9
ekim
2013
inançlarının gereğini yerine ge-
tirmesi dolayısıyla belli haklarını
kullanmasını, belli haklardan
yararlanmasını engelleyenleri
ceza kapsamına alıyoruz. Bu se-
beple işlenen suçun cezasını da
1
yıldan 3 yıla kadar arttırıyoruz.
Türkiye’de hiç kimse dilinden,
ırkından, milletinden, renginden,
inancından ve inancının gere-
ğini yerine getirmekten dolayı
ayrımcılığamaruz kalmayacak.
AyrımcılıklaMücadele ve
Eşitlik Kurulu’ kuruyoruz. Ay-
rımcılık yasağının ihlali halinde,
konuya ilişkin görev ve yetkisi
bulunan kamumakamları,
ihlali sona erdirmek, sonuçla-
rını gidermek, tekrarlanmasını
önlemek üzere gerekli tedbirleri
almakla yükümlü kılınacak.
Yaşam tarzına saygıyı, Türk
Ceza Kanunu ile güvence altına
alıyoruz.
Dini inancın gereğinin yerine
getirilmesinin engellenemesini
de ceza kapsamına alıyoruz.
Dini ibadet ve ayinlerin
bireysel
olarak da yapılmasının en-
gellenmesini aynı şekilde bu
kapsama alıyoruz. Cebir veya
tehdit kullanarak ya da hukuka
aykırı başka bir davranışla bir
kimsenin inanç, düşünce veya
kanaatlerinden kaynaklanan
yaşam tarzına ilişkin tercihlerine
müdahale edenlere ya da bun-
ları değiştirmeye zorlayanlara 1
yıldan 3 yıla kadar hapis cezası
getiriyoruz.
Türk Ceza Kanunu’nda, belirli
harflerin kullanılmasından do-
layı var olan cezai müeyyideyi
kaldırıyoruz. Böylece fiilen de
uygulama alanı kalmayan ihlal-
leri ceza kanunumuzdan çıkarı-
yor, bir nevi klavyelere özgürlük
getiriyoruz.
Toplantı yer ve güzergâhının
belirlenmesinde katılımcılığı
sağlıyoruz.
Mülki Amir, ilgili sivil toplum
örgütlerinin görüşlerini almak
suretiyle nihai kararını verecek.
Toplantı ve gösteri yürüyüşleri-
nin sürelerini uzatıyoruz. Top-
lantı ve gösteri yürüyüşlerinde
Hükümet Komiseri’ uygulaması-
na son veriyoruz.
Özel okullarda, farklı dil ve
lehçelerde eğitimin önünü
açıyoruz. Geçen yıl yaptığımız
eğitimdüzenlemesiyle farklı dil
ve lehçelerin okullarda seçmeli
ders olarak öğretilebilmesinin
yolunu açmıştık.
Köy isimlerinin değiştiril-
mesinin önündeki yasal engeli
kaldırıyoruz.
1949
tarihli İl İdaresi
Kanunu’nun 2’nci maddesinde
yer alan ve dayatma içeren
ibareyi kaldırarak, köylerin
1980’
lere kadar kullandıkları
tarihi isimlerini yeniden alma-
sını mümkün hale getiriyoruz. İl
ve İlçe isimlerinin değiştirilmesi
içinmevcut kanun hükmünce
yasal düzenleme gerekiyor. İl
ve İlçe isimlerinin değiştirilmesi
yönünde talepleri Hükümet
olarak dikkate alacağız. Yine bu
kapsamda bir üniversitemizin
de ismini değiştiriyoruz.
Nevşehir Üniversitesi’nin
ismini ‘
Hacı Bektaş Veli Üniversi-
tesi
olarak değiştiriyoruz.
Kişisel verilerin korunması-
na yasal güvence getiriyoruz…
Yardım toplamada kısıtlamaları
kaldırıyoruz. Kurban derisi, fitre
ve zekat toplama konusunda
Türk Hava Kurumu’na yetki
verilmiş, aslında Anayasa ve
yasalara tamamen aykırı, insan
hak ve hürriyetlerine ters bir
durumoluşturulmuştu.
Şu ana kadar açıkladığımız
reformlar yasal düzenleme
gerektiriyor.
Belli bir takvim içerisinde
bu yasal düzenlemeleri hayata
geçireceğiz. İkinci kısımda ‘
sa-
dece idari düzenleme gerektiren’
reformlarımız bulunuyor.
Kılık Kıyafet Yönetmeliği’ni
değiştirerek kamu kurumlarında
başörtüsü yasağını kaldırıyoruz.
Resmi elbise giymek zorunda
olan Türk Silahlı Kuvvetleri
mensuplarını, Emniyet mensup-
larını, yargıda hâkimve savcıları
bunun dışında tutuyoruz.
İlkokullardaki öğrenci andı
uygulamasını kaldırıyoruz. Mor
Gabriel, diğer adıyla Deyrulu-
mur Manastırı arazisi, Manastır
Vakfı’na iade ediliyor. Böylece
bir haksızlığı gideriyor, Süryani
vatandaşlarımıza önemli bir
haklarını teslimediyoruz.
Roman Dil ve Kültür Ensti-
tüsü’ kuruyoruz. Roman vatan-
daşlarımızın yaşamşartlarının
iyileştirilmesi ve eğitimalanın-
daki sorunlarının giderilmesi
için adımlar atıyoruz. Özellikle
barınma noktasında, Roman
vatandaşlarımız için çok önemli
bir adımattık ve TOKİ eliyle
Roman konutları üretmeye
başladık…”
***
İşte böyle... Haydi hayırlısı!..
ARTIK TÜRKİYE’DE KİM-
LİK DAYATAN, MAKBUL
VATANDAŞI TANIMLAYAN,
VATANDAŞLARININ KÖKE-
NİYLE, İNANCIYLA, DÜNYA
GÖRÜŞÜYLE UĞRAŞAN BİR
DEVLET YOKTUR. ARTIK
TÜRKİYE’DE VATANDAŞININ
İHTİYAÇLARINA, TALEPLERİ-
NE, ÇIĞLIĞINA, FERYADINA
KULAK TIKAYAN, VATAN-
DAŞINI ASİMİLE EDEN, TA-
LEPLERİNİ REDDEDEN, İHTİ-
YAÇLARINI İNKAR EDEN BİR
DEVLET ANLAYIŞI YOKTUR.
BU ÜLKEDE ARTIK KAMU
ALANINI OTORİTERLEŞTİREN,
BU ALANI KENDİ TANIMLA-
DIĞI MAKBUL VATANDAŞA
BENZEMEYENLERE CEHEN-
NEM HALİNE GETİREN BİR
DEVLET ANLAYIŞI YOKTUR...
İNSANI YAŞAT Kİ, DEVLET
YAŞASIN!’
TÜRKİYE’DE
DEVLET, İŞTE BU ANLAYIŞA
DÖNMÜŞTÜR, YANİ ÖZÜNE,
ASLINA RÜCU ETMİŞTİR.