76
aralık
2013
Kürtlerin yaşadığı bölge, bu-
gün Bölgesel Kürt Yönetimi
kontrolündedir. Bölgesel Kürt
Yönetimi, başta Kerkük olmak
üzere birçok Türkmen bölge-
sine müdahale ve Türkmenlere
yönelik hak ihlalleri ve yok say-
ma politikası izlemiştir. Bunun
yüzünden, özellikle 2003 yılın-
dan sonra Türkmenler ile Kürt
yönetimi arasında sorunlar
baş göstermiştir. Bu sorunlar,
günümüzde birtakım diyalog
girişimleri ile çözülmeye çalı-
şılsa da Türkmenlerin hakları-
na yapılan tecavüz ve baskılar
devam ettiği sürece bir sonuca
varılacağını sanmıyorum.
1
Mart ve intikam
Türkmenlerinmaruz kal-
dığı sorunlardan bahseder
misiniz?
Türkmenler, 1. Dünya
Savaşı’ndan sonra Irak’ta çeşitli
iktidarların baskı ve asimi-
lasyon politikalarına maruz
kalmış ve çeşitli tarihlerde
katliamlara uğramışlardır.
Özellikle de Baas döneminde,
Saddam Hüseyin yönetimin-
de çok büyük baskı ve zulüm
gören Türkmenler, idam, hapis,
işkence, sürgün ve daha pek
çok insanlık dışı muameleye
maruz kalmışlardır.
Özellikle 2003 sonrasında
ABD’nin Irak’ı işgal etmesi ve
1
Mart tezkeresinin TBMM
tarafından reddedilmesinden
sonra, Kürt silahlı grupları
ABD’nin birinci müttefiki
konumuna gelmişler ve Türk-
menler de adeta siyasi denk-
lemden silinmişlerdir. ABD, 1
Mart tezkeresinin intikamını,
silahlı Kürt milislerin Türkmen
bölgelerini işgal etmesine göz
yumarak ve Türkmenleri yeni
süreçte yok sayarak almıştır.
Sizce nedenTürkiye’de
Türkmenmeselesi yeteri
kadar gündemde yer almı-
yor ve örneğin bir Filistin
meselesi kadar ilgi görmü-
yor?
Aslında Irak Türkmen-
lerinin, Anadolu halkının
gönlünde müstesna bir yeri
var ve kendilerinden bir parça
olarak gördükleri Irak Türk-
menlerine büyük yakınlık
hissetmektedirler. Ancak si-
yasi mahfillerde aynı karşılığı
gördüğü söylenemez. Elbette
bunun birçok siyasi, tarihsel
ve konjonktürel nedeni var.
Olaya Filistin meselesi karşı-
laştırması ile bakacak olursak,
oradaki zalimin gayrımüslim
olması, yani işgalcinin Yahudi
olması ve Müslümanlar için
kutsal olan yerleri işgal etmesi,
olaya farklı bir boyut daha
kazandırmaktadır. Öte yandan
Türkmenlerin Irak’ta maruz
kaldıkları mezalim ve haksız-
lıklar Müslümanlar tarafından
yapılınca, yani Müslüman’ın
Müslüman’a yaptığı bir zulüm
söz konusu olunca, dolayısıyla
HABER
A JANDA
SÖYLEŞ İ
bu konu yeteri kadar gün-
demde yer almıyor ve özellikle
İslami hassasiyeti yüksek olan
kesimlerden hak ettiği ilgiyi
görmüyor. Demek istediğim,
bizim celladımız da Müslü-
man, bu yüzden feryadımız
pek duyulmuyor.
Irak’taki mezhep eksenli
çatışmalardan bahsedecek
olursak,Türkmenler ara-
sında bir mezhep sorunu
var mı?
Hayır... Zira Türkler, Irak’ın
kurulmasıdan bu yana hep ezi-
yet görmüş, hep asimile edil-
meye çalışılmışlardır. 2003’e
kadar ülke Sünniler tarafından
yönetilirken, Saddam’ın devril-
mesinden sonra Şiiler iktidara
geçti ve Türkmenler arasına
fitne sokuldu.Türkmenler bu
oyuna gelmediler. Irak’taki
mezhep çatışmalarını dış mih-
raklar tetikliyor. Bilhassa 2005-
2006’
da, Bağdat’ta çok kan
döküldü. Ancak Türkmenler
arasında herhangi bir mezhep
çatışması söz konusu değil.
Türkmenler, asimilasyonlara
karşı hep milli kimlik üze-
rinden mücadele vermekteler.
Milli kimlik hep daha ön plan-
da.Mücadelemiz de her za-
man bu milli kimliği korumak
üzere olmuştur. Bizim, Şiilik
veya Sünnilik yapmak gibi bir
lüksümüz olamaz. Irak nüfusu-
nun yüzde 10’u kadarız. Biz de
mezhepçilik yapacak olursak,
iyice yok oluruz. Bizi en çok
birleştiren Türk kimliğimizdir.
Mehmet Bey, son sorum:
Bölgedeki son gelişmeler
hakındaTürkiye’den bek-
lentileriniz nelerdir?
Türkmeler için Türkiye
Cumhuriyeti Devleti “anava-
tan” konumundadır ve Türk-
menlerin tek hanesi Türkiye’dir.
Dolayısıyla Türkmenlerin, ister
Irak’ta, ister uluslararası organi-
zasyonlarda mağduriyetin daha
çok gündeme getirilmesine ve
Türk dış siyasetinde daha üst-
lere çıkarılmasına, daha öncelik
verilmesine ihtiyaçları var…
Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği toplantısı...