35
ekim
2013
Mehmet Serhat Bıçak
Peki, böylesi bir ortamda ana muhalefet partimizin gerçekleştirdiği Suriye, Irak ve Mısır ziyaretlerini nasıl yorumlayabiliriz? İşte CHP’nin düştüğü siyasal trigonometrik yanlış
buradadır. CHP, izlediği sığ diplomasi hareketi sonucunda bu halkın teveccühünü mü kazanacağını sandı?
o gerçekliği veren açıya kurmalısınız demek
bu. Mesela ortada bir politik müsabaka ve-
riyorsanız, tribünleri dolduracak halkın sizi
farklı farklı değil, eşit, net ve doğru şekilde
görmesini sağlamalı, en alttakiyle en üst-
tekinin bakış, görüş ve algı farkını ortadan
kaldırmalısınız.
İşte böylesi bir tasarımla karşısına çık-
tığınızda halkın, onun sizi izleme ve hatta
destekleme zevkini de yanınıza almış olur-
sunuz. Karşınızdaki sizin gibi bir ayarlama
kurmadı veya kuramadıysa eğer, sizinle karşı
karşıya geldiği o müsabakada galip gelmek
için türlü alternatif yollara başvurabilir.Evet,
böylesi de olabilir ama o tarafın destekleyeni
olur mu peki?
Şu günlerde Ortadoğu’da seyreden yük-
sek gerilim ve Suriye ile bir savaşa girilip
girilmeyeceği ve de Mısır’la olan ilişkilerin
hangi seviyelerde götürüleceği tartışılırken,
toplumumuz üzerine yapılan bazı araştır-
maların sonuçlarına bakmamızda ve gös-
terilmeyenlere değinmemizde ayrıca fayda
var. Türk halkının Suriye ile girilecek olası
bir savaşa karşı takındığı tavrı analiz etmek
için yapılan araştırmalar, halkın büyük
çoğunluğunun böylesi bir savaşa girilme-
mesini istediğini belirtiyor. Bu sonuç çok
doğal. Öyle ya, neden savaş istesin ki halk?
Huzurundan, sağlığından, hayatından bir
zoru mu var ki savaşa girişmeyi istesin veya
desteklesin?
Yalnız bu, araştırmaların medya tara-
fından gösterilen tek yüzü. Eğer araştırma
şirketleri “Esed’in tutumunu nasıl değerlen-
diriyorsunuz?” gibi bir soru sormadıysa, bu
da yapılan araştırmanın en büyük eksikliği-
ni gösteriyor demektir.Çünkü halkın Esed’e
bakışıyla durduk yere bir savaşa girmeye ba-
kışı asla aynı değildir.Türkiye’nin savaş iste-
meyen tavrına sahip halkı, Esed’in de nasıl
bir zalim olduğunda hemfikirdir.
CHP’ningöremediği veya
görmek istemediği
Peki, böylesi bir ortamda ana muhalefet
partimizin gerçekleştirdiği Suriye, Irak ve
Mısır ziyaretlerini nasıl yorumlayabiliriz?
İşte CHP’nin düştüğü siyasal trigonometrik
yanlış buradadır.CHP,izlediği sığ diplomasi
hareketi sonucunda bu halkın teveccühünü
mü kazanacağını sandı?
Belki de basit bir hendese hatasının net gö-
rüntüyü nasıl bozduğunu aktarmalıyız. De-
dik ya, tanjant 45 değeri 1’i verir diye ve ge-
ometrik açıların en büyüğü de 360 derecedir
hani; işte CHP, “Ben bu gerici AK Parti’nin
her zaman ilerisindeyim.O varsın da 45 alsın
açısını, ben en büyüğünü, yani 360 derecelik
ayara kendimi kuracağım” deyince, ortadan
CHP’ye dair ters ve anlamsız bir görüntüden
başka bir şey konulamadı. Doğru ya, tanjant
45
derece 1’e, tanjant 360 derece ise 0’a (sıfır)
eşittir. Dolayısıyla CHP’nin bu ziyaretlerden
dolayı halktan kendisine gelecek kazanım sı-
fırdır, hiçtir, yoktur…
Tam da ilahiyat fakültelerinden felsefe
dersinin kaldırılıp da tekrar yerine konuldu-
ğu şu günlerde böylesi bir mantık buhranı
yaşayan bir partinin, kendine, taraftarlarına
ve nihayet ülkesine acı çektirmesinin gaye-
sinde ne vardır Allah aşkına?
Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet
Davutoğlu’nun “komşularla sıfır sorun”yak-
laşımını “Sıfır komşu, sıfır sorun”muhabbe-
tiyle itibarsızlaştırmaya çalışmanın anlamını
çözümlemekte güçlük çekiyorum! Oysa
Davutoğlu, “Komşuların despotik rejimle-
riyle değil, halklarıyla sıfır sorun peşindeyiz”
diyerek meseleyi en düz, en net ve en açık
şekilde izah etmiyor mu?
Yeryüzündeki hiçbir noktada bir savaşın
olmaması için memleketimizdekilerden
mantık” ve mantıklı davranışlar sergileme-
lerini bekliyoruz. Her şeyi net görmek, her
şeyden eşit şekilde istifade etmek için…Bu
görevi sadece iktidar üstlenemez; öyle ya,
muhalefet, bu görevi iktidardan da daha çok
yüklenmelidir.
Tasarım gücünüzün azaldığı yerde, baş-
kalarının tasarımlarını kabullenmek zorun-
da kalırsınız. O zaman gelecek size uzak
olur. Fakat bizim medeniyetimiz için uzak,
uzakta olan”demek değil, “yakınında olun-
ması gereken” demektir…