Page 34 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

32
aralık
2012
dönemin tam da yay gibi geril-
diği zamandaki 10 Kasım tö-
renlerinde Anıtkabir’deki devlet
erkânına elindeki Kur’an ile atı-
larak “Putlara tapmayın! Putlara
tapıyorsunuz!” diye haykırışını
hatırlıyorsunuz, değil mi?
Adamın “put” diyerek tek-
rarladığı şey, ülkenin neredeyse
her yerinde bulunan Atatürk
heykel ve büstleriydi elbette. Bu
olaydan sonra Ankara’daki Ata-
türk Bulvarı’nda bulunan Zafer
Anıtı’nınkırılmayaveyakılmaya
çalışılması da aklınıza gelmiştir.
Gelmesi istenen dip dalga yavaş
yavaş millîleştiriliyordu. Bu ara-
da büst ve heykel konusu, karşıt
iki cephe arasında hep en uç-
lardadır. Bir tarafa göre büst ve
heykeller her yerde olmalıyken,
diğer tarafa göre bunların hepsi
cahiliye putudur. Ortası yoktur.
Bu dizayn, yaşanan sürecin
sol açısından yine hüsranla
sonuçlanması sebebiyle yeri-
ni bambaşka bir yapılanmaya
bıraktı. Memleketin yaşadığı
ekonomik buhran vakitlerinde
terör örgütünün eylemlerinden
neredeyse bahsedilmedi. Apo
yakalanmış ve yargılanmış, et-
nik sosyalizmin hareket ma-
nevraları görünürde tıkanmıştı.
Ta ki AK Parti adındaki parti
kurulup da tek başına iktidar
olana kadar…
Ülke, kendisini sanki yeniden
başlatmış ve dip dalga, kendisi-
ni karmaşaya itenleri bir girdaba
sürüklemişti.Fakat ülke sanıldı-
ğı gibi rahatlamamıştı sol fikri-
yata göre. Tam tersine baş aşağı
gidiyor, ilkeler çiğneniyor, vatan
satılıyordu. Bunu haykırmak el-
zemdi. Haykırmak için gerekli
olan millîleşme işlemi ise yine
zordu. Öyleyse girilecek kalıp
sal”lanmakla sağlanabilirdi.
Bu düşünce de pratikte en-
gellerle karşılaşarak yargı ile
yüzleşilince, “iki ileri-bir geri”
yapılarak etnik sosyalizm dev-
reye girdi. Her gün şehit haber-
leri duyuran basın, bir taraftan
vicdan ve dolayısıyla ahlak ta-
nımayan değersiz kimselerin
fantezi ve hezeyanlarını duyur-
maya ve görüntüyü olduğun-
dan büyük göstermeye başladı.
Aldıkları tepkinin dip dalgaya
dönüşmesi için kaşımaya de-
vam edenler, tam da bu noktada
bizim tartışmamamız gerekenle
kahrını istediğimizi aynı düzle-
me getirmeyi başardılar. Aynı
seviyede Atatürk ile Apo’yu ta-
hayyül, rezaletin de rezaleti…
Eğer fikriyatınızı millîleştire-
mezseniz,milletin fikri olamaz-
sınız. Fakat en başta değindi-
ğimiz gibi azınlıkla da olsa dip
dalgayı yakalayanlar cesaret
alırlar. Selahattin Demirtaş’ın
Abdullah Öcalan’ın heykelini
dikeceğiz” çıkışına, Başbakan’ın
Bunlar ancak beton dökerler…
İşte şimdi CHP’den bir farkınız
kalmadı” diye cevap vermesi
konunun sanırım tam da an-
laşılamayan sözüdür. CHP’nin
ise Başbakan’ın sözlerini “Kor-
kusu Atatürk, Apo heykeli filan
değil” gibi bir sözle yorması,
maalesef aynı stratejik tuzağa
düştüğünü gösterir. Cümle an-
laşılmamış lakin yine cevap ve-
rilmiştir. Başbakan’ın aynı ko-
nuşmada “Bunların heykelleri
bu topraklarda kaide bulamaz”
cümlesi bütün cümlenin çözül-
düğü mühim yerdir.
Velhasılı kelam, Türk Solu
var olmak istiyorsa, millîleşme
sorununu düşünmeli, çözüm-
lemeli ve belki de kendini bir
kapatıp açmalıdır. Miyop göz
hastalığı uzağı görememektir,
hipermetrop göz hastalığı ise
yakını. Hipermetrop hastasına
Adam uzağı görüyor, yakı-
nı göremiyor” şeklinde sözler
söylenir. Halbuki hipermetrop
yakını da göremez. Mesele
buradadır, yani hipermetrop
yakını göremediği gibi uzağı
da göremez. Yakını göremeyen-
den uzağı görmesi beklenemez.
Millîleşemeyen sol, ülke siya-
setini yorumlayamaz ve adapte
olamazken, uluslararası planda
kendine edineceği bir konum-
dan veya oluşturabileceği fayda-
lı tavırlardan söz edilebilir mi?
Gündem
haber
ajanda
M
EZOPOTAMYA
Senfonisi”ninbüyük
üstadı Fazıl Say, katıldı-
ğı bir programdayine
döktürdü. “Huzurukal-
mayınca” buülkede sürekli farklı ülkelerin, farklı
şehirlerini yâdedenSay’ınyeni favori şehrinin
Tokyoolduğunuöğrendik.
Bİ’ TOKYO BİLETİ ÇE
Tokyo’ya gerçekten gidecek
misin?” sorusuna “Giderim gide-
rim, kime ne kardeşim! Bu benim
özel hayatım” şeklinde karşılık
veren Say’a, zaten kendisine kim-
senin karışmadığını hatırlatalım
dedik. Zat-ı şahane bunu kendi
dillendirmeyip, özel hayatında-
ki kararları millete yansıtmasa,
kendisi umurumuzda tek mililit-
re hacimkaplamaz.
Bir sosyal paylaşım sitesinde
yazdığı şiirle “din ve vicdanhürri-
yetinehakaret ve aşağılamaktan”
bir buçuk yıl hapisle yargılanan
Say “Beni hapse atarak Allah’a