Page 9 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

7
aralık
2012
Mehmet Serhat Bıçak //
KABRİ
açılanveüzerinde tekrar otopsi yapılaneski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ınadlî
tıp raporuaçıklandı. Açıklama, “vücutta zehir tespit edildiği fakat zehirlenmeninolmadığı”
yönündeyapıldı.
Adlî tıp raporu hazırlanma-
dan önce, medyanın çeşitli
kuruluşlarında Özal’ın 4 ayrı
zehirle zehirlendiğini aktaran
haberlerin yanında; rapor açık-
lanmadan yaklaşık 36 saat önce
zehre rastlanıldığı fakat zehir-
lenmenin olmadığı” şeklinde bir
rapor hazırlanacağı haberleri
yayınlandı. Bu bilgi kirliliği konu-
su, ülkemizin derhal halletmesi
gereken sorunlar biridir. Bir şey
varsa da yok, yoksa da var”
edilemez. Bilgi kirliliği sorunu,
toplum reaksiyonlarını kısa
devre yaptıran bir olgu.
Yıllardır üzerinde karanlık bir
perde bulunan bumeselenin al-
tına bir de güneşlik çekildi sanki.
Her nedense ve nasıl oluyorsa
yüzülse de kuyruk diri kalıyor.
Hani “zehir var da nasıl zehirlen-
me olmaz” gibi bir söyleme de
girmeyeceğim. “Vücuttaki ben
lekelerinin kanser riski taşıma-
sı gibi” diyeyim… Diyeyimde
anlaşılamayan konu, zehirlerin
tespit edilmesine rağmen, sonuç
bölümünde uzmanların “zehir-
lenme konusunda ortak görüşe
sahip olamayışı”. Sosyal bilimmi
bu, tıp değil mi? Biri “var” derken,
diğeri nasıl “yok” diyor?
AmaDemirel işinhakikatenbil-
gisinde. “Zehirlendiğini sanmam”
dedi, nasıl sanmışmeğer?!
Mahkemenin, kendisini
darbeye teşebbüsle” suçla-
dığı Evren derhal bu yorumu
düzelterek başladı ifadesine.
Darbeye teşebbüs neymiş? Ben
darbeyi yaptım.” Sonra “O gün
doğru olanı yaptık. Bugün olsa
aynı şekilde ihtilal yapardık”
dedi ve sustu.
Bir yerde farklı düşünceler de
gelmedi değil aklıma. 28 Şubat
kıvırtganları gibi değildi söyle-
dikleri. “Laik Cumhuriyeti kur-
tardık” derken, iş hesaba gelince
Ben emri uyguladım” veya “Biz
darbe yapmadık, Başbakan’a
yardımcı olmaya çalışıyorduk”
demedi Evren ve Şahinkaya.
Bu delikanlı (!) duruş, onların
deyişiyle ancak “tarih tarafın-
dan yargılanırmış”. Çünkü onlar
tarih yazmışlar. Evet, itinayla
tarih” yazılır bumemlekette.
Kimi mürekkebiyle, kimi filmiy-
le, kimi sözüyle, kimi icraatıyla,
kimi kanıyla, kimi kanla… Tarih
geçip gidiyor, hangi tarihten
bahsediyorsunuz siz?! Bin yıl
sonra gelecek torunlar mı yo-
rumlayacak sizi, yoksa –sizin
tarih dediğiniz geçmiş tarih
galiba- atalar mı? Yoksa ahiret-
tenmi bahsediyorsunuz siz?
Şimdi anladım, ahiretten bahse-
diyorsunuz…
Adalet için “bir sağdan,
bir soldan astıklarınız”,
işkencelerden geçirdikle-
riniz, cereyanlara-coplara
tuttuklarınız, gözlerinin
önünde çocuklarına-eşlerine-
annelerine-babalarına musallat
olduklarınız, yapmadıkları
işlerin bedelini yaşatarak ödet-
tikleriniz yargılayacak sizleri,
değil mi?
Gerçekten de siz, yalnızca
susma hakkınızı kullanın. Daha
başka ihsan istemez…
12
EYLÜL
Askerî Darbesi’ninyargılandığı davada
KenanEvrenveTahsinŞahinkaya’nın ifadeleri
alındı. Bu “ifadeleri alındı” sözünebakmayın, susma
haklarını kullanmışlar. Ammave lakinsöyledikleri
odelikanlı cümleher şeyeyeter: “Yineyaparız!”
Zehir var,
zehirlenme
yok (mu?)
Delikanlı
pişmandeğilmiş(!)