26
ekim
2013
ruyarak AK Parti içindeki etki yüzdeliğini
genişletmek yerine “oy rejimi” basitliğinde
hesap yapmanın açmazı olarak AK Parti’ye
katılarak kendi oy yüzdeliğini bile sıfırla-
mıştır. Sonuç olarak oyun demokratikleş-
mesi, bir partinin etki yüzdeliğinin aldığı
oyun üstünde seyrederek diğer partiye ait
oyun içinde varlık gösterebilmesidir.
Partilermi,krizmipaketlendi?
Demokratikleşme Paketi’nin “oy’un için-
de oyun”olduğunu ileri sürenler de var.Mu-
halefet, sürpriz bir tuzak algısı içinde tem-
kinli konuşuyor. Kim bilir, belki de oyunları
ve hatta oyları bozulacağı için panik için-
deler. Oysa paket, özü itibariyle toplum ve
partilerin özgüvenini dillendirmektedir.
Her bir madde, muhtevasıyla “Seçenekler
içinden birini seç” teklifi değil, daha da faz-
lası olan “Seçeneğini oluştur”davetidir. Peki,
AK Parti dışında “seçenek” peşinde olan var
mı? Var: BDP…
BDP, ilk defa Kürtlerin AK Partisi ol-
maya mahkûm bir sürece itilmiş durumda.
Ne demektir şimdi Kürtlerin AK Partisi
olmak? Bu, şu demektir: Kürt olmayan ve
BDP’ye oy vermeyen partilerin oy yüzde-
liğindeki etki gücünü oluşturmak ve arttır-
mak durumundadır BDP. Bu da BDP’nin
Kürt olmayanlardan da oy almaya mahkûm
bir siyaset üretmesini kaçınılmaz kılıyor.
Demokratikleşme Paketi BDP’yi dağ
siyasetinden şehir siyasetine ve ülkenin
batısındaki etki gücünü arttırma fırsatı ve
özgüven testine tâbi tutuyor. Fakat BDP,
oy rejimi” dönemi partisi kalmakta ısrar
ederse, etki gücünü silahtan alan sığlığına
devam edecek ve bu da yerel seçimlerde AK
Parti’nin BDP’yi sadece sandığa değil, tari-
he de gömmesiyle sonuçlanacaktır.
Oy”un içinde sürekli oyun arayan (kişi
başkasını kendi gibi bilir) CHP, Gezi olay-
larındaki ilk 48 saat içinde görünür olan
oyun demokratikleşme gösterilerini hemen
oy rejimine dönüştürme provakasyonuna
yönelmeseydi, bugün istisnasız bütün par-
tilerin yüzdeliğinde oluşturduğu etki alanı
ile yeni bir CHP umut olacak ve “yeni par-
ti” imajını taşıyacaktı. Hatta 48 saat içinde
olanların AK Parti’nin dalgınlığına gelmesi
(
sonrası muhalefetin bildik oyun içinde ara-
nan oy hesabı olduğu için çabuk uyandı),
az kalsın paketlenen demokrasi dönemine
geçilecekti. Bu bağlamda Demokratikleşme
Paketi’nin hazırlanış ve sunuş şekline bak-
tığımızda Gezi tecrübesinin etkisini açıkça
görüyoruz.
Kriz-paket bağına gelince... Türkiye’nin,
kriz”denince sadece ekonomik kriz kültürü
olan bir topluma sahip olduğunu görüyoruz.
İnanç ve/veya Kürt krizini bile “Dış güçle-
rin hainlerle iş birliği” diye okumakta ısrar
etmesinin sebebi de aslında kendi oyunun
etki yüzdeliğini sıfırlayan, tam bir demok-
rasi cahili bırakılmasındandır. Bu cehalet,
kuşkusuz oy rejimini ayakta tutmaya çalı-
şanların güncellenen oyunlarından sadece
birinin sonucudur.
Aslında AK Parti’yi iktidara taşıyan hal-
kın, vurgu için kullandığım “paketlemek”
ifadesi içinde bir mesajı vardı: “Kriz iste-
miyorum. Önce ekonomik kriz, sonra da
her şeyi krize çeviren siyaset dilini istemi-
yorum.”
İlk “balkon konuşması” da aslında bu
dönem açıklanan paketin sepetle aşağıya
sarkıtılması metoforudur. Zaten kafaları da
karıştıran bu olmuştur. Çünkü alışık oldu-
ğumuz davranış, sepetin balkondan aşağıya
boş indirilmesi ve dolu olarak yukarı çıkarıl-
masıdır. Oy rejimi, her zaman “Koy sepete”
taktiği içinde yürüdü. Oysa oyun demokra-
tikleşmesi demek, projelerin ve değişiklikle-
rin balkondan aşağıya indirilmesi ve halkın
dolu sepeti alıp yine paketi/oyu demokra-
tikleştirerek dolu balkona göndermesidir.
Doğrusu AK Parti, ilk defa bu paketle bal-
kondan dolu sepet indirmiştir. Cevabı da
dolu dolu olacaktır.
Başbakangidicimi?
Muhalefetin on bir yıldır gördüğü bir
rüya bu. Sorun, Başbakan’ın gitmesi değil
-
ki ölümlü dünyada herkes bir gün gidecek-,
giderken beraberinde neleri götürecek?
Her fani kul gibi beraberinde ahirete gö-
Dosya
haber
ajanda