36
ekim
2013
Orhan Mücahit
Siyaset
haber
ajanda
>>Diğer bazı örgütler de yaz
döneminde boş durmayarak “eği-
tim faaliyetleri”adı altında kamp-
lar kurarak kendilerine “militan”
yetiştirmeye devam ettiler. Bu
arada belirtmekte fayda var ki
Emniyet Teşkilatı’nın olumlu gi-
rişimleri ile bazı kamplar gerçek-
leştirilemedi. Özellikle aileler ile
görüşen yetkililerin o görüşmeleri
neticesinde bu örgütler, istedikle-
ri kalabalığı toplayamadılar.
Peki, bütün bu eylemler sonu-
cunda eylemciler ve eylemcilerin
arkasındaki şer lobileri acaba
amaçlarına ulaşabildiler mi? Net
bir şekilde görülüyor ki kısa va-
dede istediklerini elde edemedi-
ler.Genel olarak halk,kurulan bu
kirli tezgâhı fark ederek provaka-
tif eylemlere katılmadı. Eylemler
AK Parti’yi devirmeyi, en kötü
ihtimalle zor durumda bıraka-
rak erken bir seçime gidilmesini
amaçlıyordu. Erken seçim kararı
alındığında ise yine aynı yöntem-
leri devreye sokarak halkı çeşitli
yollarla etkileyip AK Parti’yi en
azından muhalefete göndermeyi
istiyorlardı.Bu plan tutmadı.Ey-
lemlerin arka planı ve asıl senar-
yo deşifre edildikçe Hükümet’e
olan destek aksine güçlendi.
Evet, iktidar partisi ciddî ma-
nada zarar görmedi. Ancak bu
eylemler, ülke ve toplum olarak
maalesef bizlere büyük zararlar
verdi. Öncelikle eylemler sıra-
sında meydana gelen ölümler
gerçekten çok üzücü oldu. Ölen-
lerin -hangi kesimden olursa
olsun- sonuçta hepsi de Türkiye
Cumhuriyeti’nin bir ferdi, bir va-
tandaşıdır. Ne acıdır ki gencecik
insanlar, bir şekilde kandırıldılar
ve yaşamdan koparıldılar. Yine
AĞIR SİLAHLARLA
BEDENLERİ PARÇA-
LANAN İNSANLARI
GÖRÜNCE YÜREĞİ SIZ-
LAMAZ MI İNSANIN?
KİMYASAL SİLAHLAR
SONUCU BABASININ
KOLLARINDA, AN-
NESİNİN KOYNUNDA
ÇIRPINA ÇIRPINA CAN
VEREN YAVRULARI GÖ-
RÜNCE KAHROLMAZ
MI İNSAN? KENDİNİ O
BABANIN VEYA ANNE-
NİN YERİNE KOYMAZ
MI? ÇARESİZLİĞE OR-
TAK OLUP, HİÇ OLMAZ-
SA İKİ DAMLA GÖZYAŞI
DÖKMEZ Mİ? ELLERİN-
DE SADECE KUR’AN
OLAN İNSANLARIN
MAKİNELİ TÜFEKLER-
LE TARANMASINA
RAZI OLABİLİR Mİ BİR
İNSAN? 17 YAŞINDA
GENCECİK BİR KIZ SNİ-
PER TARAFINDAN VU-
RULDUĞUNDA, KENDİ
YÜREĞİ DE KANAMAZ
MI İNSANIN? YA DA
ACILI BABASININ YAZ-
DIĞI MEKTUBU DİN-
LEDİĞİNDE GÖZLERİ
DOLMAZ MI?
çok acıdır ki olaylar sırasında
bir de polisimiz şehit edildi. Bu
ölümlerin hiçbiri kolay kolay
unutulmayacak. Bunun yanında
özel mülk ve kamumalına da bü-
yük zararlar verildi. Türkiye’nin
yurtdışındaki itibarı zarar gördü.
Esnaf da, turizm şirketleri de
zarar etti. Yani kısacası, kısa ve
uzun vadede ekonomimiz ciddî
zararlar gördü, hatta görüyor.
Peki, bu kadar zararın yanın-
da asıl önemlisi ne, biliyor mu-
sunuz? Asıl önemlisi, toplumsal
bütünlüğümüzün zarar görmesi.
Övündüğümüz o “farklılıkları-
mızın, kültürümüzün ayrılmaz
birer parçası ve zenginliğimiz
olduğu bilinci” zarar gördü. Bu,
hakikaten en önemli kaybımız.
Farklılıklarımız, olaylar kar-
şısındaki tutumumuzla birlikte
derinleşti. Hepimizin çevresin-
de farklı inançlara sahip, farklı
siyasî görüşleri destekleyen, hat-
ta farklı alt kimliklerden gelen
akrabalarımız,
arkadaşlarımız
var. Fakat ben, hiçbir dönemde
farklılıklarımızın hiç bu kadar
ön plana çıktığını görmemiştim.
Konuştuğum,
düşüncelerimi
paylaştığım birçok kişi de aynı
şekilde düşünüyor. Özellikle ile-
tişimimizin önemli bir parçası
haline gelen sosyal medya yolu
ile yapılan paylaşımlar, toplumsal
O
KULLARIN
açıldığı Eylül ayı ile bera-
ber eylemler yeniden başladı. Eylül
ayında eylemlerin başlayacağı ve
artarak devam edeceği çok önceden
haber alınmıştı. Olayların bahanesi
olarak öne sürülen Gezi Parkı, yaz
döneminde birçok kez açıldı ve kapa-
tıldı. Parkın, her açıldığında belirli bir
kesim tarafından derhal provokasyonlar yapılarak, “bilerek
ve isteyerek” yeniden kapatılması sağlandı. “Mesele zaten
Gezi Parkı olmadığı için”, parkın sürekli kapalı olması da bu
kesimin işine geliyor.
birseçenekmidir?