Page 71 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

69
aralık
2012
Özel çevrekorumaalanı:
Karpaz
Karpaz, karasal ve sucul ortamları ve ya-
şam alanlarıyla birlikte korumaya alınmış
kıymetli bir Millî Park. Bu küçücük dün-
yada, hepimize ait bir alan. Ortak bir adres,
önemli bir habitat, nadide bir ekomerkez.
Hey gidi Karpaz!
Karpaz Yarımadası, üç kıtanın kavşağın-
daki KKTC’nin -Yavru Vatanımızın- sağ
ucu, kuzeydoğusu. Işık ve Kasa Burunları
arasındaki Dikkarpaz Köyü ve yukarısı, en
uçta Zafer Burnu dâhil bir konuma sahip.
Kalkık bir burun, mağrur bir eda, heybetli
bir dağlık…İki yanı kum tepecikleriyle dolu
ilginç bir ekosistem olan Karpaz’da el değ-
memiş güzellikler her dem ılık ve masmavi
Akdeniz’in ortasında mahçubiyetle yıkanı-
yor.
Çam ağaçları, yabanî Kıbrıs eşekleri ve
zeytinlikleriyle muhteşem bir biyo-çeşitlilik
içeren doğal servetin yanı sıra, arkeolojik bir
cennete girer ve tarihin kokusunu da sindire
sindire içinize çekebilirsiniz burada. Örne-
ğin, Hz. İsa’nın daveti ile ilk Hıristiyan Pa-
paz olduğu söylenen St. Andrew’a adanan
Apostolos Andreas Manastırı, Ortodoks
cemaati için önemli bir merkez. Dolayısıy-
la inanç turizminin de çekici bir ayağı. Ve
dünyanın en güzel 10 sahili arasında yer
alan Altın Kumsal; incecik, sapsarı kumu ve
kilometrelerce plajı ile büyüleyici. En mühi-
mi de nesli tükenmekte olduğu için koruma
altına alınan “Caretta caretta”ların bölgeyi
yumurtlama alanı olarak seçmiş olması.
Çünkü bakir, çünkü temiz, çünkü sakin...
Doğaya ölüm” fermanı
Yazık ki -Ege Üniversitesi’ndenHerpete-
log Prof. Dr. Bayram Göçmen’in ifadesiyle-
Kıbrıs’ta “Doğaya ölüm”fermanı çıkartılıyor.
Çünkü 2013’te binlerce insan Silk Route
Müzik Festivali için bölgeye gelecek.Müzik
dinlemeye, sosyalleşmeye gelenler, bunalım
takılıp içince dağıtanlar, uyuşturucudan ko-
pamayan ve kendini toplayamayanlar…Vel-
hasıl herkes burada olacak.Ve tabiî bu elmas
gibi parıldayan merkezden para kazanan ve
her şeye “Eyvallah” diyecek olan tacirler…
Kimi boş vakit dolduracak, kimi gerçek-
ten sanat yapacak, kimi de bu ikiliden para
kazanacak. Peki, Karpaz’ı kim koruyacak?
Çadırlar,motorlu araçlar,konaklama-yeme-
içme-dinlenme-tuvalet-duş alanları, oto-
parklar, ulaşım ve sosyal faaliyet merkezleri,
iletişim-reklam ve ticarî satış noktaları ku-
rulacak. Havuzlar yapılacak. DJ’lerle Altın
Kumsal’dan bangır bangır müzik geçecek.
Her tarafı ekipman ve tüketim malzemele-
ri saracak. Yaklaşık 80 bin kişiye “uzun ve
çılgın geceler” vadeden festivalin 85- 999
avroluk biletlerinden doğa korumaya pay
ayrılması ise telaffuz bile edilmiyor.
Yüksek desibelli müzik, doğadaki hangi
ev sahiplerini rahatsız edecek de buralarda
beslenmekten, üremekten, korunmaktan
vazgeçecekler? Kirlilik hangi bölgede kalıcı
olacak ve hangi türlerin neslini tehlikeye so-
kacak? Plaj futbolu/voleybolu oynanırken,
kimi dibe dalarken, kimi jet ski yaparken
ne yapacak denizel ve karasal türler? Ken-
dilerine bir şey olmasa da evleri ne olacak
yavrucakların?
Ya 2014’te Kıbrıs eşekleri salına salına
dolaşamazlarsa sarıpapatya tarlalarında, kim
verecek hesabını? Kimin umurunda olacak
caretta carettaların seneye yumurtlamak
için Altın Kumsal’a gelmeyecek olması,
denizdeki bitkinin zarar görmesi, hayvanın
korkması, yuvalarını terk etmek zorunda
kalması, hatta o yuvaların darbeler ve pislik
yüzünden bozulması…
Siz ister miydiniz, kısa süreli bir parti
yüzünden evinizden/yurdunuzdan olmayı,
öldürülmeyi, sevdiğiniz her şeyden ve aile-
nizden ayrılmayı? Şu bir gerçektir ki, doğa
hiçbir zaman ticaretin umurunda olmamış-
tır. “Doğa tacirleri”nin bile…
Basitçe soruyorum
Festival boyunca ve sonrasında biyolojik
çeşitliliğe ne olacaktır? Biyolojik zenginli-
ğin tanıtımını yapma vaadiyle türlere zarar
verilmesi nasıl önlenecektir? Deniz, kum
tepeleri, bitki örtüsü ve hayvanlar nasıl ko-
runacaktır? Canlı türlerinin barınma, bes-
lenme, üreme ve korunma alanlarının zarar
görmemesi için ne tür tedbirler alınmıştır?
Kirlilik nasıl önlenecektir? Atık yönetimi
ve denetimi planlanmış mıdır? 80 bin kişiye
gereken 2 bin 500 tuvaletin nereye kurula-
cağı programlanmış mıdır? Dünyanın dört
bir tarafından “temizlik alışkanlığı fark-
lı” on binlerce insanın tuvalet gereksinimi
karşılanamazsa, ortalık nasıl temizlenecek,
doğacak sağlık sorunları nasıl çözülecektir?
Olası bulaşıcı hastalıklara karşı nasıl tedbir
alınacaktır? Bölgede bina ve tesis yapımına
izin verilmiş midir? Ticaretin çevreyi ezip
geçmemesi için ne tür tedbirler alınmıştır?
Alt ve üst yapı hazırlanırken uzmanlardan
bilgi ve destek alınmış mıdır?
Ya sonra?
261
gün, 2 saat sonrası meçhul. Hatta
paçaları sıvamaya başlayabiliriz, çünkü dere