Page 43 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

41
aralık
2012
Mehmet Şeker
Otobüsler daha modernleşti, konforu
arttı. Yollar daha genişledi, gidiş geliş ayrı
oldu. Virajlar ve Mezit köprülerinin sayısı
azaldı. Fakat Bursa ile Ankara arası hız sı-
nırlaması sebebiyle yine altı saat civarında.
Eğer hızlı trenle Eskişehir’e kadar gelirse-
niz, biraz daha çabuk ulaşırsınız. Eh, o da
bir şeydir! Ama demiryolu niye Eskişehir’e
kadar? Bursa’ya uzansa olmaz mı?
Bu tür soruları kafasında dolaştıran, soru
işaretlerini çengeller gibi birbirine iliştiren
tek ben değildim.Ülkeyi yönetenler de aynı
çengellerle uğraşmaktaydı. Ve işte nihayet
Bursa’ya demir yolu gelecek. İşte haber:
Bursa ve Bandırma Limanı’nı demiryolu
ağına bağlamayı amaçlayan ‘Bandırma-
Bursa-Ayazma-Osmaneli Hızlı Tren
Projesi’nin ilk adımı olan Bursa-Yenişehir
hattında çalışmalar tüm hızıyla sürerken,
kent merkezindeki ana istasyonunun te-
meli 16 Aralık’ta atılacak. Bursa ile Ankara
arasındaki yolculuk süresini 2 saat 15 daki-
kaya düşürecek proje, 2015 yılının sonuna
doğru tamamlanarak kentin 58 yıllık tren
özlemi sona erecek.”
Şükürler olsun! Benim gibi orada demir-
yolu olmasını isteyenler sonunda kavuşacak-
lar. İyi ama neden bunca yıl beklendi? Kaç
hükümet görev yaptı bunca zaman içinde?
Kaç ulaştırma bakanı geldi? Kaç yolcu daha
çabuk ulaşmayı arzu etti? Kaç, kaç, kaç?!
İşin tuhaf bir yanı da şu: Bursa, demir-
yoluna yabancı değil. Daha önceden vardı.
Dikkatli olanlar fark etmiştir; daha önce
olmasaydı, özlem “58 yıl şeklinde” ifade
edilebilir miydi? Tarihler konusunda farklı
rivayetlere rastlıyoruz. 1948’de kaldırıldı-
ğını söyleyenler olduğu gibi, son seferin
1954
tarihinde yapıldığını belirtenler de
var. Bursa’da adı “Demiryolu Caddesi”olan
bir cadde mevcut. Hat Bursa-Mudanya
arasında 1892’de kurulmuş. Çok dolana-
rak gidermiş ve fazlasıyla yavaşmış. Tren
o kadar ağır gidermiş ki gençler inip bah-
çelerden meyve koparır ve sonra tekrar
binebilirlermiş. Hatta o hatta ilerlemeye
çalışan trenle yarış yapanlar da olurmuş.
İsterseniz isim de vereyim. Kapalıçarşı’dan
Sütçü Ahmet...
Sultan Abdülaziz’in demiryolu ile ilgili
iradesi,1871 tarihli.Asya Osmanlı Demir-
yolları kurulmuş ve başına Alman mühen-
dis Wilhelm von Pressel getirilmiş. Bursa-
Mudanya arasına raylar döşenmeye baş-
lanmış, 185 bin Osmanlı lirası (4 milyon
200
bin Frank) harcanmış, ancak işletmeye
açılamamış. Yarım kalan çalışma, 17 yıl
sonra tekrar başlamış ve 1892’de hizmete
açılmış. Tren o mesafeyi iki saatte alırmış.
O dönem kara yolculuğunun dört beş saat
sürdüğünü de kaydedelim.
1901
yılında Bursa’ya gelen Nafizade
Ahmet Fuad’ın tren yolcuğunu anlattı-
ğı satırlar şöyledir: “Bir süre sonra trene
bindik. Tren, zeytin ağaçlarıyla dolu bir
alandan haraket ederek yukarıya doğru
çıktı. Birkaç dakika sonra Yorgili/Yörüklü
İstasyonu’na vardık. Buraya hiçbir yolcu-
nun çıktığını görmedim. Bundan sonra
rastladığımız istasyon, Geçid Köprüsü
denilen bir köprüyü geçtikten sonra, Koru
İstasyonu’na vardık. Burada ancak 2-3 yol-
cu trenden indi. Önceki istasyon gibi, tren
burada da birkaç dakika durduktan sonra
hareket etti.
Bu istasyondan kalktıktan sonra bir
vadiyi izleyen tren, Nilüfer Deresi’nde
güzel manzaralarla karşılaştık. Nilüfer
Köprüsü’nü de geçtikten sonra yeniden bir
vadiye inen tren Acemler İstasyonu’na var-
dı. Bu istasyon diğerlerinden daha işlekti.
Kent buradan çok güzel görünüyordu.
Tren ilerledikçe Bursa’yı izliyordum.Arka-
daşım ‘Bak, bak... İşte Bursa burası!’ dediği
zaman, ben Bursa’yı izlemeyi sürdürüyor-
dum. ‘Bekleme’ denilen mevkiye geldiği-
mizde tren yolculuğumuz bitmişti artık.”
Eh, bu yazı da burada bitsin artık!..
Ayakta çiş yapmak
ilericilikmiş
DOKTORLARIN
söylediğini dikkate alırsak,
ayakta çiş yapmak sağlık yönünden sakıncalı.
Din adamlarının söylediğini dikkate alırsak da
durum aynı.
İkisine de kulak asmayıp sadece “hijyen”
dedikleri temizlik açısından bakarsak da sonuç
değişmiyor. Hal böyleyken, idrarın üzerine
sıçramasını umursamamak hangi ölçüye sığar?
Sadece bir ölçü var bu hususu içine rahatlıkla
kabul edebilen. Ona da “ilericilik” deniyor.
Kelimenin cazibesine bakarsanız hoş gö-
rünebilir. Fakat işin aslı öyle değil. Bu öyle bir
tür ilericiliktir ki içine ne koysanız alır. Ayakta
işemeyi, bir tür “özgürlük” zannedenler ve
bunu açık açık savunanlar var. Bu iddia üzeri-
ne nerelere varılır?! Ayakta işemek ilericilikse,
neredeyse bütün hayvanlar ilerici. Atlar, eşek-
ler, köpekler, öküzler... Ayakta işemek özgür-
lükse, kadınlar esir. Üstünlükse alçak, öyle mi?
Why all chuck why!
Tarihyeniden
yazılabilir
MAVİ
üzerine, köşelerden çapraz iki beyaz.
Üst mavi, alt kırmızı. Sol beyaz, sağ kırmızı.
İlk ikisinin tekrarı ve sonda: Sol kırmızı, orta
beyaz, sağ mavi. Denizcilik alfabesiyle adımı
söyledim ve düşündüm ki kayda geçmesinde
fayda var. Zira yazılan yazılar, çizilen şekiller
çok ileri tarihlerde bulunduğunda bilinenleri
sarsabiliyor.
Mesela şöyle: Denizli Doğa Sevenler Der-
neği üyeleri, Bozkurt İlçesi’nin İnceler Beldesi
civarındaki bir gezi sırasında, kaya üzerinde
ilginç işaretlere rastlayıp fotoğraf çektiler. Fo-
toğrafları inceleyen tarih araştırmacısı Kürşad
Baytok, işaretlerin Göktürk alfabesiyle yazıldı-
ğını ve Göktürkler’e ait olduğunu iddia etti.
İşaretlerin çevirisini yapan araştırmacı
Baytok “Üç enenmiş at aldı” cümlesinin
kayada yer aldığını ve 8’inci yüzyıla ait olabi-
leceğini ileri sürdü. Eserin korunması ve kayda
alınması gerektiğini belirten Baytok “Ortaya
çıkan bu önemli eser -kesinleştiği takdirde-
Türkler’in Batı Anadolu’ya İslamiyet’ten önce
geldiklerinin kanıtı olacak. Tarih yeniden ya-
zılabilir. Türkler’in Anadolu’ya gelişi kitaplarda
1071
Malazgirt Savaşı olarak yazıyor. Ancak
bulunan eserler, bunun daha eski olduğunu
gösteriyor” dedi.
Kayanın üzerindeki alfabenin 10’uncu yüz-
yılda kullanımının bırakıldığını belirten Baytok
Bu da Göktürkler tarafından kullanılan
alfabelerde yer alan şekillerin 8’inci yüzyılda
kullanılmış olma ihtimalini ortaya çıkarıyor. Bu
da Türkler’in bu tarihlerde Anadolu’da, özel-
likle de Batı Anadolu’da bulunduğu anlamına
geliyor” diye konuştu.