Page 60 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

58
aralık
2012
H
ocam
,
ben İstanbul Üniversitesi
Antropoloji Bölümü 1. sınıf öğrenci-
siyim.
Tahmin edebileceğiniz gibi Biyolojik Antro-
poloji 1 derslerinde evrim, Darwinizm, primat taksonomisi gibi
birbirine benzer konularda lisans eğitimi görüyoruz. Alan olarak
son sınıfta Biyolojik Antropoloji Ana Bilim Dalı’nda asistan olarak
kalmak ve hem biyolojiye hem İslam dünyası ve biliminin(!) geliş-
mesine katkıda bulunmak istiyorum. Haber Ajanda’daki yazınızı
okudum ve çok beğendiğimi belirtmek isterim. Evrime, daha
doğrusu gerçek evrime inandığımı belirtince Darwinist olmakla
suçlandığım(!) zamanlar oldu. Henüz birinci sınıftayım ancak bu
çalışmaların kendim için erken değil tam yapılması ve araştırmaya
başlanması gereken zamanımda olduğumu düşünüyorum. Bu
konuda vaktinizi çok almadan yardımcı olabilmenizi istiyorum.
Yazınızda da eksik kaldığım bir kaç bölüm var ve konu hakkındaki
düşüncelerinizi merak ediyorum. Belki hayalci olduğumu düşü-
nebilirsiniz ancak mevcut konu üzerinde detaylı ve doğru analiz
edilmiş çalışmaların en genişini ve faydalısını yapmak, hem İslam
dünyasına hem bilim dünyasına katkıda bulunmak istiyorum.
Değerli vaktinizi almayıp konuyu yazınız için büyük bir teşekkürle
bitiriyorum. Biraz olsun insanların evrim ve Darwinizm arasını
anlaması için...” (
Ayşenur KOTAN)
***
B
U
metni oldukçaolumlubul-
duğumusöylemek istiyorum.
Genel olaraknereyeodaklan-
mak istediğini anlıyorum. Evrim
konusuetrafındayıllardır dönen
bukavgagürültüye sadeceüzülengözlerlebakıyo-
rum.
En temel anlamıyla kuramlar karşılaştığımız problemleri
çözmek adına geliştirilen sonunda da bu problemlerin çözümüne
bizi yaklaştıran ya da sonlandıran araçlar. Bu kuramlar sayesinde
hayatımızı kolaylaştırıyor ve problemlerimize çözüm bulabiliyo-
ruz. Evrim de bu güne kadar geliştirilen ve geliştirilmekte olan
binlerce kuramdan bir tanesi. Hedefini sen yazında çok hoş bir
şekilde açıklamışsın. Aktüel hayatımda evrim kuramını 1993’ten
bu yana aktif olarak kullanıyorum. Evrim teorisi çok sık kullanılan
bir şablon bizim için. Genomda oluşan-oluşabilecek mutasyon ya
da polimorfizmleri değerlendirmemizde kullandığımız bir araçtır
bu teori. Neredeyse hemen hemen her gün hastalara tanı koya-
bildiğimiz çok etkin bir şablondur. Benim mesleğimde özellikle
kanser hastalarında, hastalığın altında yatan mutasyonları belirle-
dikten sonra dönüp baktığımız bir yardımcıdır. Bu hali ile evrim
kuramı bizim dolayısı ile insanoğlunun çok ciddi problemlerinin
çözümünde yardımcı olabilmektedir. Bu kuramı dini dışlamak ya
da dine yaklaşmak için kullanmak sadece insani bir zaafın sonucu
ortaya çıkıyor gibi. Bir insanın inançlı olması ya da olmaması bu
tip rasyonel soğuk şeylere bağlı gibi gelmiyor bana. İnsan tüm bu
moleküler evrim açıklamaları içerisinde kolaylıkla inancı dışarıda
bırakabilir ve kendi inanmama argümanına bir destek bulduğu
için rahat hissedebilir ya da tam tersi, buradan yola çıkarak çok
ama çok daha fazla dine yaklaşabilir. Ama bu teoriler ve bilimsel
çalışmalar büyük insan yığınlarının kendilerini rahat ya da rahatsız
hissetmeleri için ortaya konulmuş popüler heyecan nesneleri
değillerdir. Bir sıkıntının üstesinden gelmek için bilimsel merak ve
emekle ortaya çıkartılmış yüksek düşünce gerektiren çalışmalardır.
İşin profesyonellerinin bile altından zar zor kalkabildiği alanlardır
bunlar. Bu tip teorilerin çeşitli grupların ileri geri çekebilecekleri,
esnetip bükebilecekleri şeyler olmaması gerekmektedir.
(...)
Bilimden korkmaya devam eden grupları bundan sonra çok
ama çok daha zor zamanlar bekliyor. İnsanların acilen değişmeye
ihtiyacı var. Değişmenin önünde duran en büyük engel ise oldukça
tanıdık: Cahillik. Cahilliğin tanımı kanımca değişti. Artık hiç bir
şey bilmeyenler değil bu cahiller; bunlar gördükleri ve duyduklarına
doğru soruları sormayan, sormak istemeyen ve belki de soramayan-
lar. Dindar, dinsiz fark etmez; insanların hızlı bir şekilde aklını öne
alıp daha fazla soru soran bir formata yükseltgenmesi gerekiyor.
Ben bunun, tüm korkuları yok edebileceğine inanıyorum.
Yazdığın metnin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum, aklına
sağlık...”
(
Dr. Naci Çine)
***
E
VRİM
üstüneyaptığınızdeğer-
lendirmeler çokönemli.Müs-
lümancoğrafya sosyolojikve
akademikdüzlemdemaalesef
donmuşdurumda.
Batı ülkeleri de bu donmuşluktan çok memnunlar. Çünkü bu
donmuşluk kendi üstünlüklerini sürdürebilmeleri için çok önemli.
Siz bu çabanızla mütevazı de olsa bu donmuşluğu içeriden eritme-
ye çabalıyorsunuz ki, zaten bir erime olacaksa bu içeriden olmak
zorunda.Müslüman olmayan kesimlerin tepkileri her zaman
Müslümanları daha da içine kapatır ve savunmaya zorlar.Maalesef
hem Haçlı Seferleri hemMoğol akınları coğrafyamızı çok tahrip
etti. Bu tahripten sonra otoriter yönetimlerin işine de gelen bir
düşünsel zırh oluştu. Klasik çağında dev gibi insanları yetiştirmiş
coğrafya, adam yetiştirmez oldu. Bu zinciri kırmak zorundayız, bi-
limsel düşünceyi ve demokratik anlayışı içselleştirmek zorundayız.
Bilimi ‘insanileştirmek’ bu coğrafyanın işi. Sonuç olarak girdiğiniz
yol doğru ancak çok meşakkatli bir yol. Ama hep birlikte almamız
gerekiyor o yolu. Hepimizin yolu açık olsun.”
(
Doç.Dr. Ethem
Ergingöz)
***
Gelen olumlu tepkilerden bir kaçını sizlerle paylaştım. Şimdi ta-
rafıma ulaşan “aleyhte” bir mektubu da olduğu gibi sizlerle payla-
şacağım. Yazıma gelen eleştirilerin önemli bir kısmı, Darwinizm’in
bir din haline gelmesinde Müslümanlara biraz fazla haksızlık
ettiğim noktasında birleşmekle birlikte, savunma olarak sadece
Darwinizm’in hatalarını ve neden bilim olmadığını” siralayan bil-
dik argümanlara dayandırılmış. Fakat aşağıda sizinle paylaştığım
mektup bunlardan farklı. Sinan Özdemir imzalı bu mektubu aynen
alıntıladım; çünkü önceki yazımda anlatmak istediğim bağnazlığın
gerçekten de tam mütekamil ve tafsilatlı bir örneğini oluşturuyor.
Kendisine katkısı için teşekkür ederek sizi mektupla baş başa bı-
rakıyorum.
(
Mektup, herhangi bir tashih yapılmadan olduğu gibi
yayınlanmıştır.)
***
Haber Yankısı
haber
ajanda