Page 42 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

40
aralık
2012
Toplum
haber
ajanda
ŞÜKÜRLER OLSUN! BENİM GİBİ
ORADA DEMİRYOLU OLMASINI
İSTEYENLER SONUNDA KAVUŞA-
CAKLAR.
İYİ AMANEDENBUNCA
YIL BEKLENDİ?KAÇHÜKÜMET
GÖREVYAPTI BUNCAZAMAN
İÇİNDE?KAÇULAŞTIRMABAKA-
NI GELDİ?KAÇYOLCUDAHAÇA-
BUKULAŞMAYI ARZUETTİ?KAÇ,
KAÇ, KAÇ?!
B
URSA
-
Ankara arası 2
saat 15 dakikaya inecek
haberini görünce, bilse-
niz nerelere gittim. San-
ki gözlerimin önünden
bir film şeridi geçmeye başladı. “Yahu
ortada bir terslik var” dedim kendi
kendime. Bu tür şeylerin, ömrünün
son anını yaşayanların başına geldiğini
duymuşluğum var çünkü. Ne zaman
Biraz daha ışık” isteyeceğim diye en-
dişeli bir bekleyişe girdim.
O zamanlar, bizim Umurbey’in
etrafında, zeytinlikler kadar dutluklar
vardı. Böcek tutardık. İpek böceği”…
Kendi çocukluk dönemini böyle anla-
tırdı annem. Böceklerin dut yaprağıyla
beslendiğini, meyve vermekten ziyade
dal ve yaprakları hızla büyüyen deli
dut ağaçlarının çok olduğunu, böcek-
ler kozalarını tamamladıkları zaman
toplanıp Bursa’ya götürüldüğünü, at
ve eşeklere yükleyip akşamdan yola
çıktıklarını, sabaha doğru Koza Han’a
vardıklarını, yolculuğun altı yedi saat
sürdüğünü...
O hatıraları dinlemek bize masal-
dan daha tatlı gelirdi. Peşpeşe dizilmiş
koza yüklü hayvanların, eski zaman
kervanları gibi, ay ışığında yol alışlarını
gözümüzde canlandırırdık.Bütün gece
süren o mesafenin, biz o zamanlar ya-
rım saatte gidilebildiğini bilir ve çocuk
aklımızla mukayese ederdik.
Daha sonra nasıl olduysa büyüdük
ve okul içinAnkara’ya yöneldik.(Çoğul
ifadeye takılmayın, kendimden bahse-
diyorum.) Bursa ile Ankara arasındaki
yolu, otobüsle altı yedi saatte giderdik
ki bu müthiş bir hızdı bizim için.Çün-
kü eskiden bizimkilerin o kadar sürede
Bursa’ya ancak ulaşabildiklerini unut-
mamışız. O yolu seneler boyunca kaç
defa gittim geldim, saymadım. Orta-
lama ayda bir’den on iki seneyi hesap
etmek isteyen varsa, engel olmam.Algı
yönünden bakarsak, bana yüzlerce defa
gitmişim gibi gelir. Hâlbuki iki yüz
bile etmiyor kaleme vurunca.
Zamanla alışıyor insan. Yolun kıv-
rımlarını, mola yerlerini, Mezit’leri ez-
berliyor.Fakat bir yandan da “Şu otobüs
daha hızlı gitse olmaz mı?”düşüncesine
kapılmaktan kendini alamıyor. Şimdi
şoför ufak bir rahatsızlık geçirse, kendi-
ni devam edemeyecek durumda hisset-
se, otobüsü kenara çekse ve Kemalettin
Tuğcu hikâyesindeki gibi direksiyona
geçsem,gaza bassam...Çabucak ulaşma
isteğini,aynı yolu defalarca gidip gelmiş
olanlar çok yakından tanıyacaktır. Ama
öyle bir şey hiç olmadı.