Page 39 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

37
aralık
2012
Yazın sebzenin ucuz olduğu zaman yaptığı
konservelerle kışı geçirdiler. Arkadaşlarına
gittiği zaman hediye olarak yaptığı konser-
veleri götürüyordu. Yıllar sonra vücudu bu
yükü kaldıramadı ve kısa bir süre içinde ya-
kalandığı acımasız hastalık ve ölümle nok-
talanan bir hayat…
Oysa gecekondu bölgelerine kömür gi-
diyordu, yiyecek gidiyordu; çünkü cesaretle
ver” diyen insanların istekleri yerine geli-
yordu. Oysa dinimiz bize istemeden “ver”
demeden ihtiyaç içinde olanları bulmamızı
emrediyordu. Ayrıca belediyeden ve devlet-
ten yardım alanlar vakıf ve derneklerden de
alıyordu. Bir sistem içinde yapılmadığı için
istemesini bilenlerden bazılarını çeşitli yer-
lerden aldığı yardımlar mahalle bakkalına
verilerek meşrubata, yumurtaya veya sucuğa
dönüştürülüyordu. O hanımlardan bazıları,
iş yapmayı sevmedikleri için kolay yoldan
yumurtayı veya sucuğu pişirmeyi yeğliyor-
lardı. Oysa o tembel insanları çalıştırarak
yardım etmeye alıştırmalıydık. Kurslardan
geçirerer onları meslek sahibi yaparak ça-
lıştırırken odununu vermeliydik.Hasta olan
öğretmenimize bakıcı bulamamıştık. Ast-
ronomik fiyatları bizim bütçemiz karşılaya-
mamıştı, çünkü hasta ve çocuk bakan çoğu
yabancı uyrukluydu. Devlet ve belediyeler,
vakıflar yardım ettiği için sağlam hanımla-
rımızın bir kısmı evde oturuyor, televizyon
programı seyrederken çekirdek yiyerek za-
man geçiriyordu.
Sessiz çoğunluğun bütün iktidarlar dev-
rinde dile getirilemeyen sesi, bir gün AK
Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan
Kurtulmuş’un Bugün gazetesine verdiği
röportajla gönüllere bir umut kapısı açı-
yordu. Numan Kurtulmuş, şöyle diyordu:
Gelir dağılımında hala bir sorun var. AK
Parti’nin bundan sonraki hedefi orta direği
güçlendirmektir. Orta sınıf, hem rahmetli
Özal ve rahmetli Erbakan ve hem de AK
Parti’nin üzerine oturduğu ve gücünü aldığı
bir sınıftır. Orta sınıfın güçlenmesi, sağlık-
lı ekonomi için şart. Benim zaten doktora
tezimin konusu, orta sınıfın güçlenmesi
üzerinedir. Teknolojideki gelişme refahı
artırdı. Yazık ki az sayıdaki insan çok para
kazanıyor.Milli gelir artıyor, ortalama insan
bundan yeterince pay alamıyor.Gelirin hak-
ça dağılımı sosyal yardımlarla değil, sosyal
politika tedbirleriyle olabiliyor. Asgari üc-
retin tamamının vergi dışı bırakılması, do-
laylı vergilerin payının azaltılması, sermaye
birikiminin hızlandırılması gerekiyor. Tabii
bunlar benim şahsi düşüncem…”
Numan Bey’in son cümlesi önemli: “Ta-
bii bunlar benim şahsi düşüncem…” Bu
düşüncenin gerçekleşmesi sadece Sayın
Numan Kurtulmuş’un gayretiyle olabilir
mi? Hızlandırmak için yardımcı olmamız
gerekmiyor mu?
Yılların içinde, sesi çıkmayan bir çoğun-
luğun varlığı bütün hükümetler tarafından
biliniyordu. Bir yıl içinde orta direğin (kal-
dıysa) telefon, doğalgaz, su ve elektrik fatu-
ralarına ödediği vergileri düşünün…
Son “MuhteşemYüzyıl”dizisinin basında
ve siyasiler arasındaki tartışması kadar orta
direğin dertlerine zaman ayrıldı mı? Basın
ve televizyonlarda “Bu konuları devamlı dile
getirmeyin”diye sanki bir anlaşma var. Siya-
siler de bu anlaşmaların içinde.
Ölen Serpil’lerin, Gül’lerin, Şeref ’lerin
günahını kim yüklenecek? Bugün aynı
durumda olanların sözcüsü kimler ola-
cak diyorduk? O zaman Sayın Numan
Kurtulmuş’u yalnız bırakmayalım.
Emekli ekmekle doyuyur
Emekli profili anketine gore emeklilerin
yüzde 87’si en çok ekmek tüketiyor.Araştır-
maya göre emeklilerin yüzde 28’i aylık or-
talama gelirinin dörtte birini gıda maddele-
rine harcarken, yüzde 38’i gelirinin yarısını,
yüzde 21’i dörtte üçünü, yüzde 14’ü de tü-
münü gıdaya ayırıyor. Yüzde 73’ünün aylık
ortalama geliri istediği ve ihtiyacı olan mad-
deleri almaya yetmiyor. Yüzde 60’ını gıda
maddelerini yakınları temin ediyor. Yüzde
5’
i kurumlardan yüzde 6’sı belediyelerden
yardım alıyor. Bu tablolar varken, basın ve
siyasiler büyüme hızından, refah seviyesin-
den bahsediyor. Basın ve bunu söyleyenler,
bu açıklamalara acaba inanıyor mu, yoksa
kendini inanmış gibi göstermek zorunda mı
kalınıyor?
Bağcılar Belediyesi fındık
bahçesi kuruyor
İlçeyi ismine uygun bağ ve bahçeler-
le donatmak isteyen Bağcılar Belediyesi,
üzüm bağı ile başlattığı “Nostalji Bahçeleri
Projesi”ne fındık bahçelerini de ekledi.Top-
lam 5660 metrekare alandan oluşan fındık
bahçesine ağaçlar dikildi, bahçeye kültürel
etkinliklerin yapılabileceği Karadeniz yöre-
sine özgü “Dolmaevi” de yapıldı. Hizmete
açılacak olan fındık bahçesi hem yeşil alan
ihtiyacını karşılayacak, hem de piknik yap-
mak isteyenlere imkan sağlayacak. Bağcı-
lar Belediyesi Başkanı Lokman Çağırıcı,
Kentleşmeyle bağ ve bahçelerin yerini bi-
nalar aldı. Bu durumda biz de ilçemizde bir
nostaljiyi yaşatmak istedik. Hedefimiz, 22
mahallemizin tamamına bir meyve bahçe-
si kazandırmak. Halkımız piknik yaparken
dalındanmeyve yiyebiliyor.Özellikle çocuk-
larımız aldıkları meyvelerin nasıl yetiştiğini
öğrenmiş oluyor. Kayısı ahçesine “Malatya
Konağı”, Kastamonu bahçesine “Kestane
Konağı” inşa edildi. Diğer belediyelerimiz
de bu örnek projeyi gerçekleştirse şehirle-
rimizde yaşayan insanların eski günlerde
olduğu gibi güzellikleri sanal internet bah-
çelerinde değil, gerçek meyve bahçelerinde
yaşayacaklardır.” diyor.
Bireyin özgürlüğü ve
serbest kıyafet
Bizler siyah önlük ve beyaz kolalı yakala-
rın forma olarak kabul edildiği yıllarda eği-
tim hayatımıza devam ettik. Yetişkin oldu-
ğumuzda tek tip giymenin bizi sıktığı için
özgür olamadığımızı iddia edemeyiz. Bizim
nesille ideal doktorlar, hakimler ve öğret-
menler her alanda ehil olan insanlar yetişti.
Öğretmenlerimiz ve biz benim öğretmenlik
yaptığım yıllarda idealist öğretmenlerdik.
Şimdiki formalar renkli ve zaten çok şık.
Kıyafete özgürlük diyeceksiniz, sonra da
dar olmayacak, kısa olmayacak gibi yasak-
lar koyacaksınız.Öğretmenin ölçüsü serbest
kıyafette neye göre olacak? Daha hanımla-
rımız bile nerede ne giyeceğini bilmezken
öğrenciler nasıl ayrım yapacak? Tesettür
özgürlüğü ve birden bire rahatlamanın için-
de çarşıya, tiyatroya veya düğüne giderken
nasıl giyineceğini düşünmeden, düğün kı-
yafetiyle ortalarda dolaşıldığına şahit olmu-
yor muyuz? Geçenlerde bir veli ilkokuldaki
oğlunun ayna karşısında kıyafeti için vakit
geçirirken okula geç kaldığını, birkaç gün
sonra da yeni kıyafet istediğini söylüyordu.
Aynı anne okuduğu hikâye kitabında kin ve
nefret duygularının işlendiğini ve ayrıca bazı
öğretmenlerin hikâye kitaplarını dışarıdan
almalarına izin vermediğini ve öğretmenin
sattığını söylüyordu.
Özgürlük, eğitimin kalitesiyle oluşur.
Okunan örnek hikâyeler, çalınan bir ens-
trümanla söylenen güzel şarkı ve türkülerle,
sanatla olgunlaştırılır. Ayrıca forma giyen
öğrenci okul dışında haretlerine de dikkat
eder. Sabah formasız öğrenci arasında okula
girmeye çalışan yabancılar nasıl tesbit edi-
lecek? Sivil toplumda tartışılmadan alınan
kararların sonucuna veliler katlanmak zo-
runda mı olmalı?