9
aralık
2013
Medenîlere galebe ikna ile çalınır”
PARTİYİ
töhmet altında bırakarak “delikanlı” fotoğrafı vermek, “milletin yönetim için ema-
netçi kıldığını vefasızlıkla suçlamak” ise, “milleti hiçbir şey yerine koymamaktır”. AK Parti’yi
Cemaat” değil, millet yönetime getirmiştir.
B
U
aymemleketi
az meseleyle baş
başa bırakmayın-
ca, biz de ikinci
bir önemli olayı
daha işlemekte
fayda gördük. Tevafuk odur ki,
ayın olayı” sıfatıyla hemen ilk
bölümde işlediğimiz konuyla
buradaki konu aynı gün cere-
yan etti; fakat bu konu, bütün
aya nüfuz eyledi.
Ülkemizin her daim tartışılan
eğitim sisteminin her zaman
tartışılası sorunlarından olagel-
miştir dershanecilik. Onunla
da olmaz, onsuz da... Zira ders-
hanecilik, geniş ve önemli bir
başlık altında toplatılmış, kamu
için üretilen hizmet ağında çapı
yüksek bir şebekeye kavuştu-
rulmuştur.
İşte bu kalıp ağ noktasında
girişilecek olan yeni düzenle-
meler dizayn edilirken, bu ağın
santrallerinden önemli bir hattı
sahiplenen ve yaptığı yatırımve
hizmetlerle Türkiye ve dünyada
yüksek tecrübeler edinen Fet-
hullah Gülen Cemaati’nin Hü-
kümet ile bu konuda net olarak
ayrıştığına şahit olduk.
Daha önce karşı karşıya gelin-
diği alçı ile örtülerek gizlenmiş
tüm olaylara rağmen yaşanan
bu kopuş, bırakın alçıyı, arayı
doldurmaya bundan böyle
harcın yetmeyeceği bir mesafe
çıkardı. Zira rahatlıkla konuşu-
lup detaylandırılarak halledi-
lebilecek bumevzu, hücumun
her türlüsünün gerçekleşmesi
ve kullanılan üslup ile başka
kanallara açıldı.
Bediüzzaman Said-i Nursî
Hazretleri’nin pek muhteşem
tespiti olan “Medenîlere galebe
ikna ile çalınır” düsturunun asla
kullanılmadığı tartışmalarda,
özellikle birtakım gazetecilerin
asla tartışılmayacak” haber ve
densizlikleri, ileriki zamanları
adeta kuşatıcı bir fitne açısı
oluşturmuş durumda.
Ortaya çıkan bu büyük ayrı-
lığın, farklı konularla daha ön-
celere dayandığı kesin. Aslında
bu tartışmaya bir ayrılık veya
bir kopuş demek de çok doğru
değil. Çünkü olanı bu şekilde
söze dökmek, Siyasî Partiler
Kanunu’na tâbi bir partiyi doğ-
rudan kire bulamaya dönüktür.
Çünkü ülkemiz anayasasına
göre siyasî partiler, hiçbir grubun
veya fikrinmalı değil, ancak
millete aittirler. Onlara ülkeyi yö-
netme görevini hiçbir grup veya
fikir vermez, ancakmillet verir.
Bir parti içerisinde, herhangi
bir grup veya fikre bağlı üye,
yönetici veya milletvekilleri
bulunabilir. Bu kimseler, bulun-
dukları partide milleti temsil
ederlerken fikir ve gruplarını
da simgeleyebilirler. Ancak şu
tartışma ortamındaki gibi bir
durumda, söz konusu kişiler
uzlaşıya kapı açmalı ve ortaya
çıkabilecek zararları kapama-
lıdırlar. Partiyi töhmet altında
bırakarak “delikanlı” fotoğrafı
vermek, “milletin yönetim için
emanetçi kıldığını vefasızlıkla
suçlamak” ise, “milleti hiçbir
şey yerine koymamaktır”. AK
Parti’yi “Cemaat” değil, millet
yönetime getirmiştir.
Belli ki Başbakan, kendisini belki de bir kaşık suda boğmak isteyenlere inat
samimiyetini her yana ulaştırabilmiş. Belli ki bundan sonra girişilecek her
fitneye, önce özgüvenini ve özgürlüğünü yakalayan o halk müdahale edecek.