90
aralık
2013
***
Bakın, ben o zamanlar,
yani 1970’lerde çok
gençtim. Bir gazete
patronunun başbakana
telefon açıp “Sen” diye
konuşmasından adama
âşık olurdum…Gayet
doğal…
***
Beni tehdit etmezler,
öldürmeye kalkabilirler.
Arkamda koca bir Keçili
aşireti var, onlardan da
cevabını alırlar.
***
Yani Mason da olabilir
içlerinde, ama hiçbir
alakaları yok. Bak, bunlar
AdnanMenderes’i içle-
rine çekmek üzere Sela-
hattin Beyazıt’ı görev-
lendiriyorlar. Beyazıt bu
işle çok uğraşıyor. Sonra
bu adamlar Menderes’in
uçağını düşürdü, ölmedi.
Onun üzerine astılar
kardeşim…Tek başına
da asamadılar, onun ya-
nında boş yere iki adam
daha astılar…Bu teşkilat
astı bunları…
***
Hani “Kemal Uzan
tekneyle, kamyonlarla
sandık sandık altın taşı-
dı” derler ya, işte onlar
Çavuşesku’nun Kemal’e
emanet ettiği altınlar.
Aynı memleketli onlar…
Sonra Çavuşesku öldü-
rüldü, para da Kemal’e
kaldı…
***
Güneş Taner anlattı: Ke-
mal Derviş’in beraberin-
de gelenAmerikalı kadın,
karısı ya da sevgilisi fa-
lan değilmiş, “üstlendiği
icraatları yapıp yapma-
yacağı denetlesin” diye
CIA tarafından yanına
konan bir casusmuş.
HABER
A JANDA
SÖYLEŞ İ
Gayri resmî olarak yaptınız
mı?
Çok az…
Genelkurmay’dan kim
uyarmıştı?
Bizzat Genelkurmay Baş-
kanı, Kenan Evren’i arıyor ve
Nail Keçili sizin dostunuz.
Ona söyleyin, uzak dursun.
Yoksa yakarız canını!” diyor.
Başbakan Erdoğan’ı halkla
ilişkiler açısından artıları
ve eksileriyle değerlendire-
bilir misiniz?
Her sorumluluğu sırtlanmış
gidiyor. Keşke danışmanları
tecrübeli kişiler olsaydı da
biraz rahatlasaydı.
Turgut Özal’la çok yakın-
mışsınız.Hatta hayranmış-
sınız ona…
Özal’a âşığım…(Sesini
yükselterek) Âşığım ona…
Neden?
Aklınıza gelebilecek her
açıdan muhteşem bir adamdı.
İyi bir baba, eş, ağabey, başba-
kan, yönetici, dünya lideri…
Vizyonu çok genişti. Rabbim
onu aldı, kıskandı bizden.
Suikaste kurban gittiği
iddialarına ne diyorsunuz?
Ben inanmıyorum. Dokto-
ruyla konuştuğumda “Böyle
bir şey olması mümkün değil.
Çünkü çok rahatsızdı” dedi.
İnşallah öyle bir şey olmamış
olsun, eceliyle vefat etmiş
olsun.
Gününmoda deyişiyle, ba-
ronlarla boğuştumu o da?
Çok boğuştu. “Baronlar”
dedikleri kitle, zengin iş adam-
ları. İstanbul baronları bunlar,
biliyorsunuz. O zamanlar
baronluk, sadece İstanbul’da
verilirdi. Anadolu’dan gelip
baron olamazsınız. Ancak
dedenizin filan gelmiş olması
lazım Anadolu’dan. O tarih-
lerde Anadolu’dan İstanbul’a
gelmeye kalkışan iş adamı,
emin olun ki zor sokulurdu,
giremezlerdi.TÜSİAD filan
inanılmazdı. Felaket bir yerdir
orası.
TÜSİAD’a “Patronlar Ku-
lübü” denmiştir hep. Sadece
patronlar üye olabiliyordu çün-
kü. Sonra bir hırs geldi; Koç,
Sabancı ve Eczacıbaşı gibi
büyük holdingler, kendi yöne-
ticilerini ve kendi adamlarını
da buraya dâhil etmeye baş-
ladılar.Mesela bir grup yeni
bir genel müdür alıyor…Pat!
Hemen onu da TÜSİAD’a
üye yapıyor.
Evet, Can Paker de bu
şekilde üye olmuştu, değil
mi?
O zatın TÜSİAD’a gir-
mesine destek olanlardan
biri olmakla birlikte, benim
TÜSİAD’dan istifa etmem