88
aralık
2013
yazmadı. Ama buradan
çıkıp donla otobüse bin-
sem, yarın sabah bütün
gazetelerdemanşet
olurumyine. Böyle ente-
resan bir anlayışımız var
bizim.
***
Meşhur bir büyükelçimiz
(
MuharremNuri Birgi
1907-1986),
Paris’ten
İstanbul’amuhteşem
bir servetle dönüyor. Bir
büyükelçinin serveti
nasıl oluşur? Sonra da
bu adam, sahip olduğu
yalıyı karşılıksız bir şekil-
de Selahattin Beyazıt’a
hediye ediyor. Böyle
bir şey olabilir mi? Yap-
mayınAllah aşkına…
Bana hiç kimse bir şey
hediye etmedi… Sıra ona
geldiği için. Belki de bir
merkezdi o ev. Selahat-
tin Beyazıt’tan sonra
açık arttırmaya çıkmış.
Selahattin Beyazıt niye
battı? Bakın, bu hükü-
metin en önemli tarafı,
Türkiye’yi hortumlama-
larına engel olmasıdır.
***
Ama şimdi ben uğraşı-
yorum. Yalnız vatanımı
sevmek değil…Ben bir
İttihat Terakkici çocuğu-
yum, komitacı çocuğu-
yum. Anneannemsaray-
lı, büyükbabamMerke-
zefendi Türbesi’nde yatı-
yor. Babamaşiret sahibi,
Sarıkeçili…Çok tehlikeli
bir adamımben.
***
Saadettin Saran oraya
göz koymuş. O tarihte
TMSF’nin bu işlere ba-
kan kısmının başındaki
zat, bizimyeri “olmaz
bir fiyata” -3 trilyon lira-
satmış ona…TMSF’nin
o günkü kayıtlarında-
ki değeri “12milyon
HABER
A JANDA
SÖYLEŞ İ
de eski eşi Nilgün. Ve tabiî ki
birkaç kadim dost…Diğer
sözde” eski dostlar ise ismi
var, cismi yok hükmünde…
Bu arada şunu da belirtme-
den geçemeyeceğim: Gazeteci
Cüneyt Özdemir, bir yazısında
Keçili’nin yaşam öyküsünü
okuyunca “kibir” görmüş, ben
aynı şeyi göremedim nedense.
Evet, memleketin kalburüstü
çevrelerinde doğulan ve sür-
dürülen, en zengin ve “güçlü”
insanlarla hemhâl olunan, yani
bizim gibi sade vatandaşların
çok uzağında, ne onların bizi,
ne de bizlerin onları tam ola-
rak anlayabileceği bir hayat…
Fakat Nail Keçili’nin genetik
kodları ve hem ailesinin,
hem de kendisinin yaşadığı
travmalar kibre müsait değil.
Özdemir’in “kibir” diye tanım-
ladığı şey, “Hayatın acımasız-
lığıyla ancak güçlü olunarak
başedilir” bilgisinin kuşaklar
boyu içselleşmesinden gelen,
bir çeşit güce karşı “güçle”
korunma içgüdüsü gibi geldi
bana.
En nihayetinde, evde de-
desinin “haksız bir şekilde”
devlet tarafından asıldığı
hikâyeleriyle büyürken ve
henüz beş yaşındayken an-
nesinin, babasını kötü giden
işleri nedeniyle terketmesinin
şokunu, on üç yaşında ise
hayattaki en yakını olan ba-
basının intiharının travmasını
yaşayan, ardından da babasının
tam zıddı, müthiş otoriter, katı
ve prensipli bir üvey babayla
-
deyim yerindeyse- varlık için-
de yoklukla geçen bir çocukluk
var karşımızda.
***
Ertuğrul Özkök
“5
milyondolar
yolla”derdi
Nail Keçili: “Medya son
derece nankör ve gaddardır.
Kendi çıkarı doğrultusunda,
her yerde, her türlü zararı vere-
bilir. 1970 yılında girdiğimiz
sektörde otuz küsur sene bir
numaralı reklam şirketiydik.
1970-2000
arasında devlete 3
milyar 800 milyon dolar vergi
ödemişiz. 3 bin kişi çalışıyordu
grupta, şimdi 50 kişi. Holding
bünyesi içinde 28 şirketimiz
vardı, şimdi sadece Cenajans…
Yaptığımız başarılı siyasî
propogandalara takıntılı olan
geçmiş koalisyon hükümetinin
siyasileri, 500’ü burslu 8 bin
kişinin eğitim gördüğü okulu-
muzu da (Akademi İstanbul)
hallettiler.”
Kimlere siyasî propoganda
yapmıştınız?
Mesut Yılmaz dışında her-
kesle çalıştık. Koalisyon hükü-
metine Mesut Yılmaz gelince