Page 87 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

85
aralık
2012
varının üzerine çıkmış dut yiyen gençleri
görüyorum. Biraz daha ilerledikten sonra
Akçakoca Devlet Hastanesi’ne rastlıyorum.
Hastanenin ne önünde ne de sağında-
solunda insan var. Bu manzarayı görünce
ister istemez İstanbul’daki hastanelerin yo-
ğunluğu aklıma geliyor. Yukarı doğru de-
vam eden yol, gittikçe daralıyor ve kıvrılıyor,
fakat cadde devam ediyor. Caddeye bağla-
nan sokaklara bakıyorum, biraz ileride önü
bir evle kesiliyor. Çıkmaz sokak mı yoksa
yol devam mı ediyor, bilemiyorum.
Yine tabelalar Cumhuriyet Mahallesi’ni
geride bırakıp Yukarı Mahalle’ye çıktığımı
haber veriyor. Burası geride bıraktığım ma-
halleye göre daha fakir ve dış cephelerinin
sıvası dökülmüş evleriyle daha eski görünü-
yor. Kimi ahşap evler yıkılmak üzere.
İlerideki bir caminin (Yukarı Mahalle ca-
misi) avlu duvarı dibine konan bankta otu-
ran beyaz saçlı bir kişi, arabasında oturan
başka bir kişiyle sohbet ediyor. Ben onla-
ra yaklaşırken motosikletle üçüncü bir şahıs
daha geliyor ve bankta oturan kişinin yanı-
na oturuyor.Ben etrafıma bakarak ilerlerken,
sonradan gelen kişi yabancı olduğumu fark
ediyor ve “Hoş geldiniz,buyurun!”diyor.Ben
de zaten bilgi alacak birilerini aradığım için
selam vererek yanlarına oturuyorum.
Çok sıcakkanlı insanlar! Sonradan ge-
len kişi, dalından topladığı eriklerden ikram
ediyor… Akçakoca’nın yerlisi olup olma-
dıklarını soruyorum. Kendilerini Laz olarak
tanımlayıp ve doğma büyüme Akçakoca-
lı olduklarını söylüyorlar. Kısa bir tanışma-
dan sonra Akçakoca’nın en eski mezarlığı-
nı soruyorum. Tevafuka bakın ki sorduğum
kişi mezarlıkta çalışıyormuş… “Ben, me-
zarcı Hasan, ‘Hasan Mezarcı’ değil” diyerek
bir espri yaptı ve sözlerine şöyle devam etti.
Burada bir Amerikalı yaşıyor, geçende ca-
miye namaza gelmişti, bizim arkadaş beni
ona tanıtırken, bu “Hasan Mezarcı” diye ta-
nıttı. Amerikalı önce bir irkildi, sonra arka-
daşım mezarla ilgili işler yaptığımı izah etti.
Şimdi Amerikalı beni nerede görse ‘Hasan
Mezarcı’ diye hitap eder” diyor.
Mezarlığı soruyorum, çünkü mezar taşla-
rını önemsiyorum.Mezar taşları, önemli bir
vesikadır. Bize dünyanın faniliğini ve ahreti
hatırlatırlar. Kavgasız gürültüsüz koyun ko-
yuna yaşamayı öğretirler. Ayrıca mezar taş-
ları, o belde halkının dinini haber verir ve o
yerlerin kime ait olduğunu bildirir.
Mezarcı Hasan anlatmaya başlıyor: “Bu-
ranın eski mezarı, devlet hastanesinin oldu-
ğu yerdeydi. Oraya hastane yapınca, çıkan
kemikleri toplu olarak başka yere gömdü-
ler. Mezar taşlarını ise Orhangazi İlköğre-
tim Okulu’nun yanında bir alana götürdü-
ler. Mezar taşlarının bazıları hala oradadır.
Diğer eski bir mezarlık ise yandı… Yuka-
rı Mahalle, Akçakoca’nın en eski yerleşim
yeridir. Bu binalarımıza bir çivi dahi çaka-
mıyoruz. Çünkü burayı sit alanı ilan ettiler.
Ama, buradaki evleri de Safranbolu Evle-
ri gibi restore ederek eski orijinal haline ge-
tirip koruyacaklarını söylüyorlar.” Yanımız-
da oturan beyaz saçlı kişi Mezarcı Hasan’ın
abisiymiş. Oturduğumuz yerin karşısına
yeni bir bakkal dükkânı açmış, bakkalın adı
Aşk”... İlginç bir isim olduğunu söyleyin-
ce, daha yeni açtığını ve henüz adını değiş-
tiremediğini anlatıyor. Adının “Yaşar” oldu-
sonra, Hacı Yusuflar Mahallesi’nin dar so-
kaklarında yürüyorum. Sokaklar fındık, dut,
erik elma, karayemiş ve daha birçok ağaç
çeşidiyle süslenmiş. Akçakoca’nın çok ve-
rimli ve enteresan bir toprağı var; nemli ve
her yeri güneş alıyor. Bu durumda tohu-
mun toprakla buluşması yeterlidir. Gördü-
ğüm kadarıyla, ağaçları keserek seyreltiyor-
lar, eğer kesmeseler her taraf içine girilmez
orman olur.
Sokaklardan ilerlerken teneke minareli
bir caminin önüne çıkıyorum. Caminin ya-
nında, altmış yaşlarında bir amca oturuyor.
Selam veriyorum ve “Buralarda bir medre-
se varmış, bilginiz var mı?” diye soruyorum.
Amca, “Buraya ‘İlk Medrese’ diyorlar, fa-
ğunu söyleyen bakkal, “Eskiden sahil tarafı
hep sazlık ve bataklıktı,şimdi ise kıymetlen-
di”diyor.Yaşar Bey,Akçakoca’da bulunan ilk
medrese ve ilk tekkeden de bahsediyor,fakat
zaman kalmadığı için onları başka bir güne
bırakıyorum ve oradan kaldığım yere dönü-
yorum.
Boynu bükük mezar taşları
Akçakoca’da altıncı günüm. İlk medre-
se, ilk tekke ve Orhangazi İlköğretim Oku-
lu yanında bulunan mezar taşlarını yerinde
görmek için güneş ışıklarının kırılmasından
kat hakkında bilgim yoktur”diyor. Caminin
yoldan tarafa bakan camında, “Korfa
2
Ca-
mii” yazıyor. Aslen Samsunlu olan bu amca,
İstanbul Okmeydanı’ndan buradaki yazlı-
ğına dinlenmeye gelmiş ve caminin önün-
de ikindi namazını bekliyormuş. Bu ara-
da siyah sakallı bir amca daha geliyor. Ona
da medrese hakkında bilgisi olup olmadığı-
nı soruyorum. Adı “Sefer”olan bu amca, fı-
rın işçiliğinden emekli olmuş ve Düzce’den
gelip Akçakoca’ya yerleşmiş. O, medresey-
le ilgili bildiklerini şöyle anlatıyor: “Bura-
nın ilk yerleşim yeri biraz ilerideki Yukarı
Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt, İstanbul Milletvekili Müslim Sarı, Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün ve Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’dan oluşan CHP milletvekili heyeti ilk uçakla Malatya’ya gelirler. Oradan doğruca Sürgü’ye
geçen heyet, gece saat bir civarı olay yerine varır.