Page 29 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

27
aralık
2012
Fatma Şura Bahsi
Bu kapsamda bazı ülkeleri teknolojik ola-
rak desteklemiş, İran’da küçük ölçekli bir
araştırma reaktörünün kurulmasını sağla-
mıştır. İran’da ilk nükleer çalışma 1957’de
başlatılmış, İran ve ABD arasında nükle-
er enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılma-
sına yönelik işbirliği anlaşması imzalanmış-
tır. Anlaşmanın imzalanmasını takiben, İran
1958’
de Uluslararası Enerji Ajansı (IAEA)
üyesi olmuştur. Nükleer çalışmaları ABD
tarafından desteklenen İran, 1968 tarihin-
de Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme
Anlaşması’nı (NPT) imzalamıştır. Bu an-
laşma ile İran, hiçbir ayrıma tabi tutulmadan
barışçıl amaçlarla nükleer faaliyetlerini yü-
rütme, araştırma yapma, gerekli malzemeleri
tedarik etme hakkına sahip olmuştur.
Anlaşmanın imzalandığı yıllarda, ABD
dönemin konjonktürüne bağlı olarak, ulu-
sal çıkarını göz önünde bulundurarak İran’a
nükleer politika konusunda serbesti kazan-
dırmış, İran ise sunulan bu fırsatı değerlen-
dirmiştir. ABD, SSCB’nin İran ve bölgesin-
de olan nüfuzunu kırmak amacıyla İran’a
olan desteğini artırmıştır. Gerek ABD’nin
desteği, gerekse Arap-İsrail Savaşı ile orta-
ya çıkan petrol kriziyle ekonomisini büyü-
ten İran, nükleer çalışmalarını hızlandırmış,
ABD dışındaki Batılı devletlerle anlaşma
imzalamıştır. ABD ve İran arasındaki iliş-
kilerin gerginleşmesi -İran’ın nükleer silah-
lanma konusundaki faaliyetleri haricinde-
Körfez’e yönelik tehdit oluşturması ve bu
çerçevede Körfez’de bulunan adaların işgali,
bölgeye yönelik rejim ihracı politikası,Orta-
doğu barış sürecine yönelik olumsuz yaklaşı-
mı, Lübnan’daki İslami Cihad ve Hizbullah
gibi örgütleri desteklemesi, ülkesinde insan
hakları ihlali gibi nedenlerden kaynaklan-
maktaydı.
ABD, kendi menfaatlerinin aksine bir dış
politika izleyen İran’a olan siyasi ve nükleer
desteğini çekmiştir.Desteğini çekmekle kal-
mayıp İran’ın nükleer enerji konusunda attı-
ğı adımları engellemeye çalışmış, İran’ı nük-
leer silah üretmeye çalışmakla suçlamıştır.
ABD’nin söz konusu bu politikası günümü-
ze kadar sürmüş ve halen devam etmekte-
dir. 2002 yılında İran’ın gizli nükleer tesis-
lerinin ortaya çıkması sonrasında Almanya,
İngiltere ve Fransa ile yapılan görüşmeler-
den olumlu sonuç alamayan İran yönetimi,
Türkiye üzerinden politika yürütmek iste-
miştir. Türkiye geçmiş dönemlerde İran’ın
nükleer çalışmalarına tarafsız yaklaşmış ol-
masına karşın, son yıllarda İran’ın Batı ve
Türkiye’nin müttefiki ülkeler ile olan ilişki-
lerini etkilemesi nedeniyle konuyla ilgilen-
mek durumunda kalmıştır. Türkiye, Kom-
şularla Sıfır Sorun Politikası kapsamında,
İran’ın nükleer çalışmalarının sonucunun
bölgesel etkisini de göz önünde bulundura-
rak İran’a yönelik dış politika yaklaşımları-
nı belirlemiştir.
Bununla birlikte, bölgesel istikrarın sağ-
lanması için İran’ın Batı ile olan nükle-
er kaynaklı sorunlarını diplomatik yollarla
çözme taraftarı olmuştur. Sorunun çözümü
için taraflara diplomatik yolların zorlanma-
sını ve çatışmacı tavırlardan kaçınılmasını
vurgulamıştır. Bu bağlamda Türkiye, İran ve
Türkiye arasında adeta donmuşluk vaziye-
tinde bulunan nükleer müzakerelerin -ara-
buluculuk rolü üstlenmesi ile- 2007 yılın-
da yeniden başlamasını sağlamıştır. İran ve
AB’li üst düzey yetkililerin bir araya geldiği
görüşmelerde her ne kadar sorun çözüleme-
miş olsa da Türkiye, bölgesel ve uluslarara-
sı düzeydeki bir problemin çözümünde aktif
bir rol alabileceğini göstermiştir.
Türkiye, Sıfır Sorun Politikası kapsamın-
da, bölgesel istikrarın korunması ve anar-
şik bir yapının oluşmasını engelleme ama-
cı gütmektedir. Dolayısıyla İran sorununda
Türkiye’nin iki farklı yaklaşımının olduğunu
vurgulamak gerekmektedir. Buna göre Tür-
kiye, ulusal çıkarlarını ve kendi pozisyonunu
da göz önünde tutarak her ülkenin nükleer
enerji elde etme hakkının olduğunu savun-
muş, dolaylı yollardan İran’a destek verdiğini
belirtmiştir. Diğer taraftan Türkiye, nükle-
er silahların yaygınlaşmasına karşı olduğu-
nu da dile getirmiştir. Esasında Türkiye, böl-
gesinde silahlanma yarışının ve çatışmanın
artmasının önüne geçmek, bölgesinde bu-
lunduğu stratejik önemin azalmasını engel-
lemek amacıyla bölge ülkelerin nükleer silah
elde etmesine ve nükleer silahların yaygın-
laşmasına karşı çıkmaktadır. Buna karşın
Batı’nın ve uluslararası aktörlerin İran’a yö-
nelik uyguladıkları siyasi, askeri ve ekono-
mik yaptırımlara destek vermemiştir.
Türkiye, uluslararası aktörlerin İran ile gi-
recekleri muhtemel çatışmadan bölgesin-
de birinci derecede etkilenecek ülke olması
nedeniyle de her iki taraf arasında uzlaşma-
cı bir politika izlemeye çalışmıştır/çalışmak-
tadır.
T
ÜRKİYE
ve İran ilişkilerini etkileyen önemli para-
metrelerden biri İran’ın yürüttüğü nükleer çalışma-
lardır. İran’ın uluslararası ilişkilerini etkileyen nükleer
çalışmalar yeni bir süreç değildir. Soğuk Savaş döne-
minde, 1959 yılında ABD’nin destekleri başlamıştır.
ABD, SSCB’nin İran’a girmesini ve sosyalizmin bu bölgede yayılma-
sını engellemek amacıyla İran’ın askeri gücünü artırmak istemiştir.
Nükleer silahların gölgesinde
Türkiye-İran ilişkileri
Analiz
haber
ajanda