Page 66 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

64
aralık
2012
ninni dinleyen bebek gibi asırlardır teşne
bu sedaya, doyamıyor ezana ve sevdalısı ol-
duğu manasına.
Ulu Camiî’de namaza duruyorum. Şu
alımlı hanım Hüma Hatun mu? Şu ileri-
deki zât Molla Arap Cabarrî mi? Yanında
dua eden Molla Fenarî mi? Namazı kıldı-
ran Üftade Hazret mi?
Ulu Camiî’den çıkıp Kapalı Çarşı’ya
giriyorum. İşittiğim sesler, çok uzaklar-
dan Bursa ipeği almaya gelen kervanları
çekmek için seslenen dükkan sahiplerinin
kibar daveti mi, yoksa şimdilerde kuyumcu
olmuş dükkan sahiplerinin müşterileri çek-
mek için seslenmesi mi? Geçmiş, gelecek
sarmaş dolaş oldu Kapalı Çarşı’nın henga-
meli koşuşturmasında. Ah Bursa! Bithinya
olmak hiç yakışmamıştı sana.
Açık Çarşı’yı geçerken kesif kahve ko-
kusunu hissedince, sarayların nakışlı ör-
tüler gerilen sedirlerinde, üzerimde altın
sırma ile işlenmiş bindallı, kafamda elmas-
la ve yakutla bezenmiş hotuz, üzerinden
rengârenk tüller sarkan elbisemle kıymetli
taşlarla murassa tepside zarflı fincanlardan
kahve içtiğimi hayal ediyorum.
Surların önünden geçiyorum.M.Ö.180-
234
yıllarında Bithinyalılar tarafından ya-
pılan surların çimentosuz örülen taşların-
dan havaya tâ yüzyıllar öncesine ait sözler
sızıyor. Yerden yukarı Osmanlı üstatlarının
coşkun nağmeleri buharlaşıyor, dalga dalga
efsunlu ney sesleri çınlıyor. Surların taşları-
nı okşuyorum. Üzerinden akıp giden asır-
ların nice solukları yapışmış duvarlarına.
Her şeyi okşuyorum. Her sokağında tarih
solukluyor, iz sürüyor, geçmişi yaşıyorum.
Zaman kavramı kalkıyor, eşya manasına
eriyor.
Osmanlı denilince Bursa, Bursa denilin-
ce Osmanlı… Ulu hakanların tuğrası her
taşa kazılı.Taşları tuğra, toprağı sikke Bur-
sa… Taşlarında tarih, toprağında bereket,
havasında ecdadın sesi, derinlerinde kü-
heylanların kişnemesi, sultanların nâraları,
ehl-i salibe karşı kılıç-kalkan sesleri... Her
zerresinde nice serüvenler, nice olaylar...
Bursa anadır.“Taşı, toprağı altın”denilen
tüm illerin anasıdır. Hatta Anadolu’nun da
anasıdır.
Şöyle ki... Söğüt, körpe bir delikanlıdır,
toydur. Damarındaki taze kanı güçlendire-
cek bir eş, adını ebedileştirecek veled ister
de Bursa’ya göz koymuştur. Bursa, nazlı bir
taze.O da içten içe Söğüt’e göz süzer.Evle-
nirler ve tüm Anadolu doğar. Bursa, taşları
altın olan tüm şehirlerin anasıdır. Her zer-
resinde bir damga, her nüvesinde bir asrın
nişanı vardır.Toprağı sikke, taşları tuğradır
Bursa’nın. Geçmişle geleceğin izdivacın-
dan doğan veled-i nurdur, aynı zamanda
ibnü’l-vaktdir Bursa... Dedelerimden ka-
lan en mübarek bergüzar, torunlarımın
şimdilik- bana bıraktığı emanettir Bursa.
Halef Bursa, seleftir Bursa…
Uludağ’a çıkıyorum. Hani Evliya
Çelebi’nin yazdığına göre, Süleyman Pey-
gamber taht üzerinde buradan uçarken,
Âsâf-ı Berhaya “Ne olaydı, bu ferah-feza
yer şehir olaydı?” der. Cin taifesi “Nuh tu-
fanından önce orası zaten şehirdi” diyerek
şehri temizleyip açığa çıkarırlar. İşte bu
şehrin ferah-feza dağı Uludağ. Şu su, Sul-
tan Yıldırım’ın yaptırdığı çeşmedenmiş.
Askerlerini talim için buralara çıkarırmış.
Çeşmenin adı: Sultan Suyu... İnsan gel-
mez, kervan geçmez zannedilen sarp dağ-
ların her zerresinde dedelerimin ayak izi.
Az sonra Geyikli Baba gelir mi, Uludağ’ın
kara kışına dayanamayıp yolda kalırsak im-
dat eyler mi?
Buraya gelip de Bakacak’a çıkmadan,
oradan Bursa’yı temaşa etmeden gitmek,
dünyanın en büyük nimetlerinden birisine
arkanızı dönmek olur. Bakacak’tan göğün
kâh kurşunî, kâh dalgalı, kâh bulutlu-sisli,
kâh aydınlık görüntüsüne bakıyorum. San-
ki gök tüm kâinatı bir ananın müşfik kolla-
haber
ajanda
Şehir
Bursa anadır. “Taşı, toprağı altın” denilen tüm illerin anasıdır. Hatta Anadolu’nun da anasıdır. Söğüt, körpe bir delikanlıdır, toydur. Damarındaki taze kanı güçlendirecek bir
eş, adını ebedileştirecek veled ister de Bursa’ya göz koymuştur. Bursa, nazlı bir taze. O da içten içe Söğüt’e göz süzer. Evlenirler ve tüm Anadolu doğar. Bursa, taşları altın olan
tüm şehirlerin anasıdır. Her zerresinde bir damga, her nüvesinde bir asrın nişanı vardır. Toprağı sikke, taşları tuğradır Bursa’nın. Geçmişle geleceğin izdivacından doğan veled-i
nurdur, aynı zamanda ibnü’l-vaktdir Bursa... Dedelerimden kalan en mübarek bergüzar, torunlarımın –şimdilik- bana bıraktığı emanettir Bursa. Halef Bursa, seleftir Bursa…