110
ekim
2013
AYIN
SALDIRGANI
Garabet
Medya
GARABET
MEDYA
>> Bunlara dil de uzata-
mazsın, onlarsa diledikleri
gibi sallarlar işkembelerin-
dekileri. Öyle ya, zaten bu
yüzden senin söylediklerin
onları etkilemez. Zira onla-
rın sindirim sistemleri de
çok gelişkindir. Mideden
ziyade işkembeleri, bağır-
saktan ziyade kırkbayırları
vardır onların.
İşte böylesi bir densizli-
ğin altına imzasını atmış Cü-
neyt Arcayürek. Cumhuri-
yet gazetesinin 1 Eylül 2013
tarihli baskısında yer alan
Ne Zaman ‘Tatmin’ Olur?”
başlıklı yazının üslubunu,
karakterini, içerdiği manayı
bırakın, noktalaması, imlâsı
bile yok. Hani çocukların
patates baskıları dahi daha
anlamlı, daha tertipli olur.
Ama onlar, yazıya da özgür-
lük tattıran, çıplak hürriye-
tin katırlı şövalyeleridirler.
İşte bu yüzden verdiği gazı
al, o yeter, gerisine karış-
ma…
Peki, ne demeye çalışmış
Arcayürek? Bakalım…
Halkımızın yüzde kaçı
Suriye’ye müdahale günü-
nü bekliyor acaba?
Başka bir soru: Halkımızın
yüzde kaçı Türkiye’nin
Suriye’ye doğrudan askerî
müdahalede yer almasını
istiyor? İl il halkımızın -şu
ya da bu konuda- AKP
hakkında ne düşündüğünü
haftalık anketlerle izleyen
usta, dünya lideri takma
sıfatlarıyla yalaka medyada
boy gösteren beyefendi aca-
ba bu konularda da halkı-
mızın görüşlerine başvurdu
mu? Sanmam. Zira o, ne
düşünüyorsa halkımızın da
aynı şeyi düşüneceğinden,
düşündüğünden emin.
Üstelik genel ve yerel seçim
değil ki bu, altı üstü savaş...
Nihayet ‘Denizden, hava-
dan vurmak yetmez. İlla ki
karadan hayda Şam’a’ diyor
aylardır. Diyor da dünya kös
dinliyor. Elin oğlu bizimki
gibi değil. Örneğin Vietnam-
larda, Afgan dağlarında,
Irak çöllerinde, Bağdat
sokaklarında canlar yak-
mış, ama canı da yanmış.
Bizimkinin -teröre kurban
gidenler için- söylediği gibi,
Nihayet üç beş kişi şehit
olacak’ diyemiyor.
Nereden geldik bu nok-
taya? Suriye’ye ortaklaşa
müdahale edeceği bek-
lenen İngiltere havlu attı,
Benmüdahalede yokum’
dedi. Müdahalenin hararetli
önderlerinden Fransa pek
oralı değil, kıvırıyor.
Dünya ve Amerikan
kamuoyunu ikna etme ça-
basındaki son TV konuşma-
sında ABD Dışişleri Bakanı
John Kerry, kendileriyle
aynı görüşte olan ve Esad’ı
doğrudan suçlu ve sorumlu
bulan devletleri saydı, ‘Tür-
kiye’ dedi, bir iki isimdaha
söyler gibi oldu, o kadar…
Obama çaresiz, yalnız...
İnsanlığa karşı işlenen suç
karşısında dünya lideri
sessiz ve hareketsiz kalacak
değil ya, bir şeyler yapması
gerek.
Hani derler ya bizde
Hamamın namusunu
kurtaracak bir şey’… Gece-
lere gündüzlerini kattı ve
nihayet açıkladı:
Müdahale
sınırlı olacak. Amaç, Şam
yönetimini devirmek değil,
cezalandırmak…
Gözler dünya liderine
çevrili. Kime, Obama’ya mı?
Elbette bizimkine, dünya
liderimize. İki buçuk üç
yıldır Esad’ı uluslararası bir
askerî müdahalenin devir-
mesine çalışıp çabalıyor.
Meğer bu çabalarının, o sert
dünyaya meydan okuyan
konuşmalarının beş paralık
etkisi olmamış. Oysa Şam’ı
devirmek BM kararıyla mı
olur, kimi devletler koa-
lisyonuyla mı, fark etmez
bizimki için. Yeter ki Esad
devrilsin. Ne çare ki Suriye
düşlerinin, öngörülerinin
ve önerilerinin üzerine
Ağustos sıcağında karlar
yağdı. ‘30 Ağustos Resepsi-
yonu’…
At gözlüğüne benzer
türban, iki kaş, iki göz, bir
burun ve ağzı açık… Bir
de eli… İlla ki baştan aşağı
örtülü Başkumandan (Cum-
hurbaşkanı) eşi Hayrünnisa
Hanım’ın elini sıkarken,
önünde baştan aşağı kapalı,
siyahlar giymiş, şişman-
lıktan adeta yuvarlanarak
yürüyen eşi Emine Hanım,
John Kerry ile bir zamanlar
dostu olan Obama’nın açık-
lamalarına aklı takılı. Maaş-
Cüneyt Arcayürek:
Ne zaman
tatmin”olur?
HANİ
yaşındanutanmasam, geçipkarşısınaedepöğretmeyeyeltene-
ceğim…Dilininağzında, kaleminindeelindeolmadığı belli adamlar var
şumemlekette. Senbunları yazdığındahakaret etmişolursun, onlar-
samedenî haklarını hemdebasınyoluylasonunakadar kullanıp “dua-
yen” olurlar. Pabuçduayenidir böylesi, ancakkenar duayenidir…
Cüneyt Arcayürek