83
aralık
2013
Peygamber Efendimiz’e haka-
ret eden sayfa ve grupları kastî
biçimde kapatmıyor bu kişiler.
Bu sebepten Facebook ile –bi-
zim açmamız üzerine- birkaç
kez davalık olduk İrlanda ve
Londra’da. Normalde Facebook
anlaşmasına göre kimseye veya
hiçbir kuruma asla hakaret ede-
mezsiniz, ama bunu da ülkeden
ülkeye farklılaştırmışlar.
Aslında biz de önceleri bu
tür yapılanmalar üzerine kendi
devletimize birçok öneride
bulunduk. Ama 2006’lara kadar
kapasite yetmiyordu sanırım.
Özellikle siber ordu ve siber
istihbarat konularının arkasında
çok durduk.
Bizegülüpgeçtiler”
Peki, şimdi o kapasite var
mı?
Dersinizi alırsanız, tedbiri-
nizi de alırsınız. 2006 yılında
Ulaştıma Bakanlığı’na gittik.
Özel Kalem görüştürmedi bizi.
Yahu birtakım şeyler olacak”
dedik, adamlar güldüler bize.
İnsanın ileriyi görmesi lazım.
Birincide tökezleyebilirsiniz,
ama ikincide tökezleyip düşer-
seniz aptalsınız demektir. Ge-
nelkurmay, Emniyet…Hepsine
söyledik…Bilmiyorum…O
zaman işlerine mi gelmedi, ne
oldu, bilmiyorum…
Şimdilerde bir “siber savun-
ma ordusu” kurma çalışması
var. Bu, belirttiğiniz aklı
tercih etmenin göstergesi
mi?
Bunu Ulaştırma Bakanlığı
İlle ben yapacağım” diyor, ama
bunu TSK,MİT veya Emniyet
yapmalı. Ama ne olursa olsun,
inşallah işlerinin ehli kimselerle
bu işi yaparlar. Çünkü şöyle
bir tereddüdümüz var: Bu işi
devlet yapacağı için diyecek ki,
Bilgisayar programcılığı veya
mühendisliği bölümü mezunu,
KPSS’den şu puanı alanlar
gelsinler…” İyi de, programcılık
mezunu olup da bilgisayara for-
mat atmayı bilmeyen adamlar
var. Devletin kurumlarının veya
büyük şirketlerin bilgi işlem-
lerinden bize gelen danışma
mesajları var, “Boşluk veya hata
var mı, bakar mısınız?” gibi…
Hacker istihdamı yapılabilir
mi peki?
Hacker olan kişiye güven
olmaz. Bu yüzden bizim arka-
daşlarımız da hacker unvanını
reddederler. İnşallah bu siber
ajans konusunda doğru ya-
parlar. Bu konudaki en güzel,
en güvenilir yerse MİT... O,
dışarıdan bu konuya uygun
kimselerle iş yapmaz, çünkü
elindeki personel bu tür işleri
yapacak yetenek ve donanımda.
Hacker ise şöyle: Sana beş yıl
hizmet ediyor, beş yılın so-
nunda seni satıyor. Bu adamı
devlete kadrolu aldığın zaman
ne olabileceğini iyi düşünmek
gerekli. Vallahi bir de bakmışsın
ki adamın ABD’de, elinde de
bir hard disk…
Snowden gibi?
Gibi…
İran,ABD’ninhayalet
uçağınıelegeçirdi
Siber ordu konusunda han-
gi devlet öne çıkıyor?
İran bu konuda çok güçlü.
Twitter bir kez hack edildi, o
operasyon da İran’da münferit
bir işlemdi. İşte İran,Twitter’i
hack eden o kişiyi bularak siber
ordusunun başına getirdi ve
adam, ABD’nin hayalet uçağını
indirmeyi başardı.
Yani İran’ın gövde gösterisi
yaptığı o casus uçak gerçek
mi?
Tabiî gerçek... Zaten sistem
bu, böyle olmalı. Aslında başka
başka isim ve olaylar mevcut
ama anlatamayız. Yalnız şunu
söylemem lazım: Matrix adlı
filmi biliyoruz. İşte biz,Matrix’i
yaşıyoruz ama habersizce...
Mesela ben, ertesi gün başıma
gelecekleri rüyamda görürüm
veya bir başkası fizikötesi
varlıklarla görüşür, bazısı fala
bakıyor görünür ama gerçeğe
bakar gibi…
Parapsikoloji, gerçekten de
çok önemli bir konu. Bunu
özellikle ABD, Rusya ve İsrail
kullanıyor. İstihbarat savaşların-
da bütün imkânlarını kullanıyor
bu devletler. Yaşadığımız bir,
görmediğimiz bin hayat var.
Bu tür parapsikolojik durum-
ları bazı arkadaşlarımızda da
gördük. Dünyanın neresinde
olursanız olun, sizi kendi cep
telefonunuzun kamerasından
tutun da alelade bir güvenlik
kamerasına kadar her yerden
izleyebilecek yetenekte arkadaş-
larımız, konuşulduğu an ağzı-
mızdan çıkan ses dalgalarını
havada görebilen insanlarımız
var. Allah kimine böylesi yete-
nekler vermiş.
Gezi direnişi hâlâ yaşa-
tılmaya çalışılıyor. Sosyal
medyanınGezi’ye katkısı
ne oldu?
Devletin sosyal medyayı
etkileyen bir gücü yok. “Yatırım
yapsın” desek, Facebook ve
Twitter kazanır bundan. Dola-
yısıyla sosyal medyanın Gezi’ye
katkısı çok kolay ve serbestçe
oldu. Gezi olaylarındaki bütün
örgütlenmeler sosyal medya
üzerinden yapıldı. “İnsanlar
Gezi ile stres attılar” diyebili-
rim. Bir kapı vardı, zorladılar,
açılmayacağını anlayınca pes
ettiler. Etmek zorundalar, çün-
kü devletle savaşılmaz...
Sahtebirtürbe:
RedHack
Gezi öncesi medyada, Red-
Hack olağanüstü şekilde ön
plana çıkarıldı.HeleGezi
olaylarıyla grubun reklamı
patlama yaptı.Ogünlerde
Ayyıldız’dan özellikle kimse
söz etmezken, aslında Ay-
yıldız, RedHack ile uğraşı-
yordu. Bu grubun derdi ne?
Bazen sahte kahramanlara
ihtiyaç duyulur.Mesela Bush
gibi bir başkanın ardından
Obama gibi Afro-Amerikan,
sağduyulu birinin getirilmesi
ve ortalığın durulması lazım-
dı. Hâlbuki ABD, yine aynı
ABD idi. Bunun gibi, Gezi
olaylarıyla daha da ortalığa
çıkan RedHack, hiçbir varlığı
olmayan, üç beş devlet düşma-
nının oluşturduğu, hack dahi
bilmeyen kimselerin bulunduğu
bir oluşum.Medya bu oluşumu
bir yerlere getirdi.Twitter’deki
takipçilerinin çoğu sahte hesap-
lardan ibaret.
Aslında şöyle de bir izahla
yaklaşabiliriz duruma: Hani
bizim ziyaret ettiğimiz Allah
dostlarının türbeleri vardır
ya, işte RedHack’le paralel
düşünenler için de sahte bir
mezar lazımdı. İşte RedHack,
sahte bir mezardan başka bir
şey değildir. Sandılar ki herkes,
RedHack kavşağında toplanıp
devlete beddua edecekler ve
bu da kabul olacak. Halbuki
ne türbe, ne de Allah dostu var
ortada.
RedHack mensubu olup da
devletin çeşitli kurumlarında
memur, subay ve benzeri gö-
revlere sahip olan kimseler ve
sanat dünyasından insanlar var.
Bunlar, güya hack ederek elde
etmiş gibi ellerine geçen belge-
leri ifşa ediyorlar. Ne hack var,
ne de yetenek, doğrudan belge
hırsızlığı. Ama bu devleti salak
yerine koymaya kalkışmasınlar;
devlet neyin hack edilip, neyin
edilmeyeceğini çok iyi bilir. Bu
grubu böylelikle şişirdiler ama
patlasa bile hava yok ki kendini
salsın.
Bizim halkımızda şöyle bir
kompleks var: CIA büyük,
MİT küçük... CIA neden
büyüktür? Çünkü bütün
Amerikan filmlerinde CIA
gösterilir ve o her yerdedir. Bu
da herkesin beynine böyle işler.
Diğer taraftan Lübnan’a gidip
pilotlarını geri alan MİT’e de
kıymet verilmez.
Katar kurtarmış (!) değil
mi?