Page 92 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

90
aralık
2012
Toplum
haber
ajanda
>> Allah bütün olup biteni “kayıt” al-
tına alır ve bunları muhafaza eder. Kayıt
yerinin adı: Levh-i Mahfuz. Allah, “varlık”
için “takdir” günü/gecesi kılmıştır. O gün/
gece takdir edilenleri yeryüzüne melekler
indirir. İnsan için takdir edilenlerden biri
de “vahyin” inmesidir. (Kadir Suresi)
Vahiy, levh-i mahfuzdan melek ara-
cılığıyla (bir harfi eksiltilmeden ve bir
harf eklenmeden) “insan”a iner. İnen
vahye (özelde yazılı olduğu metne yani
sahife”ye) kimse bir harf ekleyemez veya
arttıramaz. Korunmuş olarak iner sahife.
İlk insana, ilk elçiye de sahife iner. İnsan
ise “eksilterek” veya “arttırarak” anlamaya,
anlatmaya heveslidir. İnsan, bir harfini ek-
siltmeden ve bir harfini arttırmadan, bir
şeyi tekrarlamaktan (buna karae/okumak
denir) sıkılır. İnsan, oldu olalı sahife oku-
maya uzaktır. Çok az insan okur.
İnsan -eksilteceği veya arttıracağı şekil-
de- “söz”ü esirgemeden kullanmayı sever.
İnsan söze katkıda bulunarak, söze başka
şey katıştırarak çoğaltmayı veya eksiltmeyi
sever. Yani kendisine ait olsun, kendisi de
olsun ister. Sözün kendisine “hadis” denir.
Menkıbe olmuş kıssa, söylence olmuş hadis, kavme özel olmuş “din”! Kayıp sahifeler ise hep kayıp. Ya eksiltilmiş, ya çoğaltılmış ya da paramparça edilmiş. Sahife
olmayan kıssa, sahife olmayan hadis, sahife olmayan kavim -maalesef insanoğlu tarafından, elçi vefat edince- kısa sürede “Sahifeler bu!” diye herkese “hepsi”
gösterilmiş. Kıssa, hadis ve kavim içinde sahifeler kaybedilmiş.
İLK İNSANA İLK DEFA SAHİFE İNER. KUŞKUSUZ İNSAN VARSA EĞER, SÖZ DE VARDIR.
SAHİFE AZ FAKAT SÖZ ÇOKTUR. SÖZÜN TABİATINDA ZATEN ÇOĞALTMA VARDIR. HATTA
BİR SÖZÜ EKSİLTMEK BİLE ONU ÇOĞALTMANIN BAŞKA BİR YOLUDUR. GÜN GELİR SAHİ-
FE YA UNUTULUR, YA SAHİFEDEN EKSİLTİLİR YA DA BENZERİ YERİNE KONUR. SÖZ ALIP
BAŞINI GİDER.
GÜN GELİR SÖZ “ESAS”, SAHİFE İSE ESASA TÂBİ DETAY KALIR. GÜN OLUR
SÖZ, SAHİFENİN YERİNİ ALIR. HATTA “SÖZ YOKSA, SAHİFE YOKTUR” BİLE DENİR. SÖZÜ
UZATMAYA GEREK YOK. ÖZÜN SÖZÜ:
SAHİFE SÖZE TÂBİ KILINIR ZAMANLA.” SÖZ KUT-
SANIR Kİ SAHİFE HER ZAMAN ONA TÂBİ OLSUN. SÖZ İNSANA, İNSAN SÖZE HÜKMEDER.
EKSİLTEREK VE/VEYA ÇOĞALTARAK SÖZÜN BAŞI, ORTASI, SONU SEÇİLEMEZ OLUR. SÖZE
SÖZ KARIŞIR, İNSAN SÖZE KATIŞIR. SAHİFELER KAYIPTIR ARTIK!
A
LLAH
Ol!” deyince, dileği olur. Fakat o yaratmayı
zamanla, aşamayla takdir etti. Bizimdünyamızı
gün/yevm” ile yaratması gibi... Allahyaratmayı bir
süreç” içinde gerçekleştirir. Yoktanyaratır, yarattığı-
nı “seviye”lendirir, seviyelendirdiğine kader koyar/
takdir eder. Sonra (da) olması gerekene yöneltir. Yani hidayet verir.
Yüce Rabbinin ismini teşbih et; o yarattı, seviyelendirdi, kaderlendir-
di ve hidayet verdi”
(
Ala Suresi, 1-4)
Hadis, insanın sözüdür. Sahife ise öncelik-
le vahyin kendisidir. Vahiy sözün sahifeye
karışmasına, katışmasına sıcak bakmaz.
Bir harf eksiltmeden ve arttırmadan aynı
ile aktarılmaktan yanadır. Elçiler bu ayırı-
mı,ayrıştırmayı zihinlerinde ve kalplerinde
yapmayı (vahyin açık uyarıları neticesinde)
öğrenmişlerdir.
İlk insana ilk defa sahife iner. Kuşkusuz
insan varsa eğer, söz de vardır. Sahife az
fakat söz çoktur. Sözün tabiatında zaten
çoğaltma vardır. Hatta bir sözü eksiltmek
bile onu çoğaltmanın başka bir yoludur.
Gün gelir sahife ya unutulur, ya sahife-
den eksiltilir ya da benzeri yerine konur.
Söz alıp başını gider. Gün gelir söz “esas”,
sahife ise esasa tâbi detay kalır. Gün olur
söz, sahifenin yerini alır. Hatta “Söz yoksa,
sahife yoktur” bile denir. Sözü uzatmaya
gerek yok. Özün sözü: “Sahife söze tâbi
kılınır zamanla.” Söz kutsanır ki sahife her
zaman ona tâbi olsun. Söz insana, insan
söze hükmeder. Eksilterek ve/veya çoğal-
tarak sözün başı, ortası, sonu seçilemez
olur. Söze söz karışır, insan söze katışır.