102
aralık
2013
>> Bazen evrenin sınır-
larını zorlar kalbim. Sevgi
mi, isyanmı, nedir bu
gücün sırrı? “Akıllı olmak,
sınırda kalabilmek” diye
düşünür insanlar. Bana
göre ise sınırları aşmaktır
içinde.
Kurdun kuzuyu kap-
ması, kurda göre akıllılık;
kuzunun kendini koruma-
sı, kuzuya göre akıllılık;
rüzgârın şehirleri yıkma-
dan esmesi veya ağacın
çiçeğe vaktinde durması
akıllılık… Sınırın ötesini
görmeden beri durmak
değil asıl olan, ezip geçe-
cekken, aşıp gidecekken
veya konup göçecekken
yahut kanatlanıp uça-
cakken durabilmeye güç
yetirmek; öfkeden kan
beynine sıçramışken, ta
yürekten bir af koparıp
sunabilmek; mal, şan ve
şöhret kafanı Kaf dağına
çıkarmaya geldiğinde
bakışlarını toprağa eğe-
bilmek…
Evrendeki ve atomdaki
güç dengesine hayran
kaldım. Hiç yoktan ve tek
bir noktadan büyük bir
güçle itilmiş her şey. O
hızla uzaklaşsalar, evreni
yüzbinlerce kere aşıp
giderlerdi yıldızlar. Ama
çıktığı hiçlik noktasına
doğru, onları tersine iten
bir güç daha belirmiş
birden ve “Öyle başını alıp
gidemezsin!” demiş. Bu iki
zıt kuvvet arasında kalmış
bütün evren, ama yine de
ilk uzaklaştırıcı güç ağır
basmış ve evreni genişlet-
meye başlamış. Atomlar-
da da böyle, çekirdekten
dışa korkunç bir güç
çıkıyor, ama bir zıt güç,
geri iterek elektronları
belli bir yörüngede tutu-
yor. İşte ben buna hayran
kaldım. Benimde kalbi-
min tam orta yerinden,
sanki yokluktan öyle deli
duygular fırlıyor ki bütün
ruhumve her bir dam-
layla ben de düşüyorum
dünyaya.
O, bizi canlı cansız, zen-
gin fakir diye ayırmıyor. O,
sivrisinekle güneşi bir tu-
tuyor sahiplenirken. Ben
de sahiplenmek istiyorum
acılarımı, tatlılarımı,
dostlarımı, düşmanlarımı,
dertlerimi, sevinçlerimi,
engellerimi, çilelerimi,
umutlarımı, kaygılarımı,
beşiğimi, mezarımı, vaz-
geçtiklerimi, peşini bırak-
madıklarımı ve daha beni
etkileyen her bir zerreyi…
Parça parça değil, beni
ben yapan her şeyimle bir
bütün olmak istiyorum.
Bazen de saklandığım
yerden çıkmak istiyorum
bir kardelen veya geceyi
yırtan sabah güneşi gibi.
Sokağın başından çıkıve-
rip bir zile dokunuvermek
gibi varlığımı göstermek
istiyorum bazen de. Bir
sofranın başköşesine ku-
rulmak, özlemle anılmak,
coşkuyla karşılanmak
istiyorum bazen. Kuytu
ve derinlerde saklanmak
isteyenle gözlerin ve
gönüllerin şenliğinde
nazende olmak isteyenin
aynı olduğunu bilsinler
istiyorum.
Bir sevincin gözyaşına
dönüştüğü damlayım ben
ve her şeyimle insanım…
yönleri kuşatmak için can
atıyorlar. Sonra her bir
duygumu kalbimin içine
gömen bir karşı duyguyla
karşılaşıyorum. Şeytanla
meleğin iki ayrı yöne
çağıran güçleri de kor-
kunç bir denge aslında.
Kulağıma yöneliyorum,
Şu kadar frekans aralı-
ğında duyabilirim” diyor,
gözüme yöneliyorum;
Belli aralıklardaki ışığı gö-
rebilirim” diyor, içimdeki
heveslere, arzulara, hırsa
yöneliyorum; “Beden
gücümyetmez bunlara”
diyor, “Elimin ve ayağımın
yapabileceği belli”...
Bunları düşününce
Kafesteki kanaryayla
kaderim aynı” diyorum.
Yetmiyor gördüklerim,
yetmiyor duyduklarım
ve kuşun kanadı bende
olsun istiyorumve balığın
solungacı... Her canlıya
dağıtılan her şeyden nasi-
bimi almak istiyorum. Ben
sonsuzu arıyorum. Bura-
lardaki üç beş oyuncakla
avunacak çocuk değilim.
Ben cenneti istiyorumve
ben, cennetle avunacak
şanslı kul olmaktan öte,
koptuğumvarlığa karış-
mak istiyorum. Benim
saklanmak istediğim,
kaybolmak istediğim
kuytularım bunlar. Yok
olmak istediğim an, aslın-
da bu yarım, bu çaresiz,
bumahkumiyet acısıyla
dolu varlığın yerine, eksik-
siz ve gurbetsiz bir hayatı
seçiyorum.
Bir tek bilek, bir yum-
ruk kâinat. Bir nefes, bir
bakış, bir yöneliş kâinat.
Bir ıssızlık ve bir çığlık
kâinat. Bir hakikat ve bin
gölge kâinat. Bir aşikâr
ve binlerce sır kâinat. Bir
vuslat ve binlerce hasret
kâinat. Bir bahçıvan ve
binlerce çiçek kâinat.
Bir akıllı ve binlerce deli
kâinat. Bir padişah ve de
binlerce köle kâinat...
Ben, yıldızlara ilk
oturduğum günden beri
değiştim. Dünyayı oradan
gördüğüm günden beri
değiştim. Koca okyanuslar
avcuma sığdı. Nehirler da-
marlarımdan akar o gün-
den beridir. Dağlar, birer
çakıl taşı gibi küçüldüler
birden. Bütün insanların
her biri, saçımın birer teli.
O günden bu yana sığmı-
yorumdünyaya, aklımı
sürüklüyor yıldızlar. Daha
ötede bir yerler olduğunu
hissettim. Dünyayı küçült-
tüğüm günden beri bü-
yüdüm. O çocuk nerede
şimdi, ben neredeyim?
Gülüş ne kadar değişti
gözümde ve de ağlayış.
Yağmurun düştüğü yer-
lere bakardım sadece,
şimdi bulutlardan yağıyor
Hiçyoktan
vetekbirnoktadan
büyükbirgüçleitilmişherşey.O
hızlauzaklaşsalar,evreniyüzbin-
lercekereaşıpgiderlerdiyıldızlar.
Amaçıktığıhiçliknoktasınadoğ-
ru,onlarıtersineitenbirgüçdaha
belirmişbirdenve“Öylebaşını
alıpgidemezsin!”demiş.Buikizıt
kuvvetarasındakalmışbütün
evren,amayinedeilkuzaklaş-
tırıcıgüçağırbasmışveevreni
genişletmeyebaşlamış.
Birbenvar…
S
AKLANMAK
gelir bazen içimden ve en kuytularda
kalıp hiç çıkmamak. Bilinmemek, görünmemek gibi
bir duygu sarar ruhumu. Bir karıncanın ayak sesini
duymak ister kulaklarım. Kimselerin görmediği şeyleri arar
gözlerim.
Gülşen Aslan
Deneme
haber
ajanda