Page 54 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

52
aralık
2012
ebeveynlerin daha büyük aileler haline gel-
mesi cesaretlendirilirken (positive eugenics),
uygun olmayan kalıtsal özellikleri taşıyan
ebeveynlerin çocuk sahibi olmalarının en-
gellenmesi gerekirdi (negative eugenics).
[1]
Galton öyle ileri gitmiş olmalı ki Dar-
win, 1871 yılında yazdığı “İnsanın Türeyişi”
(
Descent of Man) adlı eserinde kuzeninin bu
fikirlerine karşı çıkmıştır.
[2]
Darwin’in, ide-
olojiler çağı olan 19’uncu yüzyılda ortaya
attığı bu fikirler, onun savunucuları tara-
fından neredeyse biyolojinin paradigması
ve düşünce hayatına yön veren bir ideoloji
haline getirildi. Darwin’in etkisinden bir
türlü kurtulamayan ve daha özgün (orijinal)
fikirler geliştiremeyen bu insanlara Darwin-
ciler, savundukları fikirlere de Darwinizm
denildi. Gerçekten günümüzde Darwinci-
lik veya Darwinizm, bilim kılıfı giydirilmiş
bir dünya görüşüne ve ideolojiye tekabül
etmektedir. İdeolojilerin, insanın zihinsel ve
entelektüel yeteneklerini nasıl dondurdu-
ğunu, gerçekleri algılamada nasıl bir körlük
yarattığını yaklaşık 200 yıldan beri herkes
bilmektedir. Darwinizm de bilim dünyasın-
da böyle bir körlük yaratmış, içinde büyük
boşluklar bulunan bu teori, tartışılmaz bir
ideolojiye dönüştürülmüştür.
Darwinciler insanın, hayatın, dünyanın
ve evrenin ancak Darwinci ideolojinin bakış
açısı ile anlaşılabileceğine inanmaktadırlar.
Bu yaklaşım, “bilimsel” olmaktan oldukça
uzaktır. Eğer bir teori yapısal olarak “tartı-
şılabilir” ve “yanlışlanabilir” değilse, bilimsel
de değildir. Tartışılmaz olarak kabul edilen
bir fikir ve düşünce, bilimden daha çok ide-
olojiye yakındır. İdeolojiler ise -ister bilim
adına, ister fikir adına savunulsun- sonuçta
insanların uydurduğu birer “din”dirler. Böyle
olduğu için ideolojiler eleştirilemez ve tartı-
şılamaz. Ya inanır ya da reddedersiniz.
Günümüzde Darwin’in takipçileri olan
bazı biyologlar, biyolojinin en tartışmalı ko-
nularından biri olan Evrim Teorisi’ni mut-
lak bir gerçek gibi ifade etmekten ve adeta
bir ideoloji gibi savunmaktan bir rahatsızlık
duymamaktadırlar. Darwincilere göre her
bilim adamı biyosferi, biyosferdeki hayatı
ve hayatın çeşitliliğini onlar gibi anlamak ve
algılamak zorundadır. “Hayat” denilen kar-
maşık ve mükemmel gerçeği basite indirge-
dikleri yetmezmiş gibi, bir de bu ideolojiyi
topluma ve insanlığa “hayat felsefesi” ve “bi-
lim” diye yutturmaya çalışmaktadırlar.
HacettepeÜniversitesi Fen Fakültesi pro-
fesörlerinden Ali Demirsoy’un 2008 yılında
internet ortamına gönderdiği bir yazının
başlığı aynen şöyleydi: “Gericiler Çeşitli Bi-
lim Dallarını İlgilendiren Evrim Kuramı’nı
Anlayamazlar; Bu Nedenle Kemalizm’i de
Anlayamazlar”. Ne yazık ki Türk çocukları
bu insanların saçma sapan fikirlerini yıllarca
bilim”diye öğrenmek zorunda kalmışlardır.
Darwinciler EvrimTeorisi’ni sadece biyolo-
jinin amentüsü haline getirmekle kalmamış,
hayatın da tartışılmaz bir gerçeği gibi gös-
termişlerdir. Oysa tartışılmayan ve eleştiril-
meyen hiçbir teori “bilimsel” olamaz. Evrim
Teorisi’ndeki büyük boşlukları eleştirenler,
Darwincilerin gözünde bilim adamı değil,
gericidir. Zira canlı dünyanın gerçeklerini
sadece Darwinciler görebilmektedir (!).
Evrim Teorisi, ateist ve din karşıtlarının
(
batıda Hıristiyanlık, doğuda Müslüman-
lık) bilimsel bir kılıfla insanlara sundukları
bir safsatanın adıdır. Günümüzün ateist-
leri, pozitivistleri ve materyalistleri Evrim
Teorisi’ne can simidi gibi sarılmaktadırlar.
Çünkü onlar için bu teori, varlık âleminin
en önemli bir parçası olan “canlıların ta-
rihsellik boyutunu ve bugünkü çeşitliliğini”
açıklayarak büyük bir bilimsel destek ver-
mektedir.
Darwincilerin bilim dünyasına papağan
gibi tekrar ettikleri bir şey daha var. O da
Evrim Teorisi’ni eleştiren biyologları, can-
lılardaki “değişim sürecini” anlayamayan in-
sanlar olarak göstermeleridir. Oysa Evrim
Teorisi’ni eleştiren biyologlar iki konuya
vurgu yapmaktadırlar: Birincisi, bir orga-
nizmanın tesadüflerle meydana gelemeye-
cek kadar mükemmel ve karmaşık yapısıdır.
İkincisi ise, bir organizmanın sınırsız bir
değişebilirlik özelliğine sahip olmadığı ger-
çeğidir.
Modernbiyolojininortayakoyduğudeney
ve gözlem verilerinin hiçbiri Darwincilerin
tanımladığı bir evrime işaret etmemektedir.
Dahası, bir türün bireyleri arasındaki farklı-
lıkların (varyasyon) uzun zaman içinde biri-
kerek başka bir türü oluşturma potansiyeli,
tartışmalı bir konudur.“Yeni tür”diye tanım-
lanan canlı, daha önce tanımlanmış yaşayan
türün bireylerindeki varyasyonlardan başka
bir şey değildir. Mesela bir fare türünü ele
alalım. Bu türün bireylerindeki varyasyonlar
ne kadar birikirse biriksin, kanatlı bir can-
lı türüne farklılaşma olmayacaktır. Çünkü
varyasyonlar türe özgüdür ve değişim, türün
sahip olduğu biyolojik donanımın müsaade
ettiği sınırlar arasında kalır. Biyolojik dona-
nımı zorlayacak ve ötesine geçecek “varyas-
yon birikimi” diye bir şey yoktur. Türleşme
(
speciation), hipotetik bir fikirdir ve tabiatta
gözlemlenen bir şey değildir. Temel hayat
olayları (enerji üretimi-dönüşümü, protein
sentezi, üreme ve kendini kontrol) ve yapısal
benzerliklere (anatomik-morfolojik, hücre-
sel ve moleküler düzeyde) bakarak bugünkü
canlı türlerinin ilkel bir ortak atadan evrim-
leştiğini iddia etmek bilimsel bir yaklaşım
değildir.
Yeryüzündeki hayatın çeşitliliği bu kadar
basit bir yaklaşımla açıklanamayacak kadar
karmaşıktır. Gerçekten Darwinci ideoloji-
nin evrene, dünyaya ve hayata başka hiçbir
ideolojide olmayan bir indirgeyici bakışı
vardır. Yani onların tanımladığı dünya, bu-
gün içinde yaşadığımız dünyadan çok daha
basit ve gerçek dışıdır. Bu indirgemeci bakış,
hiçbir zaman hayatın anlaşılmasını sağlayan
bilimsel bir bakışı yansıtmamaktadır. En
büyük yanılgıya “insanı” tanımlarken düş-
mektedirler.Evrimci-ateist biyologlar,insanı
sıradan bir canlı türü olarak tanımlamaktan
neredeyse- büyük zevk almaktadırlar. On-
lara göre insanın ilk atası bir zamanlar ağaç-
larda böcek yiyerek hayatını sürdüren bir or-
ganizmaydı. Bu ata organizma, milyonlarca
yıl süren (25-30 milyon yıl) bir “doğal seçi-
lim” yoluyla evrimleşti ve tesadüfler bugün-
kü modern insanı ortaya çıkardı. Aman ne
güzel bir bilimsel (!) açıklama!.. Biyoloji ve
Analiz
haber
ajanda