17
ekim
2013
>> Raporlara karşı kendini
savunanmevcut Suriye yöne-
timi, ülkede yıllardır kimyasal
çalışmalar yapıldığını ve bu
kimyasalların sadece depo-
landığını, üzerine yüklenen
suçun başkalarınca işlendiğini
dillendirdi ve kendi numune-
leriyle birlikte BM tarafından
gönderilen heyetin incelediği
bölgenin yine kendilerince
tuttukları raporlarını Rusya’ya
iletti. Demek Rusya demek, BM
demek?! Gerçi her durumdan
da bu çıkmıyor mu?
Rusya’ya numune gönderir,
Çin’e röportaj verirsin, arka-
sından Cenevre’de diplomasi
yumaklarını mıncırırsınmırnav
mırnav… Hatta ve hatta bütün
bunların üstüne bir de rest çe-
kersin… Şu yeryüzünün savaşla-
rı da delikanlılıktan çıkmış. Kim
bilir Köroğlu bu durumu görsey-
di ne derdi? Mesela, “Diplomasi
icat oldu, mertlik bozuldu” der
miydi?
BMbünyesindeki Uluslara-
rası Bağımsız Suriye Araştırma
Komisyonu’nun hazırladığı
rapordaysa doğrudanmevcut
yönetimin “işkencemerkezleri
kurduğu” belirtiliyor. Baas reji-
minin, tutuklanan her muhalife
sürekli vemütemadiyen uy-
gulanan işkenceler uyguladığı
aktarılıyor. Bazen şu küresel
dünyanın bürokrasisinin ülke-
Amerika!..
Büyüksün!..
SURİYE’nin
ıstırap dolu günlerini çocuklar titretirken, BM’nin göndermiş olduğu kimyasal si-
lah tespit heyetinin çalışmaları sonlandırıldı ve BM Genel Sekreterliği’ne sunuldu. Sunulan ra-
poru dünya kamuoyuna sunan Ban Ki-Moon, söz konusu saldırılarda kimyasal silah kullanıldı-
ğınınteyit edildiğini açıkladı.
mizden ne kadar farkı olduğunu
düşünüyorumda hiç bulamıyo-
rum. Hani “Şu şöyle” dediğinde
Öyle hemen o öyle olmaz”
çıkışıyla karşılaşılır ya, işkence-
yi üç yıldır bilmiyor muyduk ki
raporamâl ettiler bu işi?
Günlerce bir büyüğünmu-
hasebesini takip etti dünya.
Büyükmüş… O büyük hakkında
buraya ne yazarsak yazalım,
boş… Büyük başın korkusu da
büyük oluyormuş meğer. Bir
öyle, bir böyle konuşan çok
adam tanıdık da hiç devlet
görmemiştik. Bizimdönem, işte
tamda buna şahit oldu… Ameri-
ka!.. Büyüksün!..
ORTADOĞU’da
gündemSuri-
ye olmuş ve uluslararası kamuo-
yu bu durumu kınamakla hem-
hal olmuşken, Suriye konusu
üzerinde ne yaptığını bilemeyen
ABD’nin önündeki en büyük ör-
nek sanırım Irak’tır. Acaba “Güya
büyüğüm… Oradakilere barış ve
demokrasi götürecektim, ama
nefret ve ayrılıktan başka bir şey
bırakmadım. Şimdi bir de buraya
nasıl girerim?” diyemi düşünü-
yordur? Zira Irak, gün geçmiyor
ki şehirlerinin patlatıldığı, insan-
larının katledildiği bir kabristana
daha çok dönüşmesin…
Taziye çadırlarının dahi
hedef alındığı ve her saldırıda
ortalama 25 kişinin hayatını
kaybettiği günleri yaşayan Irak’a
neler yapılmışmeğer? Öyle veya
böyle gerçekliğini yakalamış bir
toplumun bütün karakteri ve
psikolojisi maalesef iğfal edilmiş.
Irak yandı, yanıyor, yanıyor…
Irak’ta
patlamagünlüğü