Page 28 - HABER AJANDA ARALIK 2012 SAYI 73

26
aralık
2012
Cüneyt Akar
>> Öyle anlar geldi ki, sokaktaki vatan-
daş “Türkiye dünyanın süper gücü mü olu-
yor?” diyecek kadar iddialı söylemlere bile
girdi. Zaman zaman abartıya kaçan bu tarz
beklentiler, iktidar partisine de genellikle
güç verdi. Osmanlı’dan sonra Türk ve İslam
coğrafyasına liderlik yapabilecek konuma
gelmek bir yana, bunun konuşulabilmesi bile
gurur sebebiydi elbette.
Komşularla sıfır sorun politikası maa-
lesef ki çok da beklendiği gibi yürümedi.
Ermenistan’la girilen diyalog süreci sonuçla-
namazken, Irak’taki Bölgesel Kürt Yönetimi
ve Merkezi Hükümet’le sürekli anlaşmaz-
lıklara düşüldü. Aralarından su sızmayan
Erdoğan ve Esed aileleri bir anda düşman
oldu. Suriye sorunu ve NATO savunma
sisteminin Türkiye’de konuşlanması İran’la
tarihi fırsat noktasına gelen ilişkileri soğuttu.
Ve tabii ki Rusya…Belki de son 60 yılın en
iyi ilişkilerini kurma şansımızı Suriye’ye ba-
kışımızdaki farklılıklar sebebiyle ertelemek
zorunda kaldık.
Beklentilerin aksine, ters düşmeye başla-
dık komşularımızla. Ama buradaki tek suçlu
iktidar değil elbette. Genel bir suç isnat ede-
ceksek şunu söyleyebiliriz belki: Vatandaşı
bu beklentinin içine sokmak suçtu. Vatandaş
iktidara ve Erdoğan’a o kadar güvendi ki
ülke içindeki başarıların ardından 50 yılda
bile başarmanın marifet sayılacağı dış siyasi
sonuçlar bekledi. Aslında bu beklentilerin de
itici güç olduğu ve AKParti’ye tarihi oranlar-
da oy olarak döndüğü bir gerçek.
Bugün bölge bir arayış içinde. Bu, diğer ülke-
lerin tercihleri ya da birilerinin işaretiyle sonuç-
lanacak bir arayış değil. Bu, Ortadoğu’nun li-
derlik arayışı. Osmanlı’dan beri böyle bir liderlik
göremedi bölge
.
Dönem dönem güçlenen ül-
keler ve liderleri oldu tabii. Ama yaramazlık
yapanın kulağını çekecek, doğru davranana
mükâfat verecek, bölgesel dengeleri iç siyasi
hesapları gözetmeksizin koruyabilecek bir
lider gelmedi.
Suriye konusundaki tutumumuz ve son
olarak Gazze saldırılarına verdiğimiz tepki
bu liderlik için çok önemli işaretler taşıya-
bilirdi. Ne yazık ki Başbakan Erdoğan bu
süreçten beklenildiği gibi güçlü çıkamadı.
Dışarıda da işlerin bağırıp çağırarak yürüye-
ceğini zannetti ya da “One minute!” çıkışı-
nın ardından kazandığı itibarı biraz abarttı.
Meclis kürsüsünden muhalefete yüklenmek-
le İsrail’e yüklenmek arasındaki farkı iyi çö-
zemedi.Meclis’te ya da seçimmeydanlarında
yüzlerce söz verir, onlarca adama çatarsınız.
Sonra söz verdiğiniz işlerin onlarcasını ya-
pamaz, çattığınız adamlarla kol kola girmek
zorunda kalırsınız. Olsa olsa seçmenin bir
kısmına mahcup olur, üç beş puan eksik oy
alırsınız. Ama İsrail’e “katil”, Esed’e “zalim”
diyorsanız, gereğini yerine getireceksiniz.
Yoksa kahvede, sokakta dünyayı yıkıp yeni-
den kuran bizlerden ne farkınız kalır. İsrail’e
katil dediğinizde sizi 70 milyon alkışlar,ismi-
niz önemli değildir. İsrail’e dur dediğinizde
durdurabiliyorsanız, 7 milyar alkışlayacaktır.
İşte o zaman lider olmuşsunuz demektir.
Suriye konusundaki tatlı sert söylemleri
ile tüm bölge ülkelerinden olumlu not alan
Mısır Lideri Muhammed Mursi, Gazze’de
ateşkesi sağlayan kişi olarak da öne çıkmış
ve iç siyasetteki tüm sıkıntılarına rağmen li-
derlik yarışında bir adım öne geçmiştir.Hem
de 9 yıl kadar geriden çıkmasına rağmen. Bu
bizim umutlarımızın tükenmesine değil de
hatalarımızı düzeltmemize sebep olacaksa
ne âlâ!.. Yoksa yeni bir Erdoğan bulmak için
daha çok bekleyebiliriz.
Türkiye’yi bölgesel güç yapacak formüller-
den biri de yönetim biçimimizdir şüphesiz.
Kulislerde fısıltıyla konuşabildiğimiz baş-
kanlık sistemi bir an önce gerçekten tartış-
maya açılmalı ve Erdoğan en az iki dönem
daha ülkeye “Başkan” olarak hizmet etmeli-
dir. Dünyanın ekonomik olarak diz çöktüğü
bir dönemi dimdik ayakta geçiren Türkiye,
artık demode sayılabilecek bu parlamenter
sistemden kurtulmalı ve geleceği daha iyi
planlayabilmenin yolunu açmalıdır.
Çok önemli bir gündem değişikliği ol-
mazsa, önümüzdeki sayıda başkanlık sis-
temi ve bize kazandıracakları konusundaki
görüşlerimi sizlerle paylaşacağım. Sağlıkla
kalın.
T
ÜRKİYE,
AK Parti’nin iktidara gelişiyle birlikte, böl-
gesel güç olma yolunda yeniden iddialı konuma gel-
di.Özal’sız geçen yaklaşık 20 yılın açığını kapatabilmek
için var gücü ile çalışan iktidar partisi ve tabii ki özelde
Başbakan Erdoğan hiç de azımsanmayacak işler yaptı.
Ortadoğu’da liderlik savaşı
Analiz
haber
ajanda