14
ekim
2013
Dünya
Ajanda
>> 11 Eylül, son on yılın Müslü-
man coğrafyasına işgal getirmiş
olsa da, o 11 Eylül’ü getirenlerin
öğrendiği şey, kendi oluştur-
dukları nefretin kendilerine
dönüş biçiminin sertliği oldu.
Dolayısıyla bir bir çekildikleri
topraklarda bıraktıkları, artık
onları değil de kendi kendile-
rini suçlayacak, dışlayacak ve
canını almaktan çekinmeyecek
silahlı örgütler oldu. Başka bir
deyişle, gittikleri yerlere silah
götürmedikleri gibi barış getir-
me vaadinde de bulunmayarak
taşeronlarını yetiştirdiler.
Kimlikten uzak tutulan İslam,
kendisine giydirilen “radikal”
elbiselere büründürülerek, her
yerde “Müslümanın Müslümanı
öldürmesi” vurgusuna teslim
edilir oldu. “Müslümanın Müs-
lümanı öldürmesi” nasıl olur?
Hıristiyan öldürmez, öldüre-
mez ama Müslüman öldürür.
Yahudi öldürmez, öldüremez
ama Müslüman öldürür!” İste-
nen buydu ve oldu. Müslüman
öldürdü Müslümanı… Kimse
değil, Müslüman öldürdü Müs-
lümanı…
Suriye’de, Mısır’da, Libya’da,
Lübnan’da ve son olarak Kenya
ve Pakistan’da… Müslüman yal-
nızca Müslümanı öldürmüyor
tabiî, Hıristiyan için de, Yahudi
için de hayata kastedici tek
tehdit olma yolunda da ilerliyor.
Öyle ya, onun böylesi bir tehdit
oluşu hiçbir zaman unutulma-
malı, en fazla on yılda bir de
hatırlatılmalı. Hani ülkemizdeki
darbeler ve o darbelerin sebep-
lerindeki “irtica” düzenbazlığı
gibi… Peki, ülkemizle talihini
kıyasladığımdünyanın görmüş
olduğu ne? Şartların olgunlaş-
ması mı? Artık ülkelerin kade-
riyle oynamayı “küçük iş” sa-
yanlar, daha büyük oynayarak
dünyaya mı darbe indiriyorlar
yoksa?
Eş-Şebab diye bir mendebur
çıkıyor ve önce Türkiye’ye, şim-
di de Kenya’ya mı ayar çekiyor?
Bunların eline uydu alıcısı ve-
renler belli. Geçen ay Mogadişu
Büyükelçiliğimize saldıran bu
örgütün bahanesinin “Türkiye
şeriata uymuyor” olduğunu
hatırlıyoruzdur sanırım. Sorun-
larını asgarîye indirgemenin
peşinde olan Türkiye’nin ta
Somali üzerinden nasıl hizaya
getirilmek istendiğini anlaya-
biliriz belki, ama Kenya’ya bir
alışveriş merkezi üzerinden
iletilmek istenen nedir? Daha
kurbanların kanı soğuma-
mışken, BBC’nin geçtiği “Hz.
Muhammed’in kızının adını
sorup da cevap alamayınca
kurşuna dizdiler” haberinin
kastı nettir: “Boyunduruğum-
dan uzaklaşamazsın!”
Böylesi bir mesajın taşıdığı
içerik, Asya’dan dünya ser-
mayesini yemeye açılan Çin
ile yaklaşık 6 milyar dolarlık
sanayi anlaşması imzalayan
Kenya’ya “Benimverdiklerimle
yetineceksin ve başkasına
tevessül etmeyeceksin” ifadesi
taşımakta. Bunun için de basit
bir İslamofobi görüntüsünün
çizilmesi yeterlidir sanırım.
Kenya’daki katliamın he-
men ertesi günü gerçekleşen
Pakistan’daki intihar saldırısı
da yıllardır huzurunu arayan
Pakistan’ın başına yine çorap
örmek değil mi? Yüzde 5 kadar
dahi Hıristiyana sahip olmayan
bir ülkede neden Hıristiyan
öldürülür ki?! Yoksa Başbakan
olur olmaz barış ve kalkınma-
nın temellerini atma adına
öncelikle Türkiye’ye gelen
ve “Türkiye nerede ise biz de
oradayız” görüntüsü çizerek ve
kendisine bir de “Cumhuriyet
Nişanı” takdim edilerek ülke-
mizden ayrılan Navaz Şerif’e
miydi bu ihtar?
Yeniden Osmanlı hayalini
kuran Türkiye’nin, dünyanın
Kenya’sından Pakistan’ına
kadar ne büyük bir sorumlulu-
ğu olduğunun farkında mıyız?
Birileri farkında…
Zombileştirilenkorku:
İslam
KÜRESEL
dünyatartışmalarında, adınıngeçtiği bir tamamlayıcı isimle
zikredilerekdünyabarışınanitelikli birkorkufaktörüolaraksunulanİs-
lam, 11 Eylül’le istediğini alanHaçlıların kullanımına peşkeş çekilmeye
çalışılıyor.Hiçbirdininismikullanılarakbirbileşikkelimeoluşturulmaz-
ken, “İslam” ismininyanınayapıştırılan“fobi” sözcüğüylebir gerilimfil-
mi kahramanı çiziliyor.
Suriye’de, Mısır’da, Libya’da, Lübnan’da ve son olarak Kenya ve Pakistan’da… Müslüman yalnızca Müslümanı öldürmüyor tabiî,
Hıristiyan için de, Yahudi için de hayata kastedici tek tehdit olma yolunda da ilerliyor. Öyle ya, onun böylesi bir tehdit oluşu
hiçbir zaman unutulmamalı, en fazla on yılda bir de hatırlatılmalı.