Page 51 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

49
aralık
2012
Kur’an’daki Ashab-ı Kehf
(
Yedi Uyurlar)’in 300 küsur yıl
sonra uyanıp hiçbir şey olmamış
gibi davranmalarına benzer şe-
kilde, kendi medeniyetimizin
değerlerini yeniden inşa ede-
rek yolumuza devam etmemiz
gerektiğini anlatacaktım. Bir
de baktım ki Haber Ajanda’nın
Genel Yayın Yönetmeni Doç.
Dr. Sinan Canan arkadaşımız
Kasım 2012, 72’inci sayıda ko-
nuyu benden önce –bir başka
açıdan- “Darwinizmin bir din
haline gelmesinde Müslüman-
ların rolü” başlıklı yazısı ile ele
almış.
Yazıyı dikkatlice okuduğum-
da, fikirlerin çoğuna katılmakla
beraber, kantarın topuzunun
kaçırıldığını ve Müslümanlara
biraz haksızlık yapıldığını gör-
düm. Sinan Canan arkadaşımız,
İslâm dünyasının içinde bu-
lunduğu zilletten kurtulmasına
kafa yoran, bu uğurda elinden
gelen gayreti gösteren, inancın-
dan ve ilminden emin olduğum
bir insandır. Bu özelliklerini
bildiğim için, onun bu yazıyı
bir iç muhasebe ve “öz eleştiri”
için yazdığını biliyorum. Za-
ten yazının muhtevası da bunu
yansıtıyor. Sadece Darwinizm
ve biyoloji konusunda değil;
bilim, teknoloji, felsefe, sanat ve
edebiyat gibi dallarda da İslâm
dünyasının bir öz eleştiriye ih-
tiyacı var. Gerçekten kendimize
sormamız gerekiyor, son 300
yılda insanlığa faydalı olan neler
ürettik?
Vahyin aydınlattığı akılla
dünyayı inşa etmek bize düş-
mez miydi? Lüzumsuz bir hüs-
nü kuruntu ile “Sadece insanlık
âlemindeki varlığımız yeterlidir”
diyenlere fazla itibar etmiyo-
rum. İnsanlık âleminde onurlu
bir varlığımız yoksa, bunun tam
tersi zillet içinde yaşıyorsak, bu-
nun neresiyle övüneceğiz? İn-
sanlığın bütün tarihi göz önüne
alındığında İslam medeniyeti-
nin parladığı belli dönemler ol-
mamış mıdır? Elbette olmuştur.
Sadece bugüne bakıp Müslü-
manları yerden yere vurarak da
kendimize haksızlık yapmaya-
lım. Ölçülü olalım. İşte Sinan
Canan kardeşime itirazım da
kendimize yaptığımız haksız-
lık” konusunda olacak.
Haksızlık, kesin bir yargı
olarak, hemen yazının başlı-
ğında görünüyor. “Bilim” kılı-
fı giydirilmiş bir ideoloji olan
Darwinizm’in biyolojide bir
din” ve “ideoloji” haline ge-
tirildiği doğru ama bundan
Müslümanları sorumlu tutmak
açık bir haksızlık değil midir?
Ben bu tür yaklaşımlara “Yaşar
Nuri Öztürk Yöntemi” diyorum.
Eğer bu mantık doğru kabul
edilirse, o zaman Ebu Cehil ve
Ebu Leheb’in küfrü ve müş-
rikliği seçmelerinin ve bunda
ısrar etmelerinin suçu da -hâşâ-
Peygamberimiz’in üzerine atıla-
bilir mi? İnsanlık tarihinin her
döneminde Allah’ı inkâr etmek
için çok çeşitli bahaneler uydu-
ran insanlar çıkmıştır. Bunlar
genellikle hayat tarzlarını de-
ğiştirmek istemeyen, nefsinin
isteklerini “din” edinmiş ve saf
akılla evrendeki her şeyi çöze-
bileceklerini sanan kibirli insan-
lardır. Bugünkü Darwincilerin
de Allah’ı inkâr etmek için bi-
limi bir araç olarak kullandıkla-
rını herkes biliyor. Yoksa bilim
adına söyledikleri hiçbir şeyin
ciddiye alınacak tarafı yok. Za-
ten biyolojinin temel ilkeleriyle
de çelişmektedirler.
Bazı mahfillerde bu insanlar-
da değil; bilim, teknoloji, felsefe, sanat ve
edebiyat gibi dallarda da İslâmdünyasının bir
öz eleştiriye ihtiyacı var. Gerçekten kendimize
sormamız gerekiyor, son 300 yılda insanlığa
faydalı olan neler ürettik?
Vahyin aydınlattığı
akılla dünyayı inşa et-
mek bize düşmezmiydi? Lüzumsuz bir hüsnü
kuruntu ile “Sadece insanlık âlemindeki varlı-
ğımız yeterlidir” diyenlere fazla itibar etmiyo-
rum. İnsanlık âleminde onurlu bir varlığımız
yoksa, bunun tam tersi zillet içinde yaşıyor-
sak, bunun neresiyle övüneceğiz? İnsanlığın
bütün tarihi göz önüne alındığında İslamme-
deniyetinin parladığı belli dönemler olmamış
mıdır? Elbette olmuştur. Sadece bugüne bakıp
Müslümanları yerden yere vurarak da kendi-
mize haksızlık yapmayalım. Ölçülü olalım. İşte
Sinan Canan kardeşime itirazımda “kendimi-
ze yaptığımız haksızlık” konusunda olacak.
DARWİNİZM
veEvrimTeorisi
H
ABERAJANDA
dergisininAralık2012’deçı-
kacakolan73’üncüsayısına
“300
YıllıkDerin
Uyku”
başlığı ilebir yazı kalemealmaküzere
zihinsel hazırlık içindeydim(bubaşlığı eşim
FatmaHanımlabirliktekararlaştırmıştık).
Yazınınanakonusu, İslâmâleminin 1700’lüyıllardakendi
medeniyetininçöküşünüvedünyadaki gelişmeyi göreme-
yecekkadar uykuyadaldığını, buuykunungiderekderinleş-
tiğini, bugünbilimveyüksek teknolojide insanlığınyararına
dikkatedeğer hiçbir şeyüretemediğini anlatmak istiyordum.