28
aralık
2013
Eğitim
haber
ajanda
devletini kurması kadar, kimi zaman ondan
çok daha önemlidir devleti hangi ihtiyaçlar
için kurduğu. Çünkü devleti kurduran ve
görevlerini belirleyecek olanlar bu ihtiyaç-
lardır.
Nitekim devletin yapılanması, şekillen-
mesi ve biçimlenmesi olarak tanımladığı-
mız sistem, bu ihtiyaçların giderilmesini
sağlayacak biçimde teşekkül edecektir. Yani
ideal veya ideale yakın olan devlet yapılan-
masında. Ne fazla, ne de eksik...
Devletin kuruluşuna temel teşkil eden ih-
tiyaçlar kesin olarak belirlenmeyecek olursa
ne mi olur? Ne olacağını anlamak için tarihi
incelemeler yapmaya, ansiklopediler karış-
tırmaya ya da her şeyi bildiğini sananların
kapısını aşındırmaya gerek yoktur.Yapılacak
şey, ceddimizin vatan edindiği bu güzel ül-
keye ibret nazarıyla bakmaktır sadece.
Devletin girmediği, karışmadığı, el atma-
dığı ve amiyane tabirle burnunu sokmadığı
bir karış yer bulabilir misiniz koca ülkede?
Bir başka soru daha: Devlet girdiği, karıştığı
ve el attığı hangi işte başarılı olmuştur ve o
işin içinden yüzünün akıyla çıkmıştır, söy-
leyebilir misiniz? Eğitimde mi, sağlıkta mı,
sosyal güvenlikte mi, sanayide mi, tarımda
mı, ticarette mi, turizmde mi?
Devlet, bu alanların hangisinde başarılı
olmuş, milleti hangi nurlu ufuklara taşımış,
ülkeyi hangi muasır medeniyet seviyesine
çıkarmıştır, bir bileniniz var mı? Atılan onca
nutuklara rağmen iletişim teknolojisinin
iyice küçülttüğü ve moda tabirle küresel-
leştiği dünyamızda herkes her şeyi görüyor.
Günümüz Türkiye’sinde Anadolu insanı-
nın önünü tıkayan, onu çıkmaz sokaklarda
dolaştıran şeylerin başında devlet kurmayı
gerektiren ihtiyaçların gereğince belirlen-
memesi, konunun önemsenmemesi ve üze-
rinde hiç durulmamış olması gelmektedir.
Şunu bilmeliyiz ki, bu konuyu net olarak
açıklığa kavuşturamadıkça, yani kendisini
devlet yerine koyan ve devletle aynîleşmeye
çalışan sistemin tasallutundan “devlet ebed
müddet”i kurtarmadıkça hiçbir meselemizi
çözmemiz mümkün değildir.
Devletinolmazsa olmazı
Kimi istisnalar dışında, bugün ülkemi-
zi yönetmeye talip olan çoğu siyasetçinin,
aydın etiketi taşıyan çoğu kalem ve kelâm
erbabının böylesine hayati bir soruna ve-
recekleri net ve kesin bir cevapları yoktur.
Devleti her yönüyle babalaştıran siyasilerle,
onların dümen suyunda gitmeyi yazarlık,
çizerlik veya fikir adamlığı sananların bu
konuda kesin cevapları olmayışını anlamak
mümkün oluyor da gerçekten bu milletin