13
ekim
2013
>>Genellikle füze kalkanı
olarak bilinen bu sistemlerin
üretimleri Türkiye’de yapılacak
ve sistemlerin üretimi üzerine
Türkiye teknik bilgi de edine-
cek. Bu tür üretimler üzerine
herhangi bir “Know-How” bil-
gisine sahip olmayan ülkemiz
için büyük avantaja sahip an-
laşma gerçekleştirildi.
Bu anlaşmanın gerçekleşme-
sinin ardından ABD’den sitem
üstüne sitem işiten Türkiye,
kepenk indiren bir süper (!) gü-
cün vermiş olduğu kararı asla
bozamayacağını ve etkileme-
yeceğini belirtti. Küresel dünya
ekonomisinin asla devlet ve
blok tanımadığı zamanların içe-
risindeyken, kendi ülkemizdeki
bazılarının (!), Hükümet’i eksen-
den eksene zıplatan yorumları
beni çok güldürdü. ABD’nin
kara listesinde bulunan firma-
larla” anlaşan Türkiye’nin hata
yaptığını, Suriye konusunda
yalnız kalınca ona ders vermek
için Çin’e yanaştığını belirten
bazıları (!), -çok özür dileyerek-
bu ülkeye ancak bir ortalık
malı muamelesi yapmaktan
vazgeçerler mi dersiniz? Belli ki
vazgeçmezler. Çünkü onların
Türkiye” diye bir dertleri yok.
Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ah-
met Davutoğlu’nun bu kesim-
lere verdiği cevapsa her şeye
değer: “Çinli firmanın verdiği
şey bizim için çok önemli. Sis-
TÜRKİYE,
hava savunma sistemleri konusunda gerçekleştirdiği ihaleyi Çinmenşeli bir
konsorsiyuma bıraktı.
Çin’den aldık,
neolduki?
temTürkiye’de üretilecek ve
teknoloji paylaşımı yapılacak.
Biz, ilanihaye kendi güvenliği-
miz için dışarıdan alımyapmak
durumunda olan bir ülke
olmak istemiyoruz. Bizim için
iş yapacak olanın, teknolojiyi
paylaşmaya hazır olması lazım,
üretimi paylaşmaya hazır olma-
sı lazım. Biz, bunu kendi ülke-
mizde üretmek istiyoruz. Artık
Türkiye, savunma sanayini
geçici alımlarla ya da hibelerle
idame ettirmek gibi lüksü olan
bir ülke değildir. Lüks bile değil-
dir bu, bir zaaftır. Böyle bir zaafa
biz göz yumamayız. Biz, toprak-
larından petrol fışkırarak para
döndüren bir ekonomiye sahip
değiliz. Halkından aldığıyla bu
yapılanmaları gerçekleştiren bir
ülkeyiz biz. Öyleyse tek kuruşu-
nun hesabını veremeyeceğimiz
işlere girişemeyiz.”
CUMHURBAŞKANI
Abdul-
lah Gül, TBMMGenel Kurulu’na
hitap ettiği yeni yasama yılının
açılış konuşmasında, kendisinin
görevde bulunduğu Cumhur-
başkanlığı makamındaki 6 yılın
bir değerlendirmesini yaparak,
ciddî şekilde aktif siyasete geri
dönüş sinyalleri verdi. Siyasî
manada olmasa da gelecekteki
idaresi açısından bir kapalı kutu
görünümündeki AK Parti açısın-
dan tarihî değere sahip bu ko-
nuşma, her satırı önemve dikka-
te şayan cümlelere sahipti. Cum-
hurbaşkanlığı dönemine ait bir
otobiyografi sunan Gül’ün aktif
siyasete dönüşü, şimdiki zaman
politik değerlendirmelerine göre
asla sürpriz olmayacaktır. Peki,
sürpriz olabilecek şey nedir?
Gül’ün siyasete dönmemesi mi,
siyasetin Gül’le sürmemesi mi?
11.
Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül,
Abdullah Gül’ün Cumhurbaş-
kanı seçildiği günden bu yana
uluslararası resmî karşılamalar
haricinde neredeyse hiçbir
protokolde bulunmuyordu.
Son 30Ağustos Zafer Bayramı
kutlamaları dâhilinde Çankaya
Köşkü’ndeki resepsiyonda ye-
rini alanHayrünnisa Hanım, ilk
kez katıldığı Meclis açılışında
da yerini almayı ihmal etmedi.
Kendisi, Başbakan Erdoğan ta-
rafından başörtüsüne özgürlük
konusunun da yer aldığı reform-
ların ilanının hemen ertesi günü
gerçekleşen
yasama yılı
açılışında
eşinin he-
men yanın-
da yer alır-
ken, açıkçası
aklıma bir
Emine Erdo-
ğanmisalini
getirdi. Öyle ya, sanırımbir siyasî
lider olarak eşinin onun kadar
destekçisi olduğunu, yanında
bulunarak bu kadar belli eden
başka bir hanımgörmemiştir bu
ülke… Tabiî merhumNazmiye
Hanımhariç…
Gül siyasetemidönüyor?
HayrünnisaHanım ilk kez
TBMM’de