Page 89 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

87
aralık
2012
Selma Yazar
Toplum
haber
ajanda
Bazı değerlerimiz korunmalıdır. Yeniliğe ayak uydurmaya çalışır-
ken, en güzel değerlerimizi kaybedersek neye yarar? “Çağdaş-
laşmak” demek, “kendi değerlerini kaybetmek” demek değildir.
Bir kere bunu öğrenmeliyiz. Körü körüne yapılan hiçbir değişik-
likten olumlu sonuç bekleyemeyiz. Demek ki bilinçli davranmak
gerekiyor. Toplum olarak bilinçleneceğiz. Nereye kadar? İşte bu-
nun sınırı yok. Okuyacağız, daha fazla okuyacağız.
Özgürlük, sınır ve
değerlerin korunması
S
EVGİLİ
okurlarım, sizleri özle-
dim. Küçük bir ara, gönülden de
uzaklaştırmamıştır umarım. İn-
sanoğlu öyledir ya… Fakat gün-
demin sürekli değişmesi -olumlu
ya da olumsuz-, hayatın yoğun trafiği, sağlık
problemleri ve bazı mecburiyetler böyle ara-
ları kaçınılmaz kılıyor bazen.
Mola
Belki seyahat konulu yazılarımıza bir
müddet ara verebiliriz. Malum havalar se-
yahate fırsat vermeyebiliyor. Ama elimizden
geldiği kadar, küçük küçük de olsa gezip ak-
tarmaya çalışacağız sizin için.
Aman dikkat!
Sakın ha, internetten alışveriş yapmayı-
nız! Aldığım bir tablet bilgisayarın iade-
sinin üzerinden aylar geçmesine rağmen,
hâlâ ücret iadesi yapılmadı. Ticaret ahlâkı
sıfır! Nasıl olsa kilometrelerce ötedeyiz ve
birbirimizi görmüyoruz ya… Neticeyi öğ-
renmek için açtığım her telefonu “Paranız
muhasebeye yönlendirildi efendim!” deyip
kapatıyorlar. Bizler ağzımızdan çıkan her
sözü “namus” saydığımız için, bu nesli ve bu
çarpıklığı bir türlü anlayamıyoruz doğrusu.
Bu nasıl bir ahlaksa?! Bizim kuşak bunlara
yabancı. Lütfen, siz alışverişlerinizde dik-
katli olun ve güven konusunda şüpheci dav-
ranın! (Ne yaman çelişkidir bu!)
Bendeniz eğer bu hafta da bir sonuç ala-
mazsam,detaylı bir basın bülteni ile durumu
internet üzerinden dolandırıcılık” olarak
medyaya paslayacak, firmayı ifşâ edecek ve
Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda
bulunacağım. İbret-i âlem olur umarım…
Ben şahsen, kuşağımın insanından daha
fazla yeniliğe ve gelişime yatkın olmama
rağmen, böyle saygısızca davranış ve “lauba-
lilik” diye tanımladığım davranışları yadır-
gıyorum doğrusu. Alışabilmiş değilim hâlâ
bunlara. Hâlbuki kendin böyle davranma-
san da “alışmalısın”.
Özgürlük nereye kadar?
Bir öğleden sonra kuşağında televizyon
programı yapan hanım gibi, yeni neslin her
yaptığını, doğruyu ve eğriyi “modern görüş-
lü”desinler diye daima hoş görmek, bu nesle
fayda değil, dejenerasyon getirir.Her zaman
söylemişimdir: “Sınırsız özgürlük, başkasının
haklarını suiistimal etmeye kadar dayanır.”
Bazı değerlerimiz korunmalıdır. Yeni-
liğe ayak uydurmaya çalışırken, en güzel
değerlerimizi kaybedersek neye yarar?
Çağdaşlaşmak” demek, “kendi değerlerini
kaybetmek” demek değildir. Bir kere bunu
öğrenmeliyiz. Körü körüne yapılan hiçbir
değişiklikten olumlu sonuç bekleyemeyiz.
Demek ki bilinçli davranmak gerekiyor.
Toplum olarak bilinçleneceğiz. Nereye
kadar? İşte bunun sınırı yok. Okuyacağız,
daha fazla okuyacağız.
Daha fazla okuyacağız… Hem değerle-
rimize sahip çıkıp gelişeceğiz, hem de mo-
dernleşeceğiz. Ama özümüzü unutmadan...
Bakın o zaman ne kadar kıymetli nesiller
geliyor arkadan.Toplu taşım araçlarına bin-
diğimiz zaman büyüklerine yer vermeyen,
yolda önümüze geçince çekilip yol verme-
yen, lafı ağzımıza tıkayıp “Ben konuşaca-
ğım” diyen nesil bakın nasıl düzeliyor?
Nesli yetiştiren annedir!
Geçen gün bir annenin ağzından dinle-
diğim –güya- “çocuk koruma”yı aktarmak
isterim. Hanımlar otobüse binmiş, süslü
püslülermiş, gezmekten, eğlenmekten geli-
yorlarmış. Orada oturan ve kendilerine yer
vermeyen gençlere “Kalksanıza evladım,
büyüklere yer versenize” demişler. Annenin
savunması şu: “Koskoca hanımlar gezmişler,
eğlenmişler. Ondan sonra utanmadan ço-
cukları kaldırmaya çalışıyorlar. Onlar okul-
dan geliyorlar, yorgunlar. Üstelik sınavdan
çıktılar.”
Bu nesli yetiştirenler olaya böyle bakı-
yorsa, benim diyecek sözüm kalmamıştır.
İşte anlatmaya çalıştığım “özgürlük-sınır-
değerlerin korunması” buydu yukarıda. Bu
bilince ermek dileğiyle, hoşçakalınız. Lüt-
fen, daima gülümseyiniz.