38
aralık
2013
Analiz
haber
ajanda
Ergenekon ve Balyoz davalarının bavul-
cusu, vurucu timleri, propaganda aygıtları
dün neredeydiler, bugün neredeler? Her
neyse, benim psikolojik harp uzmanlarının
propagandalarına ve algı çarpıtma operas-
yonlarına teslim olmaya niyetim yok. Sırf
onlarla aynı safta görünmeme telaşıyla
zihnime üşüşen ve kamuoyu vicdanını da
rahatsız ettiğinden emin olduğum soruları
sormaktan vazgeçecek değilim.
Akla ziyansorular
Bugün seçilmiş iktidarı hedef tahtasına
oturtan odaklar, TSK’yı da aynı yöntemler-
le “değdi-değmedi demeden” hedef alma-
mışlar mıydı? Bu durumda TSK’ya yapılan
operasyonları da sorgulamamızın gerekliliği
ortaya çıkmıyor mu?
Bazı koşullarda bazı imzaların atılabile-
ceğini, önemli olanın uygulama olduğunu
kabul ediyorsak -ki ettik-, bu durumda dar-
be planlarının uygulanmamasının ve ortaya
çıkan belgelerdeki bilgilerin “faraziyeden
ibaret “ olduğuna dair itirazların bir anlamı
olması gerekmiyor mu?TSK belgelerini gö-
revleri gereği (yani mecburen) imzalayanla-
rın onlarca yıl ceza alması “şu durumda” ne
kadar hakkaniyetli?
Darbe planlarından bizzat sorumlu ol-
mayan subaylar, (caydırıcı olması sebebiyle)
o kadar ağır cezalar alacağına darbenin ha-
yalinin bile kurulamayacağı bir sistem geti-
rilse daha iyi olmaz mıydı?
Asker ilesivilin
imzası bir değil”
Beynimi bir kurt gibi kemirenbu
soruları, Erdoğan’ın attığı imzayı
uygulamaya koymamasının öne-
mini vurgulayan ve “En mükem-
mel belgeler bile gerçekleri değiş-
Habere ilk tepki gösterenlerdenAK Parti Milletvekili ve Başbakan Başdanış-
manı YalçınAkdoğan, “2004’teki MGK kararı, Hükümet tarafından yok hük-
münde kabul edilmiş, hiçbir Bakanlar Kurulu kararı alınmamış, hiçbir işlem
yapılmamıştır” dedi.
Yalçın Akdoğan
Hakkı Öcal
tiremez” yorumunu yapan usta
gazeteci Hakkı Öcal’a sordum.
Erdoğan’ın attığı ile askerlerin attığı
imzalar arasındaki fark bence şu: Başbakan
Tayyip Erdoğan, uygulamayacağını bilerek
attığı her imzadan, imzaladığı belgenin içe-
riğinden daima sorumludur. Çünkü siyaset-
çi olarak er geç seçime gidecektir ve o imza
da dâhil bütün eylem ve söyleminden hesap
verecektir.
Nitekim 10 yıl sonra ‘hiç ilgili olmayan
bir sebeple’o imzanın hesabını şu anda veri-
yor. Etkilerini seçimlerde göreceğiz.
Türk Silahlı Kuvvetleri ise son derece hi-
yerarşik bir bürokrasidir. Sadece (şimdilerde
kaldırılmış olan) yasa maddeleriyle değil,
ama İttihat ve Terakki’den devraldığı vesa-
yetçi konumuyla kendisini sivil siyasetin ve
hatta hukukun üstünde göregelmiştir.
Bu konum önemli ölçüde törpülendi.
Ama Kemalist korporatizm*, böyle dört
maddelik bir palyatif anayasa değişikliği,
birkaç hâkim ve savcının atama değişikliği
ve anayasa mahkemesinin kompozisyonu-
nun orasının burasının değiştirilmesi ile bi-
tecek bir rejim değildir.