95
aralık
2013
ben de emin değilim. Ama
konuşulan bu. Yaptıkları ic-
raatlara bakınca, ister istemez
buraya geliyorsunuz. Ha dö-
nüp “Amerikan dostu olmak,
otomobil, televizyon, montaj
sanayiine girip montaj yapmak
kabahat mi?” diyeceksiniz. Yok,
istediğinizi yaparsınız. Ama
bu yaptıkları işler neticesinde
ülkeye yarardan çok zarar
gelmiştir.
28
Şubat’ın sivil ayağının
yargılanmamasını düşünü-
yorumda…
Hemen yargılanması lazım.
Adını andığımız şahıslar da
dâhil olabilir mi buna?
Bir kısmı olabilir.
Vesırlar…
Yeterince kanıt var mıdır
acaba?
Var tabiî, olmaz mı? MİT,
senelerdir benim telefonumu
dinliyor ya...
Ne zamandan beri?
MİT, benim büyük dedem
tarafından kuruldu. Dinliyor,
belki seni de dinliyor.
Zaten öyle şeyler oluyor ki,
yakında “Dinlerse bizim
kendi devletimiz dinlesin”
noktasına geleceğiz nere-
deyse…
Yani dinliyordur,MOSSAD
da dinliyordur…Cem Uzan’ın
bütün korumaları senelerdir
MOSSAD’ın adamları…
Nasıl yani?!
Hani “Kemal Uzan tekneyle,
kamyonlarla sandık sandık
altın taşıdı” derler ya, işte onlar
Çavuşesku’nun Kemal’e emanet
ettiği altınlar. Aynı memleketli
onlar…Sonra Çavuşesku öldü-
rüldü, para da Kemal’e kaldı…
CemUzan’ı nasıl bilirsiniz?
Hitler ile bir kan bağının
olduğuna inanıyorum. Hitler
de Yahudileri çalıştırırdı, Cem
Uzan da çalıştırıyor.
Hakikatten de Kurtlar Va-
disi senaryosu gibi…
Güneş Taner anlattı: Kemal
Derviş’in beraberinde gelen
Amerikalı kadın, karısı ya da
sevgilisi falan değilmiş, “üst-
lendiği icraatları yapıp yapma-
yacağı denetlesin” diye CIA
tarafından yanına konan bir
casusmuş.
günlerde gazete sayfala-
rını boydan boya süsleyen
Kemal Derviş’in güzel
eşi Catherine” haberlerini
hatırlıyorumda…
Nerede şimdi o kadın? Der-
viş o kadar geliyor gidiyor, o
nerede? İş bitti çünkü. Ya, siz
ne diyorsunuz ya, insan bunları
duydukça…
Peki, Soros hakkında ne
diyorsunuz?
Felaket canım!.. Dünya ça-
pında bir anasının gözü, Ya-
hudi. Onu Türkiye’ye sokan da
Mesut Yılmaz. Çünkü yeğeni,
borsa şirketi sahibi…Sevgilisi
de şirketin başındaki Yunanlı
bir herif, geçenlerde öldürüldü.
Soros’la birlikte teklif verip
Gala Port’u almaya çalışan
odur. Ondan sonra Tayyip Bey
uyanınca, her şeyi aldı ellerin-
den ve def etti.
İyi ama enstitüyü kapatıp
vakıf kurdular ve faaliyete
de devam ediyorlar...
Onun açık tutulması, istih-
baratın “Nereye gidiyorlar, ne
yapıyorlar?” diye takip etmesi
içindir.
Türkiye’de iş yapmadıkları
kurumve firma da kalmadı
gibi bir şey zaten…
Onlar, hedefleri doğrultusun-
da operasyon yapıyorlar. Karış-
tırmak için her şeyi yapıyorlar,
ama Hükümet, bunu bildiği
için hepsinin önlemini alıyor.
Böyle de olması lazım. Çünkü
Onu at, bunu at” derken kapalı
bir ülke oluruz. Kapanmama-
mız, açık durmamız, ama onun
hakkında da istihbaratımızın
olması lazım. Böyle başarılı olur
ülkeler…
O, sadece borsa speküla-
törüdür.Devrim yapsa ne
olur, yapmasa ne” diyor Can
Paker…
Ben, onun hiçbir şeyi bilerek
söylediği kanaatinde değilim.
Ne olduğunu da şu anda bilmi-
yorum.
Akil İnsanlar Heyeti’nde,
Doğu Bölgesi Başkanı idi
en son?
O niye oldu biliyor musu-
nuz? Çok basit…
Niye?
Çünkü Canan’ın ağabeyi.
Mehmet Barlas’ın Hükümet’le
ilişkisini biliyorsunuz, ikna etti-
ler Başbakan’ı, o da aldı onu.
Ama çok önemli bir görev…
Önemli, ama bir şeye ya-
radığı için değil. Başbakan, o
görevlerin bir şeye yaramadığını
biliyor.
Öyle laflar etti ki ortalık
karıştı…
Karıştı ama ne oldu? Bir şey
olmadı. Bu kadar girmeyin işin
içine, bir neticeye varamazsınız.
Her neyse…Bu kadar ba-
direden, varlığı da, yokluğu
da gördükten sonra bugün
geldiğiniz noktayı merak
ediyorum. Yani o günlerde
hayata nasıl bakıyordunuz,
bugün nasıl bakıyorsunuz?
Ben bir komitacı çocuğuyum.
Hem saraylıyım, hem savaş-
çıyım, hem de komitacıyım.
Allah canımızı almadığı sürece
dimdik ayaktayız.
Bugün,“eski şaşalı günlerle
kıyaslanınca” nasıl bir haya-
tınız var? Memnunmusu-
nuz bugünkü hayatınızdan?
Hayatımdan çok memnu-
num. Her gün “Hamdolsun”
diyorum. Anlayışım, felsefem
değişti. Yaşadıklarım, bana okul
gibi geldi.
İşinizle ilgili hedefleriniz
arasında firmanızı 3 bin
kişinin çalıştığı günlere
döndürmek var mı?
Çalışanları inşallah 25’e,
hatta 15’e, mümkünse beşe dü-
şürürüz. 3 bin kişinin çalıştığı
günleri hayal dahi etmiyorum.
Babanız size doktor,mü-
hendis ya da mimar olmanı-
zı vasiyet etmiş. Bu olayları
yaşadıktan sonra “Keşke
babamın vasiyetini yerine
getirseydimde reklamcı
olmasaydım” dediğiniz oldu
mu hiç?
Keşke babamın vasiyetini
hiç dinlemeden direkt siyasette
olsaydım, kimse bana elini dahi
süremezdi.
Twitter’de de epey aktifsi-
niz…
Onun da saati ve özelliği var.
Yalnız yaşadığım için…Tek
başıma yaşıyorum. Köpeğim,
bir kedim, bir de uşağım var.
Özellikle gece saatlerinde tele-
vizyonun karşısına uzanıyorum,
doğru dürüst de program yoksa
telefonu alıp Twitter’de, üç beş
saatte olmadık şeyler yapıyo-
rum.
Nasıl yani?
Onu buna karıştırırım…
Bayılırım arkadaşlarımı birbi-
rine sokmaya.Telefon ederim
Karını görmüşler” diye. Sonra
söylerim tabiî şaka yaptığımı.
Saatinize de bakmaya baş-
ladığınıza göre sohbete son
vermenin zamanı gelmiş
gibi…
Lütfedersiniz…Gidip to-
runlarımı sevmek istiyorum…
Twitter paylaşımların-
dan öğrendiğime göre Nail
Keçili’nin kafasında bir
kitap yazma fikri var. Adı:
Bunlar Küfre Lâyık!” Siz
okurken ne hissedeceksi-
niz bilmiyorum, ama ben,
Nail Bey’in anlattıklarını
dinlerken kitabı için gayet
isabetli bir isimseçtiğini
düşündümsık sık.