31
aralık
2013
Servet Hocaoğulları
Eğitime büyük darbe” baş-
lığı atılarak startı verilen
nedir? Çok enteresan! Baş-
lık, “Dershanelere büyük
darbe” diye atılmıyor, ders-
hane eğitimle “özdeşleş-
tiriliyor”. Eğitiminenbasit
tanımına bileuymayanbu
başlık arkasındanokullar-
daki “şiddet, uyuşturucu,
seks ticareti” pandomimi
ile “Risktesiniz!” atmosferi
yaratılıyor ve başarı öy-
küleri dramatikhikâyelere
evriltiliyor. Konu, birden
Hükümet-Cemaat eksenli
bir gerilime dönüşüyor. Ce-
maat liderininaçıklamaları
darbe kronolojisi” ve “pey-
gamberler siyeri” arasında
betimleniyor…
***
Dershaneler, yapılanope-
rasyonda asıl hedefevar-
mayı engelleyecek bir tür
kapı güvenliği hükmünde.
Yani odak değil. Neden
operasyon” nitelemesi
yapıyorum? Çünkü siyasî
robot yetiştiren zihniyete
yönelikyürütülenbüyük
bir operasyonbu. Muaz-
zambir dönüşümharekâtı.
Buülkede siyasî robotlar
harekâtı dönemini kapa-
tacakmeseleyi usulden
değil, esastan çözecekhe-
defematuf bir kararlılık bu.
Dikkatlerindershanelerde
yoğunlaştırılması ise “ope-
rasyonunprofesyonel işi
olduğunu” gösteriyor.
İkinci el siyasî robotlar
dönemi kapanıyor
>> Bu tespitleri belki 12
Eylül Darbesi’nden sonra yük-
sek perdeden açmak gerekirdi.
Nitekim bu perdenin açılış
beklentisi, 28 Şubat süreciyle
tamamen -bir daha açılma-
mak üzere- kapatıldığı iddi-
asıyla büyük bir “siyasi robot
harekâtı”na dönüştürüldü. Bu
harekât içinde iki kale bur-
cuna “Bin yıl sürecek” flaması
dikilmesi de ulusalcılığın arzu-
su oldu. Bu iki hedef kale ise
İmam-Hatipler” ile “dersha-
ne” konularıdır.
Ulusalcılar bu durumu “si-
yasi robotlar savaşı” olarak gö-
rüyorlardı ve onlara göre “ra-
kip”, hatta “düşman” robotlar
üreten iki fabrika vardı: İmam-
Hatiplerle dershaneler... –İçle-
rinde daha güçlü olan olarak
kabul edilense malum “dersha-
neler”...-
Ulusalcılara göre devlet,
yeni devlet”ti ve bu devletin
bir insan tipi hedefi vardı. Bu
insan kaynağının tek adresi
eğitim, “Millî Eğitim” idi. Bu
tipi yetiştirmeye ilkokula baş-
lanılan vakitten itibaren “ant”
içmişlerdi. Bu yüzden yine bu
zihniyete göre “kayıt dışı” in-
san tipi yetiştiren ve mücadele
edilecek iki adres vardı: İmam-
Hatipler ve “Cemaat”merkezli
dershaneler... -Ayrıca “Cema-
atin insan kaynağı, dershane-
lerdir” iddiası vardı.-
Başarılı
öğrencilerinadresi”
28
Şubat sürecindeki ope-
rasyonda siyasi robotların
karargâhı “okul bahçeleri”oldu.
Gündemde başörtüsü vardı.
Fakat bu örtünün altında giz-
lenen ve/veya kaybettirilen
bir büyük strateji vardı: Sınav
Sistemi. 28 Şubat sürecinde-
ki “katsayı” tartışmalarında,
ODTÜ’lü bir profesörün ka-
muoyuna hatırlattığı bir sınav
stratejisi vardı:
Üniversite sınavı, iki fonk-
siyon görecek şekilde dizayn
S
ANAYİLEŞME
ile toplum
mühendisliği arasındaki ilişki
veetkileşim, deşifreedilme
durumunda. Ulusalcılığın
toplummühendisliğini yerli-
ye, sanayileşmeyi yabancıya
bırakanalgı yönetimimasaya
yatırılmadurumunda. Tek tipyaşamı ‘yurttaşlıkperverliği’
diye ‘vaaz’ edenmedya ile faiz lobilerininanlaşmaları, suç
duyurusukonusuedilmedurumunda. Demokrasiyi ‘oy
rejimi’ kültü içindepsikolojikharp taktiği görenaskeri ve-
sayet ile ‘Etrafımızdüşmanlarlaçevrili’ jargonuüzerinden
zenginleşenpolitikacılarınodaarkadaşlığı -kozmikodadır
bu- gerçeği dillendirilmedurumunda…”
edilmiş ve milli eğitim buna
göre yapılandırılmıştır: Birinci
fonksiyon, ‘kontrollü istihdam’
stratejisi, yani diplomalı işsiz-
leri çoğaltmamak için kontrollü
şekilde üniversite kapısını bir
umut kapısı haline getirmek ve
eleme tekniği’ kullanılarak kitle-
yi kontrol altında tutmak. İkinci
fonksiyon ise, başta üniversite
olmak üzere tüm öğrencileri ide-
olojik ve dini süreçleden koruma
amaçlı bir ‘yarış’ içine sokmak:
Sınav... Sınav... Sınav…”
Nitekim bu iki fonksiyona
göre oluşturulan süreci içsel-
leştiren halk için üniversite
tek kapı, dershaneler de şansı
arttıran tek imkândı. 28 Şubat
sürecine kadar Cemaat mer-
kezli dershanelerin ve tabiî ki
eğitim kampüsü” mantığıyla
geliştirilen kardeş kolejlerin
algı yönetimi”diyebileceğimiz
sunumu da bu bantta gelişti:
Başarılı öğrencilerin adresi…”
Doğrusu bu algı yönetimi,
ulusalcıların Cemaat üzerinde
operasyon yapmasını engelli-
yordu. Çünkü başarılı öğrenci-
lerin adresini nasıl “kayıt dışı”
gösterecekleri noktasında bir
yöntem bulamıyorlardı. Üste-
lik bu adresler, aynı zamanda
ahlaklı çalışkan” imajını dip
dalga olarak kullanıyorlardı.
Bu süreç, “eğitimde başarının
adresi” imajını “yurtdışı okul-
lar” klasmanıyla pekiştirince
ulusalcılar da kendi içinde iki-
ye bölündüler. Örneğin Ecevit
ve Demirel, farklı düşünen iki
önemli ulusalcı olarak bu ad-