15
ekim
2013
Ömer Bekir Sadık //
>> Seçimler sonucu yüzü
gülen ve iktidarın da kapısını
aralayan diğer parti ise Sol Parti
oldu. Benimse bu iki partiyi yan
yana gördükten sonra aklımdaki
devinimdaha da hızlandı, hatta
bir şey beynimi kemirmeye
başladı…
Ne kadar kolay değil mi
Almanya’da iktidarda olan
partinin adını “Hıristiyan
Demokrat” şeklinde anmak?
Nasıl Türkiye’deki partiler, kendi
tasavvurlarındaki Türkiye’yi
oluşturmak ve ülkede birlik,
huzur ve güveni hâkimkılmak
için çalışıyorlarsa, Almanya’daki
partiler de elbette Almanya’nın
birliği, huzuru ve güveni için ça-
lışacaklardır. Peki, birliği, huzuru
ve güveni, doğrudan bir zümreyi
temsil ettiğinizi isminizle de
açıkça gösterdiğinizde sağlaya-
bilir misiniz?
Bu sorunun cevabı
Almanya’da “Evet” şeklinde
cevaplanıyor. Yani bu, şu demek
oluyor: “Hıristiyan; demokrat,
birliği, huzuru ve güven ortamı
için çabalayan ve de kendisine
emanet edilenlerin ihtiyaçlarını
karşılayan kimsedir. Öyle ya,
bakınız, -hangi dinden oldu-
ğunu sorgulamakla yobazlık
edeceğiniz- başkamilletlerden
insanlar da bu olguya güveni-
yor ve bizimle siyaset yapmak
istiyorlar. Ve onların dertleri de
Almanya’nın refahı ve huzuru’
oluyor.”
Ülkemizde bir “Müslüman
Demokrat Birlik Partisi” varlığı
tahayyül etsenize… Yukarıdaki
düşünceyi yerleştirmek için gös-
terilecek özveriyi de düşünün,
ama her şey fuzuli…
Peki, ya Sol Parti’nin “Hı-
ristiyan Demokrat” ile iktidar
paylaşımını düşünebilir miyiz?
Canımülkemizde de böylesi
koalisyonlar yaşandı” diyebilir-
siniz, ama durumların eşit olma-
dığını hatırlatmak isterim. Zira
adında “Müslüman” veya “İslam”
isimlerini kullanan parti ya da
partiler olmadı Türkiye’de. Çün-
kü bizimülkemizde sol, İslam’a
kendini endeksleyerek değil,
İslam’ı kendisine endeksleyerek
yaşar. İşte, işine nasıl gelirse…
Neyse… Almanya’ya yeni ikti-
darı hayırlı olsun. Daha doğrusu
Almanya’daki kardeşlerimize…
Zira onların potansiyelleri, se-
çimzamanlarında “Almanya’nın
birliği ve bütünlüğü için” çok
büyük önemarz ediyor. Seçim-
lerden sonra ise… (Hemde Türk
vekillere rağmen…)
YAKLAŞIK
7
milyongurbetçimizinyaşadığı Almanya’da, genel seçimleringalibi yineAl-
manyaBaşbakanı AngelaMerkel’in liderliğindeki HıristiyanDemokrat Birlik Partisi (CDU)
oldu. Oylarını arttırarak iktidarını perçinleyenpartidenbir vekil de Türk.
Almanya’da galip
yineMerkel
Uçağı kuşatılan
birbaşbakan
Putin’in
stratejikziyaretleri
TRABLUS’tan
Bingazi’ye
uçakla gelen Libya Başbakanı Ali
Zeydan, uçağının silahlı milis-
lerce kuşatılmasının ardından
Trablus’a dönmek zorunda kaldı.
Güvenlik güçlerininmüdahale
ettiği kuşatmada silahlı bir çatış-
ma çıkmazken, böylesi bir olayın
gerçekleşmesi Libya’daki sistem
sorununu gözler önüne seriyor.
Mısır ve Tunus’ta örneklerini
gördüğümüz kökleşmiş eski
sistemlerin sahip oldukları güç,
yeninin hayata geçemeden kay-
bolmasını sağlama adına elin-
den geleni yapıyor. Kendi başba-
kanınıza böyle bir şey yapıldığını
düşünebilir misiniz? Libya’da
oldu ama kimsenin umurunda
olmadı. Demek ki bir süre konuş-
tuğunu çarçabuk unutabilen bir
zamanın içindeyiz.
BÜTÜN
dünya Suriye mesele-
si üzerine ABD ve Rusya’nınmü-
zakerelerine dikkat kesilmişken,
Rusya Devlet Başkanı Vladimir
Putin’in Kırgızistan, Afganistan
ve İran liderleriyle yaptığı görüş-
meler oldukça önemliydi.
Kırgızistan’da düzenlenen
Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 13.
toplantısında bir araya geldiği
Atambayev, Karzai ve Ruhani ile
bu ülkelerle Rusya arasındaki
işbirliğini pekiştirici diyaloglarda
bulundu. Putin’in bu üç ülke
lideriyle yaptığı görüşmenin
detaylarını bilmesek de kestir-
mekte çok zorluk çekildiğini
düşünemiyorum. Zira üçünün
de tamda Rusya’nın “her daim
büyük olma” stratejisinde yerleri
önemli. Ve bir el, önemmerkezi-
ni Asya’ya böylece kaydırıyor…