42
aralık
2013
Analiz
haber
ajanda
Haberin sarstığı gündem,
Diyarbakır’da gerçekleştirilen
şöleni bütünmilletin göz ardı
etmesini sağlarken, her nedense
ÇözümSüreci” ile kurtulmak
istenen darboğaza yeniden çekil-
meye çalışılan iki olay, 4 askerin
kaçırılışıyla Yüksekova’daki olay-
lar ve iki kişinin ölümü üzerine
yeniden kuşku girdabına çekili-
yorduk. Öyle ya, Diyarbakır’daki
Barzani’nin açıklamalarıyla
ABD’deki Demirtaş’ın açıklama-
ları çapraz bir örgü oluştururken
TBMM’de gerçekleşenmalumbir
kelimenin zikredilmesi ve tutana-
ğa aldırılması ile yakalanan yük-
sek gerilim, o girdaba ayrıca daha
kuvvetli bir rüzgâr, biraz daha
helezonik katman taşıdı.
***
Söz konusu yayınlanan belgenin
altında (dönemin) Cumhurbaşka-
nı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül ve Genelkur-
may Başkanı Hilmi Özkök’ün de
imzaları vardı. Hezeyan, AK Parti
ve Erdoğan’a vurmaktı ve bütün
odaklandırma da Erdoğan’aydı.
Peki, aynı belgede imzası bulunan
Abdullah Gül ve Hilmi Özkök’e asla
yansıtılamayan öfkenin durağı
niçindi? Gül, söz konusu belge
için yok hükmündemi? Başbakan
Başdanışmanı YalçınAkdoğan’ın
O belge kadüktür” çıkışı Erdoğan’ı
kapsıyor da Gül ve Özkök’ü kapsa-
mıyor mu? Hayret! O döneminMİT
Müsteşarı Hakan Fidan da değil…
***
Belgenin yayınlandığı günler-
de gösterime girenHocaefendi
sohbetleri, 28 Şubat günlerinde
bambaşka vizyonlarla gösterilen
Fethullah Gülen kasetlerinden
şimdi daha çok reyting yapıyor-
du. Öyle ya, ağzından “Firavun”
gibi terennümünün döküldüğü
Hocaefendi’nin kime kastettiği
merak (!) konusuydu. Allah’tan
daha sonraları yine sohbetlerle
talebelerinin tansiyonunu düşü-
renHocaefendi, “Biz hata ettik.
Liyakate sahip olmayan insanlara
biz çok kıymet verdik” demişti.
DUANLAYAŞAMA
Ne demeliydi Başbakan bu belgeyi yayınlayanlara? “O gün gücümüz bir şeye yetmiyordu. Biz de imzaladık ama
sonra o maddeleri gündemden çıkarttırdık” mı? 2004’e ait bir belgeyi o zümreye hazırlanan komplonun resmî
bir belgesiymiş gibi sunanlar, 2008’deki AK Parti’ye açılan kapatma davasına neden aynı somutlukla yaklaşa-
mazlar? Çünkü ne kafaları, ne de imanları yeter… AK Parti teşkilatı, işte Başbakan’ın gösterdiği bu net “ihanet”
tanımlamasını doğrudan gördü ve bütün gücüyle pozisyonunu aldı ve bir yerlere şunu söyledi: “Duanla yaşama-
dım ki bedduanla öleyim!”