49
aralık
2013
dostlar, komşular, arkadaşlar arasında hatta
ticaret yapanlar arasında ciddi mesafelere,
bölünmelere sebep olan tüm bu olanların
mesullerine en güzel hatırlatmayı Tekvir
Suresi yapar. Aslında her birimize ve tüm
insanlığa yapılmış bir uyarı, bir kırmızı kart
hükmündedir bu sure... Sözlerin en muh-
teşemi, vahiyden dinlemeli ve silkelenme-
li. Her bir ayet, düşünerek ve hissederek
okunduğunda kavgalarımızın küçüleceği-
ne, Rabbi bir, kıblesi bir, dini bir olan hatta
tek Tanrı inancına sahip herkesin birbirine
sımsıkı sarılacağına inanıyorum. Zira: “La
tuhliful miad/Allah vaadinde durucudur!”
Hal böyle iken nereye
gidiyorsunuz?”
Bismillahirrahmanirrahim. Güneş kat-
lanıp dürüldüğünde... Yıldızlar (kararıp)
döküldüğünde... Dağlar sallanıp yürütül-
düğünde... Gebe develer salıverildiğinde...
Vahşi hayvanlar toplanıp bir araya getiril-
diğinde... Denizler kaynatıldığında... Ruh-
lar (bedenlerle) birleştirildiğinde...Diri diri
toprağa gömülen kıza, hangi günah sebe-
biyle öldürüldüğü sorulduğunda... (Amel-
lerin yazılı olduğu) defterler açıldığında...
Gökyüzü sıyrılıp alındığında... Cehennem
tutuşturulduğunda ve cennet yakınlaştırıl-
dığında... Kişi neler getirdiğini öğrenmiş
olacaktır. Hayır! Akıp giden, bir kaybolup
bir etrafı aydınlatan yıldızlara andolsun!
Kararmaya yüz tuttuğunda geceye andol-
sun! Ağarmaya başladığında sabaha andol-
sun ki, o (Kur’an), şüphesiz değerli, güçlü
ve Arş’ın Sahibi (Allah’ın) katında itibarlı
bir elçinin (Cebrail’in) getirdiği sözdür. O,
orada sayılan, güvenilen (bir elçi)dir. Arka-
daşınız (Muhammed) de mecnun değildir.
Andolsun ki, onu (Cebrail’i) apaçık ufuk-
ta görmüştür. O, gaybın bilgilerini (sizden)
esirgemez. O lanetlenmiş şeytanın sözü de
değildir. Hal böyle iken nereye gidiyorsu-
nuz? O, herkes için, sizden doğru yolda
gitmek isteyenler için bir öğüttür. Alem-
lerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileye-
mezsiniz.”*
*
Türkiye Diyanet Vakfı, Tekvir Suresi Meali...
Parti’nin son 11 yıllık iktidar süreci içeri-
sinde, genç kız ve delikanlı olmuşlara, 11
yaşında olan çocuklara bakınca, olup biten
hakkında “Hakk!” adına hakkaniyetli bir
kaç satır yazmamı vacip kılıyor...
Çünkü bu gençler silah tehdidi görme-
diyse, teknolojinin en son sınırı ellerinde ve
evlerinde çatal-kaşık kadar olağanlaşmışsa
ve bu müreffeh hal, bazı menfaat ve dün-
yaperestler tarafından bile isteye bozulma-
ya çalışılıyorsa bir şeyler söylemeli... “Dur!
Nereye gidiyorsun?” sorusu “Hak adına so-
rulmalı. Ben soruyorum, çünkü çocuk-
luğumda, beş “vita” kutusu gazoz kapağı
biriktirmekten ve o kapakların verdiği sa-
adetten başka oyuncak ve konfor imkanım
olmadı. İşte, panzer izlerini düzeltip sek-
sek oynamış, karartmalarda mum ışığın-
da ders çalışmış o çocukluğum, “kamusal
alan” mağduru yetişkinliğim soruyor, “Ne-
reye gidiyorsun(uz)!?” kim ve ne için bütün
bunları tezgahlıyorsunuz?
Dinler arası hoşgörü ve diyalog Hıristi-
yan alemine mubah da, ülke insanı ve ikti-
darı için mekruh mu?! Bilmediğim bir fık-
hı terminoloji ile midir tüm bu tercihler?!
Halbuki bir parça fıkhi tedrisatım olmuştu
İmam Hatipli olarak, babamın dizi dibin-
de, Mızraklı Tam İlmihal, İhyayı Ulumid-
din de okumuşluğum var...
Yuhanna İncili 16:5
Şunu da belirtmeliyim: Yazımın başında,
sorumu Latince soruşum ne bir gönderme,
ne de bir komplekstir! Maksadım, sade-
ce hep bildiğimiz fakat ülfet ile ihmale tez
yeltendiğimiz bir hakikate, bir farkındalığa
dikkat çekebilmek için ezber bozmaktır.
Latince “Qua Vadis?” sorusu aynı mana-
ya gelip İncil’de (Yuhanna16:5) “At nunc
vado ad eum, qui me misit, et nemo ex va-
bis interrogat me: Qua vadis?” şeklinde ge-
çer. Ve “Şimdiyse beni gönderenin yanı-
na gidiyorum. Ne var ki içinizden hiçbiri
bana, ‘Nereye gidiyorsun?’ diye sormuyor”
anlamındadır.
Kainatdeğişir,eşyadeğişir,
insandeğişmez!
Arapçasına aşina olduğumuz “Fe eyne
tezhebun?” ise,Tekvir Suresi’nin 26. Ayet-i
Kerimesi’dir. Ah Tekvir Suresi! Kainat de-
ğişir, eşyalar değişir; fakat insan değişmez...
Ve biz insanlığın hayat prospektüsü vahiy
bu yüzden hep taze, hep yeni kalır... İşte
anlamakta zorluk çektiğimiz, kardeşler,