Page 47 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

45
aralık
2012
Nesrin Çaylı
RUZ!
dızların da sahte aydınlığıyla gözlerimizi
kamaştırıyor yine ve yeniden Batı. Neden?
Çünkü Noel(miş).
İçimizden biriymiş kadar rahat dola-
şıyor aramızda Noel Baba. “Sen kimsin?”
diye soruyorum büyük ışıltılı mağazanın
önünde allı pullu çuvalından, özendirme
hediyelerinden birini uzatan kırmızı kos-
tümlü beyaz sakallı kişiye…-Sen Kimsin?
Noel Babayım!” -Adın nedir? “Mehmet,
abla!” -Nerelisin Mehmet? “Kars, Sarı-
kamış…” Zihnimde Mehmet ile Santa
Claus arasındaki mesafeyi acı ile izlerken,
memleketinin bendeki tevafuku ile yüzü-
me şaşkınlık aksetmiş olmalı ki “Bozuldun
galiba abla? Kürt olduğum için mi?!”
Ne de gafletten mülhem bir soru bu Meh-
met! Tabiî, benim Noel Baba’ya hesap so-
rarken hesap verme konumuna düşmem
ise başkaca bir gaflet.Küçük bir hayıflanma
yaşasam da hem hesabımı verip, hem Noel
Baba’nın gafletine düğümü atmak için ça-
buk hareketlerle kimliğimi çıkarıyorum
çantamdan. “Babam askerdi. Şark hizme-
tindeyken, Sarıkamış’ta doğmuşum” de-
yince hemşehri ruhu uyanıyor Mehmet’in
ve kurdeleden bir fiyonk gibi kocaman
gülüşe dönüyor gerilmiş dudakları. Elini
çuvala daldırıp birden fazla hediye verme-
ye yelteniyor. Resul-u Kibriya’nın sünnet-i
seniyyesi olan hediyeleşmenin Aziz Santa
Claus’a mâl edilmişliğinden tiksinti duya-
rak almadan, hatta yanımdaki arkadaşımı
da unutarak uzaklaşıyorum.
ArdımdaismiMehemmed-Muhammed
kökünden ilhamla Mehmet konmuş
Noel Baba kostümlü genci bırakırken;
Batı’nın, ülkemin en doğusuna, Kars’ına,
Mehmetleri’ne nasıl da mahir bir eda ile
ulaştığını görmenin ıstırabı gözlerimde
ateş olup yanıyor. Buna sebep olan anla-
yışımıza, kendime, bölünmüşlüğümüze,
yenik düşmüşlüğümüze kırgın/kızgın koş-
ma azmiyle uzaklaşıyorum.Her adımımda
Asr-ı Saadet’ten izler görmek varken,Noel
ışıltıları arasında ayaklarım dolanıyor.
Hızlı adımlarıma geride kalan arkada-
şım (Mahinur) yetişip ironik bir ses to-
nuyla “Niçin ağlıyorsun Elishabeth, yoksa
mesut değil miyiz? Bak her taraf ışıl ışıl.
Ne istersin elin garibinden? Belli ki üç beş
kuruş harçlık çıkarmak için yapıyor bu işi”
diyor. “Mehmet’i suçluyor değilim. Ama
doğrusu şu ki, mesut da değilim” “Neden
kuzum?!”
Derin parçalanma
Bile, isteye kandırılmaya bu kadar mı
teşne olunur? Bu kadar mı farkındasızca
aslı inkâr, kendine hain olmaya talip bu
millet? Post-modernizmin ruhu hiçleşti-
ren dolaylı direktifleri ve damarlarımız-
dan imanı, geçmişimizi ve öz kimliğimizi
şırıngayla çekmek için uyguladığı büyülü
taktikleriyle insan ruhu maddî-manevî bir
kuraklığa sürükleniyor. Geçmişin görkemi
ve zamanın tatminsizliği arasında mekik
dokurken insanlık; aklî, ruhî, dinî, lisanî,
cinsî ve siyasî açılardan her geçen gün derin
parçalanmalar yaşıyor. Bu feci parçalanma-
ya tek çare var ki “Allah’a dayan, say’a sarıl,
hikmete ram ol/ Yol varsa budur, bilmiyo-
rum başka çıkar yol!” 
Aç ağzını, yum gözünü
Yağmuru sevdiğini söylüyorsun/ Ama
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun./ Güne-
şi sevdiğini söylüyorsun/ Ama güneş çıkınca
gölgeye kaçıyorsun./ Rüzgarı sevdiğini söy-
lüyorsun/ Ama rüzgar çıkınca pencereni ör-
tüyorsun.”
William Shakespeare’in bu dizelerinden
esinlenerek soruyorum:
Müslümanım”diyoruz ama güneşimizi,
yağmurumuzu, rüzgârımızı, havamızı, can
suyumuzu, sonsuzluğumuzu vadeden ilahî
vahiyden neden uzaklaşıyoruz? Değiştir-
me ve dönüştürmeyi, sistemli bir biçimde
hap haline getirip “aç ağzını, yum gözünü”
şirinliği ile nasıl ve neden yutuyoruz?
Hâlbuki geçsek aynanın karşısına ve
aldanmışlığımıza, nefsimizin ayıkmazlı-
ğına “açsak ağzımızı, yumsak gözümüzü”,
yutmayacağız hap/lar/ı. Hapı yutup yan
tesirlerini de kâle almadıkça vahye dayan-
dığımızı iddia edebilir miyiz? Ediyorsak
-
peki o zaman-, Batı parmağını böyle
kör gözümüze cüretkârca nasıl sokup bizi
vahim bir körlüğe sürükleyebiliyor? Yut-
tuğumuz hapların sayısı arttıkça ayıkmaz
bir sarhoşluk içinde aslımızı unutup, sahici
kaynaklarımızdan uzaklaşıp tedbirsizleşi-
yoruz. Ve galiba biz, her geçen gün hapçı
oluyoruz!
MÜSLÜMANIM” DİYORUZ AMA
GÜNEŞİMİZİ, YAĞMURUMU-
ZU, RÜZGÂRIMIZI, HAVAMIZI, CAN SUYUMUZU, SONSUZLUĞU-
MUZU VADEDEN İLAHÎ VAHİYDEN NEDEN UZAKLAŞIYORUZ?
DEĞİŞTİRME VE DÖNÜŞTÜRMEYİ, SİSTEMLİ BİR BİÇİMDE HAP
HALİNE GETİRİP
AÇ AĞZINI, YUMGÖZÜNÜ” ŞİRİNLİĞİ İLE NA-
SIL VE NEDEN YUTUYORUZ?