONUDAKİ GÖZLEMLERİ DE YERİNİZDE OLSAM RAHATLIKLA GENELLE-
RİM. YEREL SEÇİM GÖZLEMLERİNİ İSE EN SONA BIRAKAYIM DA BİRAZ MERAK
ETTİREYİM…