Page 65 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

63
aralık
2012
Rukiye Yıldız Erdoğmuş
adam Yıldırım Beyazıt mı, Emir Sultan
mı?” diye heyecanla dönüp bakıyorum ar-
kama. O esnada Ulu Camiî’den ezan sesi
yükseliyor göklerin en üst katmanlarına.
Ulu Camiî’den ulu nida... Ruhlardaki gü-
nah kirlerini süpüren kutlu nida, sokaklar-
daki tüm çirkinlikleri lahuti bir esintiyle te-
mizleyiveren mübarek seda. Damar damar
yayılıyor sokaklara, kulak geçidinden geçip
kalplerden yol bulup ruhumuza iniveriyor,
temizliyor yılandan çıyandan…
Sokaklarda suça teşebbüs için kalkan el-
ler, bu nida ile iniveriyor iki yanına.Zaman,
ışıltılı boncuk gibi olan ezanı tel tel örüyor,
sonra “vakit” -nakışlı dantela- diye şerh
düşüyor bu nidanın işitildiği ânâ. Bursa,
RA,
İKKE BURSA
Ulu Camiî’nin bahçesindeki şu kurnadan
kimler su içmiştir, kimlerin ellerinin nakşı
hakkolmuştur? Çeşmeyi okşuyorum kutsal
bir şey okşarcasına... Elimi suya sokuyorum.
Avuç avuç serinliği dudaklarıma götürürken,
çeşmenin ilk yaptırıldığı hafta boyunca, üç
kurnasından akıtılan ayran, limonata ve sü-
tün tadını arıyorum damağımda. Çeşmenin
küvetine biriken suya yalpalayarak akseden
cesim, vakur, bir adam silueti düşüyor.
Esen yelin yalpaladığı su birikintisinde dal-
galanan bu heybetli adam Yıldırım Beyazıt
mı, Emir Sultan mı?” diye heyecanla dönüp
bakıyorum arkama. O esnada Ulu Camiî’den
ezan sesi yükseliyor göklerin en üst katman-
larına. Ulu Camiî’den ulu nida... Ruhlardaki
günah kirlerini süpüren kutlu nida, sokak-
lardaki tüm çirkinlikleri lahuti bir esintiyle
temizleyiveren mübarek seda. Damar damar
yayılıyor sokaklara, kulak geçidinden geçip
kalplerden yol bulup ruhumuza iniveriyor,
temizliyor yılandan çıyandan…