67
aralık
2013
Analiz
haber
ajanda
ON
dönemde yaşanan
dershane tartışmalarını
endişe ile takip ediyorum.
Bir yanda en ciddi değişik-
likleri oldubitti şeklinde
gerçekleştirmesine alışkın
olduğumuz Milli Eğitim
Bakanlığı, diğer yanda
dershaneler üzerinden
kurumsal bir saldırı karşı-
sında olduğuna inanarak
veryansın eden Cemaat
mensupları…
Şimdiye dek milli eği-
timdeki olumsuzlukları
sıkça dile getirenlerden
biriyim. Milli eğitimin so-
runlarını yıllardır tartışı-
yoruz. Bugünü inşa eden,
yarınları planlayan bir
köklü bakışın olmadığın-
dan yakınıyoruz. Ancak
dershaneler konusunda
görüşünüz ne olursa
olsun, üslubun korunama-
dığı konusunda hemfikir
olmamız gerektiğini düşü-
nüyorum.
Gerçek bir tartışma
ortamından uzak seyre-
den tartışmada, bir taraf
Karar alındı, uygulana-
cak!” derken, diğer tarafta
da bu kararın ardından
itibarsızlaştırma kampan-
yasına dönüşen bir eleştiri
tarzına şahit olduk.
Konunun uzmanlarca
tartışılması, bütün yön-
leriyle ele alınması gere-
kirken ve uygulamanın
ne getireceği, dönüşüm
sıkıntılarının neler olaca-
ğı, olması gereken buysa
ne tür hazırlıkların gerekli
olacağı planlanmalıyken
öyle olmadı. Televizyon-
larda veliler konuşturul-
du, dershane ile eğitim
açığını kapattığını iddia
edenlerle “Dershane bor-
cu yüzünden intihar etti”
haberleri eksik olmadı.
Açtığınız medya kanalı-
na göre konuya yaklaşım
örtüşmeyecek kararlar
aldığınızda sizi yerinizden
ederiz” tehdidi yaymak
mı? Sorunun, bütün
muhatapları için olması
gereken cevabı “Hayır”dır
ve demokratik zihniyet
gereği “Hayır” olmalıdır.
Velev ki öyledir, kimse
kendi fikrinin üstünlüğün-
den taviz vermedikçe, ne
yeni fikir ve gelişmelere
açık olunacak, ne o hep
sözü edilen hoşgörü ve
diyalog sağlanacaktır.
Bizimderdimiz “insan”...
İnsanı karşıya almadan,
ötekileştirmeden öğret-
mek, yaşamaktır marifet.
Günahkâra değil, günaha
karşıyız biz. Kişilikteki
defoyu atıp kişiye sahip
çıkmalıdır erdem insanı.
Bu yüzden taraf değiliz.
Karşı karşıya gelmemesi
gerekenler kamplaştığın-
da, kimlerin yanınızda saf
tuttuğuna dikkat ediniz.
Bilhassa bu, doğru yerde
durup durmadığınızın en
önemli göstergesi olabilir.
İşte bu yüzden “Taraf olan,
bertaraf olur” diyoruz.
Bertaraf olmamak için,
tarafımız “Allah” olsun.
Allah, kulun kula zulmünü
istemez. Şimdi bakma
zamanı dostlar: “Nerede
duruyoruz?” Ve sormalı
herkes kalbine: “Neye
hizmet ediyorum?”
ve sergilenen örnekler
değişiyor. “Dershaneleri
doğuran etmenler neler,
Milli Eğitim’de aksayan
yönler giderilebiliyor mu,
bir yıl süre verilen bu sü-
reç gerçek anlamda nasıl
işleyecek?” gibi sorulara
cevap verilmiyor.
Geldiğimiz nokta çok
üzücü. Bir yanda, ruhsal
alanda “Hizmet” diyerek
yola çıkmış ve milyon-
larca insanın gönlünü
kazanmış, en uzak kıtala-
ra eğitimci mensuplarını
göndermiş bir duayen;
diğer tarafta da hizmet
alanı siyaset olan ve bu
alanda kendini ispatlamış,
Türk siyasî tarihinde
ilkleri başarmış Başbakan
var. Etki ve eylem alanları
farklı iki liderin birbirine
düşmanlığı, hiçbir surette
düşünülemeyecek bir
şey. Üstelik temel inanç
noktasında aynı safta yer
alabilecekleri düşünüldü-
ğünde, bu kavganın olma-
sını mazur görebileniniz
var mı?
Sayın Başbakan’ın eşi-
ne az rastlanır bir şekilde
sergilediği insanî duyar-
lılık ve geçmiş yıllardaki
duruşu, Hükümet’in aldığı
kararda hizmet ehli muh-
teremi incitmek amacın-
da olmadığını göstermeye
yetmeli sanıyorum.
Her demokratik ülkede
hükümetler, karar alır
ve uygularlar. Elbette bu
kararlar sorgulanmalı,
tartışılmalıdır. Fikirler
farklı olabilir, olmalıdır
da... Aklın yolu bir değildir
ve bu çeşitlilikten doğa-
caktır asıl zenginlik. Ruh
liderleri, kanaat önderleri,
insanlığa hitap eden öğre-
tiler hiçbir zaman bilenle
bilmeyeni eşit tutmamış
ve bilginin, bilgeliğin
savunucusu olmuşlardır.
Eğitim, elbette en hassas
alanımız olmalıdır. En
büyük yatırım eğitime,
insana yapılmalıdır.
Eğitimde taraf olunur
mu, olunursa neyin tarafı
olunur? Cemaat’in, bu
ülkenin eğitimindeki payı
yadsınamaz olsa da gel-
diği bu konumun yapılan
yanlışlık ve aksaklıklar-
dan kaynaklı olduğu ve
bunun bir fırsata dönüştü-
rüldüğü açık.
Lakinmaksadımız
üretken insanlarla
gelişen bir Türkiye” ise,
bumaksada giden her
yol, estetik bir dil ve etik
kaygılarla tartışılamaz
mı? Yoksa gerçekten
mesele, bir güç savaşı ve
Biz size kim olduğumuzu
gösteririz. Amaçlarımızla
Konunun
uzmanlarcatartı-
şılması,bütünyönleriyleele
alınmasıgerekirkenveuygula-
manınnegetireceği,dönüşüm
sıkıntılarınınnelerolacağı,
olmasıgerekenbuysanetür
hazırlıklarıngerekliolacağı
planlanmalıykenöyleolmadı.
Televizyonlardavelilerkonuş-
turuldu,dershaneileeğitim
açığınıkapattığınıiddiaeden-
lerle“Dershaneborcuyüzün-
denintiharetti”haberlerieksik
olmadı.
Nadire Yıldırım
SAYIN
Başbakan’ın eşine az rastlanır bir şekilde sergilediği
insanî duyarlılık ve geçmiş yıllardaki duruşu, Hükümet’in
aldığı kararda hizmet ehli muhteremi incitmek amacında
olmadığını göstermeye yetmeli sanıyorum.
Tarafolan,bertarafolur
S