96
aralık
2013
ARIŞIN
spikerin sesi gide-
rek boğuklaştı ve kulağım-
da bir uğultuya dönüştü.
Görüntülerde birkaç çocuk
vardı gülüşen. Ayaklarında
plastik terlikler, üstlerinde
NewYork” yazan tişörtler…
Pantolonları yırtık pırtıktı.
Pırtıkların ve yırtıkların
arasından paralanmış
dizleri görünüyordu. Ama
gülüyordu çocuklar…
Gülmeyi nasıl öğrenir bir
çocuk?!
Sarışın spiker, verdiği
haberin etkisinde kalmış
gibi dudaklarını sıkıştırıp
başını hafif yana eğdi,
kaşlarını kaldırdı ve hiçbir
şey demeden çaresizliğini
anlatmak istedi. Bir an
kadar sürdü bütün bu
çaresizlik. Hemen sıradaki
habere geçti ve bu kez,
geri gelen son derece
dikkatli, konusuna hâkim,
kendine güvenli edasıyla
sıradaki soygun haberini
verdi. Görüntüler değişti.
Muhabirler olay yerinden
bildirdi…
Çocukların haberinde
olay yerine giden be-
lirsizdi. Büyük ihtimal
Reuters’inmuhabiri gitmiş
ve gördüklerini servis
etmişti dünyaya. Bizim
spiker kızın okudukları da
oradan alınmıştı. Çünkü
üç beş dizi parçalanmış
çocuktan ibaret olamazdı
o yıkıntılar gettosunda
yaşayanlar. Köpekler
vardır muhakkak, kediler,
kadınlar, kalabalık çocuk-
lar… Savaşlarda çocuklar
mı kalabalıklaşırdı, yoksa
büyükler giderek azaldığı
içinmiydi çokça kalan
çocuklar?
Gülüyordu görüntüler-
deki çocuklar. Himalayalar
kadar yükselmiş enkazın
arasında oyun oynuyor-
lardı. “Su yok, ekmek yok,
hastalıklar kol geziyor”
diyordu gelen haberler,
ama hiç de gelen haberlere
uygun değildi gelen görün-
yoruz. Neler olup bittiğini
bilmiyoruz artık. Kimyasal
silahlar kullanıldı, kul-
lanılmadı, uluslararası
denetime alındı, alınmadı,
müdahale başladı, sonra
başlamadı… Her şeymu-
amma. Herkes kendi pen-
ceresinden bakıyor sokağa
ve her pencere, sokağın
farklı bir yerini gösteriyor
sanki.
Gidilemeyen bir yer
artık orası. İşte bu gerçek.
Biz, elimizi kolumuzu sal-
laya sallaya geçip gitmiştik
Antakya’danHatay’a. Bir
sürü inci boncuk alıp
gelmiştik. Halep’te kebap
yemiş, Şam’dan şekerleme-
ler almıştık. Şimdi acı bir
soğan suyu bile bulamıyor
oralarda insanlar.
Sarışın spiker kadın
çoktan bitirdi bülteni, her
şeyin gönlümüzce olma-
sını dileyip gitti. Ben gön-
lümle baş başayımşimdi.
Gönlüm, vicdanımoluyor…
Hazan olmuş gönlüme kib-
rit çakıp geçiyor vicdanım.
Yangın başlıyor…
tüler. Sanki bir bilgisayar
oyununda şakacıktan
yıkılmış evlerin avlula-
rında oynamaya devam
ediyordu çocuklar. Kurşun
askerleri, plastik bebekleri,
play stationları yoktu.
Oyuncakları, yıkıntılar
arasından çıkan evlerin
derinliklerine gömülmüş
gizemlerdi…
Kedi yiyordu çocuklar…
Her şey bitmiş, damdan
dama atlayan kediler
kalmıştı. Bir kedi, nereye
giderse gitsin yaşadığı evi
bulurdu nasılsa ve yıllarca
sofralarından beslendiği
ailelerin yemeği olacaktı
o akşam. Ya kediler de
biterse… Köpekler yenirdi
o zaman da. Açlıktan
henüz ölmemiş köpekler…
Köpekler! Köpekler!” diye
bağırmak istiyorumbu
düzeni bozan, insanları
açlığa, yoksulluğa, çare-
sizliğe itenlere. “Köpeklere
hakaret olur” diye vazge-
çiyorum. Köpekler güzel,
kediler güzel, benden
daha çok işe yarıyorlar hiç
olmazsa…
Tatar işkence yöntemle-
rini anlatıyor yaMallarpe
Kaputt’ta, hani ölüye
bağlıyorlar esirleri de ölü
diriyi yavaş yavaş yiyor…
İşte öyle olacak galiba
önümüzdeki zamanlarda
işler. Ölü insan eti bulmak
en kolayı Suriye’de. Me-
zarlıkları var mıdır acaba?
Üst üstemi yığıyorlar ölü
bedenleri? Belediyeler hiz-
met vermiyor çoğu yerde.
Ne yapıyor ölü şehirlerde
kalmış canlı insancıklar?
Biz ne yapıyoruz? Zaferle-
re kilitlenmiş bir coşkuyla
çıkmıştık yola. Bir haftaya
kalmaz inerdi hani dikta-
tör, ne oldu? Nasıl oldu?
Şimdi insanlar yoksul,
şimdi insanlar aç, parasız,
çaresiz…
Mermilerin deldiği
bedenler, minnacık be-
denler… Ve canlı bedenler…
Suriye’de ölmekmi zor,
canlı kalmakmı? Sarı bir
duman gözlerimin sisi
şimdi… Paslı gözyaşları…
Yok, yok… Yemiyorlar
kedi eti!.. Bu bir ironi. Yiyor
da olabilirler gerçi, bilmi-
Gidilemeyen
biryer
artıkorası.İştebuger-
çek.Biz,elimizikolumu-
zusallayasallayageçip
gitmiştikAntakya’dan
Hatay’a.Birsürüinci
boncukalıpgelmiştik.
Halep’tekebapyemiş,
Şam’danşekerlemeler
almıştık.Şimdiacıbir
soğansuyubilebulamı-
yororalardainsanlar.
Zekiye Yaldız
kedietideyiyebilsinler
Çocuklar öldürülmesin,
ÇOCUKLARIN
haberinde olay yerine giden belirsizdi. Bü-
yük ihtimal Reuters’in muhabiri gitmiş ve gördüklerini
servis etmişti dünyaya. Bizim spiker kızın okudukları da
oradan alınmıştı. Çünkü üç beş dizi parçalanmış çocuktan
ibaret olamazdı o yıkıntılar gettosunda yaşayanlar. Köpek-
ler vardır muhakkak, kediler, kadınlar, kalabalık çocuklar…
Savaşlarda çocuklar mı kalabalıklaşırdı, yoksa büyükler gi-
derek azaldığı içinmiydi çokça kalan çocuklar?
S
Deneme
haber
ajanda