24
ekim
2013
iradenin önünde krizler yumağı var.
AK Parti iktidara geldiğinde, bu yumağın
ucunu bulmak zorundaydı.Yumağın ucu ise
krizleri demokratikleştirmek”teydi.Krizleri
demokratikleştirmek, en sade ifade ile “Her
sorunu rejim krizine evriltme zihniyetine
son verip, sorunları krize evriltmeden kendi
bağlamında tanımlamak ve çözmektir”.
Türkiye öyle sınırlarla çevrili bir toplum
oldu ki, neredeyse günlük yaşamda tanık
olunan her “fark” hemen bir rejim sorunu,
tehdit ve çatışma deposu oldu. Mesai için-
de Cuma namazına gitmek, komünizmden
bahseden kitap okumak, Kürtçe kaset din-
lemek,Türk Hava Kurumu’na kurban derisi
vermemek -şimdi de “Andımız”- gibi say-
makla bitmeyecek yüzlerce konu…Öyle ki
bu algı üzerinden, örneğin dindar insanların
bile ibadetleri eksik olanları kulluk ve ahlak
krizi kaynağı göstermeleri de aynı mantığın
yansımasıydı.
Nitekim “Rejim elden gidiyor!”veya “Din
elden gidiyor!” jargonu aynı yerden haya-
ta bakan duruşları betimliyordu. Başı açık
olmayı kulluk krizi sananlarla örtülü olanı
milletvekili görmeyi laikliğin yıkılışı sanan-
lar, krizden beslenen zihniyetlerdir. “Di-
nin etrafı günahlarla dolu”, “Ülkenin etrafı
düşmanlarla dolu” şeklindeki “sohbet” alış-
kanlığı, sorunları demokrasi içinde çözeme-
yenlerin, sorunları krize evrilten zihniyetlere
sahip olması sebebiyledir.
Başörtüsü, Kürt, Alevi, Laiklik, Cum-
huriyet konularında yaşanan sorunları her
kesimin kendi dilinde (“oy”unu arttıracak
teknikte) kriz olarak tercüme etmesi, be-
raberinde daha büyük bir sorun yumağını
davet ediyor: “Oy rejimi”...
Dosya
haber
ajanda
Muhalefetin on bir yıldır
gördüğü bir rüya bu. Sorun,
Başbakan’ın gitmesi değil
-
ki ölümlü dünyada herkes
bir gün gidecek-, giderken
beraberinde neleri götüre-
cek?
Gitmiyorum, daha yapa-
cak çok iş var” mesajlarıyla
dolu paketin içinde “Cum-
hurbaşkanlığı seçimi” ve
tümparti seçmeninden oy
alacak şekilde seçileceği
çerçeve var. Bu paket-
ten sonra hiçbir parti, oy
yüzdeliğini koruyarak
Başbakan aleyhinde sonuç
alamayacak. Yani Anayasa
Referandumu gibi yüzde
50
düzeyinde oy çıkmasını
sağlayarak “Toplumun ya-
rısı Cumhurbaşkanı olması-
nı istemiyor” diyemeyecek.
***
Paketin bir “usta”nın
elinden çıktığı ve birçok
kimseyi de çırak çıkardığı
kesin. Hatta kalfa düzeyin-
de seyredenmuhalefeti de
usta olmazlarsa işten çı-
karılacak veya kalfa olarak
emekli olacağı bir sürece
mahkûmettiği açık. Ancak
paketin bir de “zayıf” tarafı
var, darbe alırsa iç kanama-
nın başlayacağı yanları var.
Bu da “Kan dursun, analar
ağlamasın!” temennisi için-
de yürütülen Suriyeme-
selesi ve PKK’nın çekilme
süreci. Ancak pakette silahı
elinden bırakan bölgenin
eline ne alacağına (insan
ve finans kaynakları mo-
deli) ilişkin yasal veya idarî
bir düzenleme (mecburî
hizmet, Doğu bölgesinde-
kilerin özlük hakları ve/
veya personel istihdamına
ilişkin düzenleme vs.) ve
Suriyemültecilerine yöne-
lik yapılandırmamaddeleri
(
oturma izni, mültecilerin
olduğu şehirlerdeki iş ha-
yatına ilişkin düzenlemeler
vs.) yer verilmemiş.
Türkiye, sınırlarını aşan liderlik ve dünya standartlarında bir insiyatif alıyorsa, De-
mokratikleşme Paketi’nde bazı açılımlar yapabilmelidir. Aksi halde paket, bu iki yön-
den darbe alırsa “iç kanama” gerçekleşir, ülkeye yazık olur.