94
aralık
2013
HABER
A JANDA
SÖYLEŞ İ
evvelden hazırlanmış bir şey-
di, çok evvelden... Yapıldı ve
başarısız oldu. Biz itaatkâr bir
milletiz. İmparatorluk dönemi
dâhil olmak üzere hiçbir zaman
isyan yaşamamışız. Dolayısıyla
bize halk ihtilali anlayışı içeri-
sinde bir şey dayatmaya kalkar-
larsa, beceremezler.
Sizin çalışanlarınız gitmedi
mi Gezi’ye?
Bizim çocuklar da gittiler.
Ama bir iki gün sonra baktım
işleri aksatıyorlar, resti çektim.
Zaten onlar da birkaç gün son-
ra işin asıl rengini gördüler.
Toplumsal olayların rönt-
genini çekecek noktaya mı
geldiğinizi düşünüyorsu-
nuz?
Ben biraz daha ileri gittim.
Yani belki “bilge kişi” diyebilir-
siniz. Çünkü artık benim anla-
madığım mevzu kalmadı. Ben
25
sene uçak sahibiydim ve
Türk Denizcilik Cemiyeti’nin
de komodoruyum, yarışçıyım.
Bütün dünya denizlerini dolaş-
tım. Onun için benim karada,
denizde ve havada bilmediğim
hiçbir şey yoktur hanımefendi.
Baronlara bayrak açtıktan
sonra o çevreden gelen si-
temya da tehdit gibi şeylerle
karşılaştınız mı?
Hanımefendi! Bana iş ver-
mediler, iş…Ekmek paramı
engellediler, yapacaklarını yap-
tılar. Bakın, Ali Dinçkök baro-
nun âlâsı, benim çocukluk arka-
daşım. Buna ben, çok büyük
iyilikler yaptım. Anlatamam
yani…Karakollardan, hapis-
hanelerden topladım -babaları
dâhil-. Ben bunlarla yıllarca da
çalıştım. Ben hapisten çıktıktan
sonra, Akgök Holding, ajans
arıyordu, biz girdik ve kazandık.
Ömer Dinçkök de benim çok
yakın arkadaşım. Ali Dinçkök,
İşi oraya vermeyin” dedi ve
verdirtmedi bize. Dinçkök
kardeşler ayrıldı, biliyorsunuz,
Ömer’in Ali’ye ilk reaksiyonu
budur…Ama beni tehdit et-
mezler, öldürmeye kalkabilirler.
Arkamda koca bir Keçili aşireti
var, onlardan da cevabını alırlar.
Sakıp Sabancı da baron
muydu?
O değil…Akbank’ın sahibi
vardı ya, o baron, Erol Saban-
cı…
Özdemir Sabancı?
Değil, hiçbiri değil...
Baronluk veMasonluk aynı
şeyler mi acaba?
Hiçbir alakaları yok. İllu-
minati var ya, biliyor musun?
Hani şu Amerika’daki meşhur
illuminati…Bir nevi İlluminati
üyesi olarak kabul et baronları.
Nasıl yani?
Yani Mason da olabilir içle-
rinde, ama hiçbir alakaları yok.
Bak, bunlar Adnan Menderes’i
içlerine çekmek üzere Selahat-
tin Beyazıt’ı görevlendiriyorlar.
Beyazıt bu işle çok uğraşıyor.
Sonra bu adamlar Menderes’in
uçağını düşürdü, ölmedi. Onun
üzerine astılar kardeşim…Tek
başına da asamadılar, onun
yanında boş yere iki adam
daha astılar…Bu teşkilat astı
bunları…
Demirel de onlardanmı
hakikatten?
Tabiî, tabiî…En büyük
baronlardan biri…Adam zaten
Amerika’dan geldi.
Bildiğimiz kadarıyla sizin
konumunuzdaki bir in-
sanın daMason locaları
tarafından rahat bırakılması
imkânsız. Aldınız mı böyle
bir teklif?
Bana Masonluk teklifini
getirmeye cesaret edemezlerdi,
böyle işleri sevmem.
Baronların yapısıyla oligar-
şik yapılar da oldukça geçiş-
ken gibi, ne dersiniz?
Yani bunlara “baron” ismi ta-
kıldığı için böyle konuşuyoruz.
Yoksa keşke normal isimleri ile
konuşsak…
Olur mu? Bir de “illumina-
ti” dedik…
Hayır, şimdi “İlluminati gibi
bir anlayışla beraberler” demek
istedim. İlluminati’de nasıl bir
bağlantı varsa, bunlarda da
o var. İlluminati nedir? O da
bir menfaat şeyidir. İlluminati
olmayan adamı Amerikan
başkanı yaparlar mı? Yapmazlar.
Tabiî bu isimleri kullanmayın.
Bana bir zararı olmaz da size
olur.
Ne zararı olur?
Yani derginiz yarın öbür gün
farklı bir boyuta gelecekse, Koç
grubunun size tavrı olur. Ne
gerek var? Bakın, isim kullan-
mayın, biz o gece (Ergün Diler
ile Bekir Hazar’ın TV progra-
mını kastediyor) bütün her şeyi
konuştuk, isim kullanmadık.
Çünkü Ergün, piyasanın içinde,
hâlâ yükselmesi lazım gelen bir
gazetecidir. Bunların isimlerini
açık açık yazan Tevfik (Diker)
Ağabey ise artık evinden dışarı
çıkmıyor zaten.
İyi de isimkullanmayınca
her şey havada kalıyor…
Türkiye’de herkes, her şeyi
biliyor, hiç merak etmeyin…
Halkın bilmesi de gerekmi-
yor mu?
Halkın bilmesine de gerek
var. Halk da biliyor. Çünkü
bunların hepsi konuşuluyor.
Ama emin olunmuyor…
E biz de emin değiliz ama…
Bırakın onu, onun ismini
ağzına alan insan da emin
değil, ben de bilmiyorum,