Page 80 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

78
aralık
2012
tarlaları, çay bahçeleri ve envai çeşit otlar
ve ağaçlarla kaplı. İskân büyük ölçüde bir
iki katlı binalardan oluştuğu için, başkent
Kampala dâhil bütün yerleşim yerleri yeşi-
lin içine adeta gömülmüş. Ekili-dikili arazi
çok az olduğundan tarıma müsait alabildi-
ğine geniş bir bakir alan mevcut. İnsanları
genel olarak ince yapılı, başları vücutlarına
göre küçük, derilerinin rengi ise siyahın en
koyusu.
İngiliz sömürge klasiği
1962’
ye kadar resmî, ondan sonra da
gayri resmî olarak İngiliz sömürgesi olan
ülkenin resmî ve müşterek dili “kötü” bir
İngilizce’dir. Başka çareleri de yokmuş.
Ülkedeki 15–20 kadar kabilenin her bi-
rinin kendi yerel dili varmış. İngilizce
dışında müştereken anlaşabilecekleri
başka bir lisan yokmuş. Nüfusun –tahmi-
nen- kimine göre yüzde 16’sı, kimine göre
yüzde 36’sı Müslüman, yüzde 60-70’i de
Hıristiyan’mış.
Yollar yetersiz, başkentte dahi asfalt yol
çok az. Toprak yollar da çukurlarla dolu.
Alt yapı namına bir şey yok. Kanalizasyon,
sabit telefon şebekesi bulunmuyor. Cep
telefonundan önce ülkede telefon yok-
muş. Bize söylendiğine göre, mutlu azınlık
yüzde 5’miş. Bu zenginlerin semtlerine,
villalarına, malikânelerine bakınca tam bir
refah içinde yaşadıkları hemen anlaşılıyor.
Burada orta sınıf yok, geri kalan yüzde 95
yoksul” dedilerse de başkentin büyük bir
bölümünün orta halli evlerden müteşekkil
olduğuna, cadde ve sokaklarda seyrek de
olsa temiz giyimli insanların varlığına ba-
kılırsa, iyi kötü bir orta sınıfın var olduğu
anlaşılıyor.
Her taraf insan, özellikle de çocuk kay-
nıyor. İnsanların haline fakirlik denemez;
kitleler halinde yokluk, pislik, perişanlık
içindeler. Çocuklar ya çıplak ya da yarı
çıplak vaziyetteler. Fakirlerin evleri ya te-
neke, yahut kerpiçlerin üst üste yığılma-
sıyla oluşturulmuş ve önünde kapı niye-
Gezi: Uganda
haber
ajanda
tine bir deliğin bulunduğu, içinde hiçbir
eşyanın bulunmadığı bir karanlık odadan
ibaret. Fakir çoğunluğun –bulabilirlerse-
yedikleri üç ana gıda maddesi var. Mısır
bulamacı, pişirilerek yenilen yeşil muz ve
bir ağaç kökü. Hepsinin tadı aşağı yukarı
aynı, kısmen haşlanmış patatesi andırıyor.
İlginç bir şey de çekirge hasat tezgâhları.
Geceleri, sağda solda parlak bir ışığın al-
tında, yere dikey olarak yerleştirilmiş olan
çinkolar merakımızı celbetmişti. Öğrendik
ki bunlar çekirge avlama tuzaklarıymış.
Parlak ışığa koşan çekirgeler çinkoya çar-
pıp aşağıdaki çukura düşüp kalıyorlarmış.
Sabahleyin tezgâhın sahibi çekirgeleri usu-
lünce pişirip satıyor, söylendiğine göre de
bayağı iyi bir gelir elde ediyormuş.
Şehirde yarım yamalak bir elektrik ve su
şebekesi mevcutsa da su kokuyor ve içmeye
elverişli bulunmuyor. Temiz su ancak mar-
ketlerde bulunduğu için halk çok mikroplu
suları içiyor. Bulabilirlerse, en iyi kaynak
tulumbalı kuyu suyu ise de o da mikrop-