69
aralık
2013
>> Öyle ki, eğitimdeyin-
ce direkt lisans ve yüksek
lisans kavramları aklımıza
gelmektedir. Ve pek tabiî
bunların ön koşulu haline
gelen sınavlar…
Daha önce de bu say-
fada, eğitimde yarışın
ve dolayısıyla sınavların
öğrencilere verdiği zarar-
ları defalarca anlatmaya
çalıştığımı anımsıyorum.
Eğitimsistemiz ile eş değer
halde olan sınavların,
öğrencilerin sosyal hayata
uyumunu zorlaştırdığı he-
pimizinmalumu. Bu sınav-
lar, özellikle de ergenlik
döneminde olan ve zaten
aile ile çatışma yaşayan
öğrencilerin ders çalışma
meselesi yüzünden çatış-
malarını tırmandırarak
ilişkilerini iyice çıkmaza
sokuyor. Veliler, çatışmala-
rı dindirmenin bir yolunu
da çocuğu derslerle daha
fazlameşgul edecek farklı
şekilde öğretme imkânı
sağlayacak kurumlara yö-
nelmekte buluyor. İşte tam
da burada dershaneler,
sınav sisteminin yadsına-
mayacak bir çıktısı olarak
karşımızdalar. Bu kurum-
lar, özellikle çocuğuna özel
ders aldıramayan orta halli
ailelerce birer umut ışığı
olarak görülüyor.
Elbette gönül ister ki
meslek eğitimleri fonksi-
yonel olsun, her öğrenci
üniversite kapısını meslek
edinmenin, ekmek ka-
zanmanın tek yolu olarak
görmesin, üniversite önün-
deki yığılmalar azalsın ve
dershaneye olan ihtiyaç
en aza insin. Fakat yıllardır
sınavsız üniversite hayal
ediliyor olmasına rağmen
hiçbir yükseköğrenim
kurumu sınav olmadan
-
örneğin sadece okul
başarısına bakarak- öğren-
ci seçmemekte, seçeme-
mektedir. Okulların eğitim
kaliteleri ve öğretmenlerin
not verme kriterleri birbi-
rinden o denli farklı ki, bu
sistemde bunu yapmak,
fayda görüyorum.
İki yıl önce bir öğrencim
hayatına kıymayı düşün-
müştü. Çok zor günler
geçirdi ve epey badireler de
atlattı. Mardin’in küçük bir
ilçesinde yaşayan ailesinin
yanına okulubitiripdöndü-
ğünde içimhiç rahat değil-
di. Çünkü ailesi, okumasını
istemiyor vemaddi olarak
da ona destek olamıyordu.
Tekrar aynı ruhhaline
dönmesinden endişe
ediyordum. Çok değil, iki
ay önce ziyaretime geldi.
Bir üniversite kazanıp kayıt
yaptırmıştı. Yaşadığı ilçede-
ki bir dershane, onuburslu
olarak okutmayı kabul
etmiş ve hatta okurkende
burs alabilmesi için giri-
şimlerde de bulunmuştu.
Bir özel sektör elbette rant
arayacak, ama bu kurum-
ları sadece sağladığı rant
açısındandeğerlendirmek,
resme eksik bakmak ve
dolayısıyla bütünü göreme-
mek olmuyormu?
Hayatını karartacak ka-
rarlar verebilecek bir genç
kızı çekip kurtarabilen, en
azından yaralarını sarabi-
len bu kurumlar, gençlere
sahip çıktıkları için bir de
vefa gözlüğünden bakıl-
mayı hak etmiyorlar mı?
adalet yerine zulümbile
olabilir.
Hal böyleykenve eğitim
sisteminde değiştirilmesi
ve düzenlenmesi gereken
onca şeyvarken, sistemin
bir gediğini kapatmaya
çalışanve aslında zaman
içinde kendiliğindenyok
olmasını gönüldenumut
ettiğimiz dershanelerin
kapatılma düşüncesi, bana
tekrar değerlendirilmesi
zorunluolanbirmevzu gibi
gelmektedir. Sınav gerçe-
ğini ortadan kaldırmadan
dershaneleri talephali
sonhızla devamederken,
kapılarına kilit vurmak bir
kere değil, binlerce kere
dahamüzakere edilmesi
gerekenbir husus değilmi?
Olaya pedogojik açı-
dan bakmak zorunda da
değiliz aslında. Geçen
ay buradaki yazımda,
hangi kimlik ve grup için
olursa olsun özgürlüğe
verdiğimönemi kalemim
el verdiğince anlatmaya
çalışmıştım. Bu yazı da bu
sözüme bir vefadır aslında.
Çünkü dershaneye ihtiyaç
duyan kişilerin, çocuğu-
nu buralara gönderme
özgürlüğü olduğuna inanı-
yorum. Aynı şekilde, nasıl
bir kişi veya şirket dil veya
enstrüman kursu açıyorsa,
çocukların takviye eğitim
ihtiyacını gidermek için
ek ders veren kurslar da
açabilme özgürlüğüne
sahip olunmalıdır.
Öğrenci velilerinin bu
kurslara döktüğü paraları
yazanmecmuaları buruk
bir tebessümle okuyorum.
Para kazanan dil kursları,
üniversitelerin yetenekle
öğrenci alan bölümlerine
hazırlık yapan sanat ve
spor atölyeleri yokmu? Ya
da aynı minval üzerinden
baktığımızda özel okullar,
hatta üniversiteler de yok
mu? Buralar da velilerin
ödeme yaparken çok
zorlandıkları eğitimku-
rumları değil mi? Birinin
kapısına kilit vurup diğeri-
ne teşvik vermek özgürlük
anlayışlarımızı da fazlaca
zorlamıyor mu?
Öte yandan bu kurum-
ların, gençleri müspet yön-
demeşgul ettiği gerçeğini
de yok sayamayız. Fayda-
larını görmezden gelme-
miz de ayrı bir vefasızlık
olmazmı? Yakınlarda şahit
olduğumbir olayı da sizin-
le paylaşarak konuyu biraz
daha somutlaştırmakta
Veliler,
çatışmalarıdindir-
meninbiryolunudaçocuğu
derslerledahafazlameşgul
edecekfarklışekildeöğretme
imkânısağlayacakkurumlara
yönelmektebuluyor.İştetam
daburadadershaneler,sınav
sistemininyadsınamayacakbir
çıktısıolarakkarşımızdalar.
özgürlükmuhasebesi
Bir vefave
E
ĞİTİM,
kişiye hayatı boyunca istendik ve kalıcı dav-
ranış kazandırma süreci olarak tanımlanırken, özel-
likle sınavlarla boğuşan yığınla öğrencinin olduğu
ülkemizde adeta bir anlam karmaşası ile “öğretim” kelime-
sinin yerini almış ve hatta öğretimkelimesinin sınırlarını da
zorlar hale gelmiştir.
Analiz
haber
ajanda
Perihan Sağlam