54
aralık
2013
Analiz
haber
ajanda
ilişkileri, maneviyatının önüne geçmeye
başladı. İhtiyaç duyduğu bütün kaynak-
ları kendi içinde üreten ve tüketen, kendi
seçkin sınıfını oluşturan bir yapıya bü-
ründü. Belki de farkında olmadan, top-
lum içinde baskın ve farklı bir sosyal sınıf
oluşturmaya başladı.
Cemaat’in eleştirilmesi gereken çok
fazla yönü olduğunu düşünüyorum. An-
cak hizmeti ve davayı samimiyetle omuz-
layan,her türlü olumsuzluklara ve güçlük-
lere rağmen sırf Allah rızası için yıllardır
sabreden, çile çeken, maddî ve manevî
olarak varını yoğunu esirgemeyen güzel
insanlar hürmetine bu konuda şu an daha
fazla yorum yapmak istemiyorum.
Cemaat’in, daha doğrusu cemaatlerin
siyasetle bu kadar ilgilenmesi, siyasetin
bu kadar içinde olması da ayrı bir sorun.
Bu durum, cemaatleri oy deposu olarak
gören partilerin de işine geliyor.Maalesef
cemaatlerin çoğu, varlıklarını sürdürme-
lerinin, büyümelerinin çaresini siyasete
yakın olmakta arıyor. Sonra? Sonrasında
taviz tavizi doğuruyor ve öküz öldüğünde
ortaklık kavgası başlıyor. Ardından çıkar-
cı, karaktersiz ve teslimci zihniyet devreye
giriyor “düne kadar yere göğe sığdırama-
dıkları Başbakan’a diktatör, dün elini öp-
mek için sıra oldukları bir kanaat önderi-
ne ise ajan deme aşağılığını sergiliyor.
Peki, bundan sonra ne olur? Cemaat
bu kavgayı sürdürür veya büyütmeye kal-
karsa, en çok kendine zarar verir. Bunu
görüp vazgeçeceklerini düşünüyorum.
AK Parti’nin dışında bir seçeneği des-
teklemenin, Cemaat’in tabanında bile
çatlaklara yol açacağı ortada. Hele hele
CHP’yi desteklemek gibi bir yanlışa dü-
şeceklerini hiç sanmıyorum. Dershane
konusunda ise Cemaat’in, kamuoyunun
desteğini istedikleri ölçüde arkalarına
alamadığı görülüyor. Cemaat, bir şekilde
Erdoğan’la yeniden uzlaşmak, en azından
Erdoğan olduğumüddetçe “Uzlaşıyorum”
görüntüsü vermek zorunda. Bu uzlaşıyı
canı gönülden temenni ediyorum.
Bu çekişmeden en fazla kazançlı çıka-
cak kesim, şüphesiz ki vesayetçi sistemin
kalıntıları olacak. Bu bölünme, en çok
onların işine yarayacak. Bu kavganın asıl
mağduru ise -ister siyasette olsun, ister
Cemaat’te- samimî biçimde hak ve ha-
kikat için mücadele eden, büyük ve güçlü
bir Türkiye için çabalayan, güzel ülkemin
fedakâr insanları olacak.
Kampüslerin
kendi
kendine yeten ve yaşayan
bir sistem olmasından bah-
sediyorum. Özellikle devlet
üniversiteleri, aslında kendi
kendine yetecek potansiyeli
barındırıyor. Öyle bir sistem ki,
üniversiteye gelen bir öğrenci,
ulaşım, barınma ve yemek
sorununu düşünmemeli. Kendi
içinde çalışan bir çevrim sis-
temi olmalı. Maddî imkânları
olmayan öğrencilere mutlaka
iş imkânları sağlanmalı.
CEMAAT
YURTLARI
VEYAEVLERİ”
Buyurtlardaveevlerdekalmakda
kolaydeğil.
Cemaat evindekalmak
demek, her şeydenöncecemaatinbir
üyesi olmanızanlamınageliyor. Aynı
zamandabirtakımyükümlülüklere
dehazır olmalısınız. Budabir “tercih
meselesi” yani. Bazı kamukurumlarının
daözel yurtları var. Torpili olanveya
ebeveyni aynı kurumdaçalışanlar bu
olanaklardanfaydalanabiliyor. Geriyeson
seçenekolarakevler kalıyor.