Page 31 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

29
aralık
2012
Demokrasi, kurumlar ve kurallar rejimidir.
Anayasa ve yasalarla bu kurumlar ve kural-
lar net bir şekilde ortaya koyulur. Demok-
rasilerde siyasi denetim, hukuksal dene-
tim, medya denetimi, kamuoyu denetimi
vardır. Demokrasilerde üniversiteler özgür
ve özerktir ve düşünce kuruluşları da çok
önemli roller oynarlar.
Demokrasiler siyasi partiler olmaksı-
zın düşünülemez. Birden fazla siyasi parti
yoksa o ülkede demokrasinin olduğu da
söylenemez. Demokrasilerde hukukun
ve demokrasinin ilkeleri ihlal edildiğinde
partilerin kapatılması gündeme gelebilir.
Fakat asıl olan, siyasi partilerin yargı eliyle
kapatılması değil, aksine halkın desteğini
yitirerek siyasi yaşamlarının sona ermesi-
dir.
Demokrasilerde ifade hürriyeti ve ör-
gütlenme hürriyeti vardır. Fakat bu ifade
hürriyeti ve örgütlenme hürriyeti sınırsız
değildir. Şiddete bulaşmadan, şiddeti öv-
meden demokrasilerde her şey söylenebilir
ve tartışılabilir. Venedik Kriterleri’nde de
vurgulandığı gibi, şiddet ve terör övüldüğü
zaman demokrasinin sınırlarının dışına çı-
kılmış olur ve bunun bir bedeli vardır. Söz
konusu kriterlere göre, siyasal partilerin
yasaklanması veya kapatılması, sadece par-
tilerin “şiddeti siyasal bir araç olarak kul-
lanmaları” veya “anayasada güvence altına
alınan hak ve özgürlükleri yok etmek ve
demokratik anayasal düzeni yıkmak için
şiddet kullanmayı savunmaları” durumun-
da haklı görülebilir.
İç siyasetimizde, son günlerde en fazla
tartışılan konulardan bir tanesi BDP’nin
söylem ve eylemleri ile işte bu sınırı aşıp
aşmadığıdır.
Öncelikle demokrasilerde partiler ikti-
darı hedefler, yani ülke yönetimine talip
olurlar. Bunun için ise tüm vatandaşlara
hitap etmeleri, yani ülke partisi olmaları
gerekir. Bu nedenle demokrasilerde parti-
ler bölge temelinde ve etnik temelde asla
kurulamazlar. Onlardan tüm ülkeyi ve va-
tandaşları kucaklamaları beklenir.
Demokrasilerde partilerin yetkili organ-
ları bulunur. Partiler kendi kararlarını bu
yetkili organlar eliyle alırlar, yani özerk-
tirler. Demokrasilerde partiler kendi yet-
kili organlarının aldığı kararlar dışındaki
başka yerlerde, illegal örgütler tarafından
alınan kararları asla uygulamazlar. Yani
demokratik özerlikten bahsetmeden önce
kendileri özerk olurlar”.
Hepsinden önemlisi, demokrasilerde
partiler kendileriyle şiddet ve terör arasına
mesafe koyarlar. Şiddeti ve terörü her ha-
lükarda reddeder, hiçbir sorun ve mağdu-
riyetin terörü meşrulaştırmayacağını kabul
ederler. Bu açılardan bakınca BDP’nin
kendisini bir otokritiğe tâbi tutması gere-
kir.
Dünden bugüne BDP’nin ve aynı çiz-
gide kurulmuş ve kapatılmış eski partilerin
söylemleri ve eylemleri tartışıldığı gibi, en
son örgüt militanlarının ve BDP milletve-
killerinin basının önünde kucaklaşmaları
ve şenlik yapmaları uzunca süre kamuoyu-
nu meşgul etmiştir ve etmektedir.
BDP’nin ne kadar Türkiye’nin partisi
olabildiği, ne kadar Kandil’den, örgütten
bağımsız davranabildiği ve şiddetle arası-
na ne kadar mesafe koyabildiği her zaman
tartışılmıştır. Fakat BDP vekillerinin basın
önünde örgüt mensupları ile kucaklaşma-
ları, şenlik yapmaları,“bizim çocuklar”diye
adlandırdıkları teröristleri övmeleri çoğu
tereddüdü kafalardan silmiştir. Bu resim,
siyasi partilerin şiddet ve terörle arasına
mesafe koymaları gerekirken, BDP’nin
şiddetle kucaklaşması anlamına gelmiştir.
Dolayısıyla demokrasilerde bunun bir be-
deli de olacaktır. Bağımsız ve tarafsız yar-
gı, birilerinin harekete geçirmesine gerek
kalmadan, kurallar çerçevesinde kendili-
ğinden harekete geçer, harekete geçmiştir.
Takdir bağımsız ve tarafsız yargınındır.
Yine demokrasilerde, bu konunun
medyada ve kamuoyunda tartışılması çok
normaldir. Farklı düşünceler olabilir, bu
da demokrasinin gereğidir. Bu tartışma-
lardan sonra BDP’nin terörü lanetlemesi,
terör örgütü ile arasına mesafe koyması
durumunda, BDP’ye karşı olan kanaatler
de değişebilir fakat BDP yöneticilerinin
gösterdikleri tavırlar bunun pek gerçek-
çi olmadığını da göstermektedir. Her ne
kadar BDP yöneticileri, davranışlarının
demokrasi sınırları içinde olduğunu iddia
etse de demokrasi, herkesin istediği şey-
leri yapması demek değildir. Demokrasi
konusunda aşırı uçlardan uzak durup orta
yolu bulmak gerekir.Ne en ufak söylemleri
bile suç sayıp ülkeyi parti mezarlığına çe-
virmek gerekir, ne de kişilerin hiçbir sınır
tanımadan, şiddeti ve terörü bir araç olarak
görmeleri ve terör örgütlerini destekleme-
lerine izin verilmelidir.
Bu olayın tabiî ki siyasi olarak da tar-
tışılması, Meclis’e getirilmesi, BDP’li ve-
killerin dokunulmazlıklarının tartışılması,
hatta Meclis onay verirse kaldırılması da
demokrasinin bir gereğidir. “BDP’li vekil-
lerin dokunulmazlıkları kaldırılırsa, şiddet
ve terör daha da artar” söylemi, yine terör
örgütünün propagandasıdır. Kısacası, de-
mokrasiler insanların yaptıklarının yanla-
rına kâr kaldığı ve sonuna kadar suiistimal
edilebilecek rejimler değildir.
*
AK Parti Kütahya Milletvekili, Dışişleri Komis-
yonu Üyesi